Koskocaman bir dağdır. Dayanaktır. Sığınaktır. Otoritedir. Omuzdur. İlktir.
Hele ki kız çocukları için babaları ilktir, tektir, sondur. O vardır ve dünya daha korunaklıdır.
O vardır ve sen dolu dolu BABAM dersin. O vardır ve sen, dolu dolu dünyaya kafa tutarsın.
O vardır ve sen yürümeyi öğrenirsin. O vardır ve sen ikinci bir sevgi tadarsın. O vardır ve sen yüz bulursun. Annenden farklıdır o. Sanki daha mı yufka yürekli dedirtendir. O vardır ve sen nefessindir. O vardır ve sen cansındır. O vardır ve sen, sadece sen olduğun için muhteşemsindir.
BABA.
Tek bir kelimedir ve senin hayatının tek adamıdır. İnsanındır o senin yıllarca, gölgendir hep arkanda.
Bilirsin hep arkanda kocaman bir kalp sana destektir.
BABA.
Çoğu zaman ilk kelimendir. Çoğu zaman kazanandır çünkü sana annenden farklı gelir.
BABA.
Numerolojiktir. Aslında annelerin üzülmesine gerek yok, tekniktir. O güçlü A sesi ve sese dönüştürmesi dile kolay B sesi yan yana gelir ve sen anneden önce BA-BA dersin. BABA her zaman kazanandır.
BABA.
Her markanın, kurumun, kişinin, stratejistin, pazarlamacının, reklamcının, analistin, dijitalcinin, metin yazarının, reklam yazarının, sanat yönetmeninin derken, velhasıl-ı kelam bizim sektörümüzün en önemli pazarlama malzemesi günüdür. BABA metadır. BABA Napolyon’dur. Haziran ayının 3. haftası 3 kere para para para dedirtir.
BABALAR GÜNÜ
Hep karıştırılır, her yıl karıştırılır, mutlaka karıştırılır, mutlaka o hediyeyi bir çocuk babasına yanlış tarihte alır. Her yılın Haziran ayı 3. pazarı türlü markalar birbiriyle kıyasıya rekabete girer. Kampanya üstüne kampanya, indirim üstüne indirim, indirim üstüne indirim üstüne, kadayıflı ekmek üstüne kaymak üstüne bir daha ekstra indirim, kaçmaz indirim, bitmez indirim, fırsat indirim kavgalarını yaşatandır. Gözümüze sokulan tüm patlangaçlarla, indirimlerle, kampanyalarla, hemen allarla, duygusuz ifadelerle, klişeleşmiş ajitasyonla, aynı reklam yüzleriyle, yıllar yıllar geçer akçe olduğu için aynı tiratlarla oynatılan bir tiyatro sahnesi günüdür. Gerçek insanların gerçek duygularını anlayan, algılayan, analiz eden, sunabilen reklamcıların, PR’cıların, iletişimcilerin galibiyetidir. Marka temsilcilerinin duygusal zekalarının ödüllendirilmesi gereken risk günüdür. Keza haber çıkarmak için yaratıcılık sınırsızlığının sorgulandığı basın bültenidir. Dolayısıyla müşteriniz bir masaj koltuğu markası ise o artık baba koltuğudur, su ise baba suyudur ki o su Temmuz’da plaj çantası, Eylül’de okula dönüş suyu olacaktır. Bu yıl bir marka da çıksın ve 3. pazar değil efendim son pazar kutlayacağım, kafalar artık karışmasın desin. Bir marka da Babasızlar Günü’nü başlatıyorum, her yılın haziran ayı ciğerimizi dağladınız yeter artık desin. Bir marka stratejisti de çıksın yazısının başına kendi babasına olan duygularını, başarısız Babalar Günü örneklerine eski çalıştığı işleri yazsın. Dedim. Yazdım. Başladım. Özümü de eleştirdim.
BABAM
Yıllar önce Babalar Günü’nde bir dergiye seninle ilgili röportaj verdiğimde ne heyecanlanmıştın. Bir de fotoğrafımız yayınlanacak ofise gelmen lazım dediğimde yüzünü görmeliydin. Verdiğim en güzel hediyeydi sana, kendime. Şimdi hediyemi arttırıyorum. Yazımı sana ithaf ediyorum BABAM. Yine sevinelim diye. Benim sana sarılabildiğim tek günüm, senin utangaç, içten, duygusal, gurur duyduğum muhteşem babalığın kutlu olsun.
BABA.
Nokta cümleyi bitirir. İyi evlat olursan baban seni asla noktalamaz. İyi evlat olmazsan da baban seni asla noktalamaz. Baban bumerangındır. 
BABA NOKTA…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5