Aşk; kelimelerle tarifi yapılamayacak yegane duygu olsa da her gün yeni kelimelerle ifade bulmaya devam ediyor. Biz aşk diyoruz belki ama tek bir adı da yok onun aslında. Herkesin yaşadığı duygu kendince aşk… Yüreğinde bir kıpırtıyla varlığını hissettiren duygunun adını biz koyuyor ve şekle sokuyoruz. Kimimiz toprağa yeni dikilmiş bir fidan misali damla damla su verip büyütürken; kimimiz toprağını kirletip öldürüyoruz. Sorsanız hepimiz eski aşklara özeniyor, eski aşklar kalmadı diyoruz. Sanki eski aşıkların ne yaşadığını biliyormuş gibi. Neydi farklı olan eskiden de insansı bir duyguydu şimdide. Neye göre eski aşklar diyebiliyoruz? Madem onların kalmadığı için üzülüyoruz, peki neden eskiden olduğu gibi kırılan kalpleri tamir etmeyi denemiyoruz.  Zaman kalbi değiştirmez, kalp zamanı değiştirir. Eskiden çocuğa öğretilen önce aile iken şimdi önce sen demeyi öğretiyoruz. Onu dünyanın merkezi yapıp, senden daha önemli bir şey yok diyerek kendine aşık yetiştiriyoruz. Sonra da ondan özverili olmasını bekliyoruz. Büyüğe saygının öğretildiği bir nesilden; büyük küçük, anne baba fark etmeksizin kankalaşan bir nesle dönüşüyoruz. O kadar fazla kendimizle doluyuz ki kimseye tahammül edemiyor, canımız sıkıldığında tıpkı eski bir oyuncak gibi ilişkilerimizi fırlatıp atıyoruz. Çünkü yenisinin geleceğini biliyoruz. Oysa eskiden öyle mi her şeyin kıymeti bilinirmiş kırılan tamir edilir, yırtılan yamanırmış. İşte, bu zihniyetle büyüyen neslin aşkı bir ömür sürermiş. Belki şartları daha ağır, belki ulaşılmazlık çok fazla ama sevdaları dilde değil yürekte saklıymış. Onlara sen değil aile olmak öğretilirmiş, biz ise sen diye diye sen kimsin demeyi öğrendik. Bey diye, Hanım diye hitap eden büyüklerimizden; aşkitomlara dönüştü bugünkü ilişkilerimiz.

Ayaklarımızın üzerinde duralım eşit olalım diye diye aşkımızı ayaklar altına aldık kadın erkek yerimizi unuttuk haddimizi aştık. İyi günde kötü günde sözünün yerini, evlilik sözleşmeleri aldı. Daha en başında geçinmeye gönlümüz olmadığı çok belli aslında.  

Eğer eski aşklar ile yeni aşkları sorgulamak yerine onların saygınlığını, sadakatini, sabrını ve insana verdikleri değer anlayışını koruyabilir ben değil de biz demeyi öğrenebilirsek ne böyle hızlı tükenir ne de tüketiriz. Ve en önemlisi ben değil biz demeyi öğrenmeli öğretmeliyiz.. 

Şimdi soruyorum size zaman mı aşkları tüketen yoksa biz miyiz zamanla aşkı yok eden ?
 
Sevgi ve Saygılarımla
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nilay Koç 1 yıl önce

Tebrikler dostum yine kalemin yine dökülmüş...

Avatar
Beyza 1 yıl önce

Sonun daa ela hanım sizin yeni yazınızı dört gözle bekliyordum yine harikalar yaratmışsınız elinize yüreğinize sağlık başarılarınızın devamını dilerim...

Avatar
Esin karasu 1 yıl önce

Elinize yüreğinize sağlık harika olmuş başarılarınızın devamını dilerim...

Avatar
Demet Ceylan 1 yıl önce

Ela hanim tebrik ediyorum konuyu çok doğru noktadan kaleme almişsiniz. İnsani bi durup düşündürüyorsunuz... Ve haklisiniz. Yeni yazinizi sabirsizlikla bekliyorum, sevgiler