Sovyetler yıkıldığında nasıl şaşkın bir şekilde öylece kalakaldıysak, Arap Baharı’ndaki kaosta da aynı o şekilde kalakaldık; Albert  Einstein’in söylediğinin aksine kaosta düzen yoktu;  Olaylar tamamen aleyhimize işliyordu. Ve aradan geçen 8  yılın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Moskova’da Mevkiidaşı Putin ile yağtığı ortak basın açıklamasında 3 milyon 600 bin Suriyeli sığınmacının halen Türkiye’de olduğunu vurguladı. Bu rakam, kayıtdışı Suriyeliler’in yanı sıra diğer ülkelerden gelen mülteci ve sığınmacılarla birlikte 5 milyon kişiye yaklaşıyor. Türkiye Cumhuriyeti  tarafından bu kapsamda harcanan tutar ise 35-40 milyar dolara ulaştı. Fakat biz sadece bu rakamın büyüklüğü ya da sokakta gördükleriniz boyutu ile bu insanları  plandaki görünmeyen hikayelerine girmek için çalışma yaptık ve ortaya ilginç ve hassas bilgiler çıktı. 

TÜRK GÖREVLİLER İLE BM’CİLERİN MAAŞ ÇEKİŞMESİ

Ülkemizde bulunan 5 milyon yabancı arasında  3.5 milyonu aşkın kişi ile Suriyeliler ilk sırada. Fakat azımsanamayacak sayıda Iraklı, İranlı, Afganistanlı ve Pakistanlı da var. Suriyeliler ‘Geçici Koruma’ statüsünde ve ülkelerindeki iç savaş bitince geri gönderilecek kişiler arasında yer alıyorlar. Tabi 100 bini aşkın Suriyeli’ye şimdiden Türk vatandaşlığı verildiğini de unutmamalı. Bunun dışında doğrudan Birleşmiş Milletler koruması altında olan başka ülkelerden gelen kişiler de var. Bunlar uluslararası statüleri nedeniyle Türk makamları tarafından istenilse de geri yollanamıyor. BM’nin, Türk Göç İdaresi’ne yardımcı olması için farklı illerde ve Başkent Ankara’da görevlendirdiği personeller var. Fakat bu da Türkiye’deki mesai arkadaşlığında görülebilecek bir dramaya dönüşmüş. Türk Göç İdaresi ve BM’nin Türk elemanları birbirlerinin maaşını ve sosyal haklarını kıskanmaktan/gözetmekten adeta ‘düşman iş arkadaşları’ haline gelmiş durumdalar. 
 
 TüCCARLAR, CASUSLAR, TERÖRİSTLER, LGBTİ’CİLER VE GERÇEK GARİBANLAR

Türkiye’deki sığınmacı ve mültecilerin arka planları da oldukça renkli aslında. Sürekli çocuk doğurma meselesi efsane değil gerçek. Çünkü çocuk başı para alıyorlar. Bunda Suriyeliler en isteklileri, yanında ve kundağa sarıp kucağında getirdiği çocuğunun yanında henüz hamilelik aşamasın karnındaki bebeği bile kaydettirip bir an önce gelirini artırmak istiyorlar. İran, Afganistan gibi ülkelerden gelenler ise daha farklı yöntemler geliştirmiş. Bekar erkek ve kadınlar eşcinsel olduklarını beyan edip BM’nin korumalı statüsüne geçiyor ayrıca diğerlerine göre çok daha iyi maaş alıyorlar. BM, LGBTİ’cilere yönelik pozitif ayırımcılığını mülteci ve sığınmacılar üzerinde de ortaya koyuyor. Türkiye’deki gelirleriyle ev tutmak zorunda olan bu yabancılar, burada da tüccar zihniyeti ortaya koyup bir ev kiralayarak  25 mülteci hemşehrisini aynı adreste gösteriyor. Tabi parası karşılığında. Bu ikamete yönelik hava parasını ödeyen sığınmacı ve mülteciler soluğu İstanbul ve Antalya gibi Büyükşehirlerde alıyorlar. Otobüs ve uçak bileti almaları yasak olduğu için taksi tutarak ya da araba kiralayarak şehirlerarası seyahatlerini yapıyorlar. Bu seyahatlerinden birinde taksici, müşterisinin çantalarını bagaja koymak için uzandığında, taksiyi tutan mülteci, “Sakın çantalara dokunma” diyor. Yolda çantayı açtığında ise taksici ayndan görüyor. Çanta dolarlarla dolu. Diğer çantada ne olduğunu ise bilmiyor. Ve en ilginçleri de ülkelerinden Avrupa’ya kaçmak için Türkiye’yi kullanan üst düzey Casuslar.

Göç İdaresi Merkezlerinden birine getirilen üst düzey yabancı bir İstihbaratçı ülkesinde idam edileceğini ve Avrupa’ya geçmesi gerektiğini belirtiyor. Merkezdeki trafik kökenli polis memurları ve diğer görevliler konunun hassas olduğunu anlayıp üst makamlara iletmek istediklerinde, yüksek rütbeli casus mülteci itiraz ediyor, “Devletinize bir kez güvendim ve beni geri iade ettiler. Bir kez daha aynı hatayı yapmam. Bağlantılarım ile Avrupa’ya geçeceğim”… Ancak hepsi bu kadar edepli değil. Bir çoğu Türk görevlilere “Beni sınırdışı edemezsiniz. Sizi hükümetinize şikayet ederim” diyor.

Hadsizlikleri boşuna değil, çünkü Türk görevlilerin gerçekten şikayet edilip işten atılma korkusu içinde olduklarını iyi biliyorlar. Ancak mültecilerin ve sığınmacıların BM ya da Türk Hükümeti’ne kendilerini şikayet etmemesi için adeta görevlerini suistimal eden kişiler öfkesini diğer görevlilerden çıkarıyor.

Mülteci ve sığınmacıların içinde terör, casusluk ya da asayiş şüphelisi yabancıları yakından takip eden Türk güvenlik görevlileri, ilgili kurumlardan bilgi istediğinde “Resmi yazı ile talepte bulunun bize” diye pervasızca bir yanıt ile karşılaşabiliyor! Bunu yapan diğer Türk görevlinin derdi sadece işgüzarlık ve bürokrasi değil, ego tatmini maalesef. Ve bunlar yaşanırken, kaçak yollardan Türkiye’ye Ortadoğulu, Asyalı ve Afrikalılar gelmeye devam ediyor!  Çünkü artık tüm dünya Türkiye’nin mevcut durumunu ve yabancılara olan hoşgörüsünü öğrenmiş! Sorun sadece hümanizm, ümmet gibi bir yüzeysel bakışla ya da Sinan Oğan gibi isimleri eleştirip durmaktan daha başka bir vizyon gerektiriyor. Önümüzdeki dönemde oluşturulabilecek mi birlikte göreceğiz...

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5