Malumdur, her otomobilsever için Türkiye'nin yerli otomobil hikâyesi acı bir Tecrübe'dir. Bundan tam 58 yıl önce Devrim otomobili ile başlayan yolculuk ne yazık ki hala tamamlanamadı. Tarihsel hafızamızı biraz zorlarsak, Devrim'in hikâyesi dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in isteği üzerine TCDD'nin Eskişehir'deki TÜLOMSAŞ fabrikasında başlar. Bir grup mühendis tarafından 4,5 ay gibi kısa bir sürede üretimi gerçekleştirilir. Bütün teknik imkânsızlıklara rağmen ''Mc Pearson'' süspansiyon sisteminden tut, 2070 cm silindir hacimli 50 hp'lik bir motora sahip olan 2 yerli otomobil kısa sürede üretilerek, 29 Ekim 1961 törenlerine yetiştirilir. Ancak benzin koyulması unutulduğu için 100 metre sonra durur. Cemal Paşa'nın ''Ne oluyor?'' sorusuna, direksiyondaki Yüksek Mühendis Rıfat Serdaroğlu ''Paşam, benzin bitti'' yanıtını verir. Paşa'dan özür dilenerek, 1 numaralı Devrim aracına geçmesi rica edilir. Cemal Paşa, Anıtkabir'e diğer araçla gider ve o ünlü sözünü söyler: “Batı kafasıyla otomobil yaptınız ama, doğu kafasıyla benzin ikmalini unuttunuz''. Ertesi gün tüm basın tek ses olur: ''100 metre gidip bozuldu''. İlk seri üretime geçen Türk otomobil markası ise Anadol'dur. 1980'lere kadar çeşitli modeller üretilse de, 80'li yıllardaki ekonomik ve siyasi sıkıntılardan dolayı üretim durur.

Otomobil yapmak bu kadar zor mudur?

Elbette araç üretmek ve onu piyasaya sunmak sadece üretim sürecinden ibaret değildir. Oluşturulan marka değerinden tutalım, bunu piyasaya satabilmek ve projenin sürdürülebilirliğinin doğru bir biçimde uygulanması gereklidir. Otomobilin üretiminde kullanılacak hammadde kaynaklarının nereden ve nasıl temin edileceği, yüksek teknolojili bir altyapı ve üretim sürecinin kurulması ve satış-servis ağının yaygınlaştırılması gibi pek çok süreç düşünülmelidir. Tüm bunların yanında projenin başlangıcında, firmanın zarar etmesi bile mümkündür. Dolayısıyla bu ölçüde büyük bir yatırımı, Türkiye şartlarında tek bir şirketin veya birkaç şirketin üstlenmesi hiç kolay değil. Bu yüzden devlet destekli​ bir atılım olmazsa olmaz gibi duruyor.

Geçtiğimiz ay TOGG Yönetim Kurulu toplantısı yapıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ın da katıldığı toplantıda 1/4'lük ölçekli bir prototip basına kapalı olarak üyelere gösterildi. Öte yandan ilk modelin, Tesla gibi akıllı otomobil olacağı belirtilirken, otonom özellikler sunacağı ve ilk gösterimin aralık ayında gerçekleşeceği duyuruldu.

BMC'den yerli pick up atağı

Tam biz otomobilseverler bu konuları takip edip, duralım. Uzun yıllar otobüs, kamyon ve zırhlı muharebe araçları gibi pek çok sivil-askeri zırhlı araç üreten BMC, ürettiği bir pick up'la dikkatleri üzerine topladı. Bugünün dünyasında Amerika'da en çok satılan araç tiplerinin başında pick up'lar olduğunu biliyor musunuz?

Her türlü yol koşulunda yolculuk edebileceğiniz bu araçlar, özellikle gelişmiş ülkelerde bir hobi aracı olarak kullanılabiliyor. Türkiye'de ise yüksek araç daha çok trafikte kendini iyi hissetmek ve belirli bir prestij mekanizması olarak kullanılıyor. İş için kullanılan pick up'larla çok karşılaşmıyoruz. Daha çok Fiat Doblo tarzı nam-ı değer enişte-dayı araçları revaçta. Bir de arkasına Osmanlı tuğrası yapıştırdık mı, tasarım bütünlüğü oluşuveriyor! Pick up sahipleri ise araçlarının arka bölümünü kapatıp, jip havasına sokuyor.

Dış tasarımı köşeli

Aracın tasarımına baktığımızda keskin köşeli hatların hakim olduğunu görüyoruz. Arazi yaklaşma açısıyla, her türlü coğrafyada kolaylıkla kullanılabilecek yüksekliğe ve altyapıya sahip... Ancak belki biraz daha özgün bir tasarım dili uygulanabilir. Özellikle aracın ön kısmı, tampon ve yuvarlak formlu led farları Hummer H1 ve H2 arasında bir tasarımı çağrıştırıyor. Bunun yanında çiftli ana far grubunun hemen altındaki çizgi şeklinde gündüz ledleri göze çarpıyor. Oysa buradaki far ve tampon tasarımının, daha oval biçime evrilmesi halinde; sivil kullanıma da uygun bir hale geleceği açık. Yapılması gereken aslında kendine özgü bir tasarım dilinin oluşturulması.

İç dizaynı dikkat çekici

İç tasarıma baktığımızda ise bu aracın gelecekte sivil kullanıma da uygun olabileceğinin izlerini görüyoruz. Kokpitte piano black detaylara yer verilmiş. Deri direksiyon simidi ve üç kolu direksiyon gayet şık duruyor. Direksiyondan başta bluetooth erişimi olmak üzere, pek çok fonksiyonun gerçekleştirilebileceği düğmeler var. Kabinin genel havası bir arazi aracının içinde olduğunuzu hissettiriyor. Dijital hız gösterge paneli ve kokpitin ortasındaki multimedya ekranı çağın gereksinimlerine uygun olarak tasarlanmış. Elbette ne tarz bir yazılım kullanıldığı ile ilgili herhangi bir bilgi şuan elimizde bulunmuyor. Kokpitte gri fırçalanmış metal efektli plastiğin yanında, kırmızı bir çizginin olması ve bunun koltuklarda da yer alması hem sıkıcılığı biraz olsun gidermiş hem de tasarım bütünlüğü sağlamış. Orta konsolda ise vites, bardaklıklar ve kol dayama gayet güzel görünüyor. Vitesin hemen solunda ise elektronik el freni yer alıyor.

Pick up'lar ne kadar konforludur?

Tasarımı belli oranda içimize sindirdiğimize göre konfora gelelim! Bu araçlar yük taşımak için üretilmişlerdir. Ancak günümüzde sivil kullanımda da kullanıldığını varsaydığımızda, pick up'ların arka yaylarının makaslı mı, yoksa havalı süspansiyonlu mu üretildiği ayrı bir önem arz eder. Arka yayları makaslı olan araçlarda özellikle arka koltukta oturanların konforu zayıftır. Açık konuşmak gerekirse rahatsız edici bir zıplama olur. Bu tabii modelin ağırlık dengesi ve kasadaki yük miktarı ile değişebilir. Ancak yeni nesil bazı pick up'larda konfor, SUV modellere yakın. Mesela Ssangyong Korando Sports'da merdiven şasi, önlerde çift koldan bağlantılı amortisörler arkada ise 5 noktadan bağlantılı helezon var. Bir nevi yay görevi gören bu parçalar, aracın her türlü yol koşulunda darbelerin etkisini sönümlüyor. Yine Nissan Navara için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Ancak arkası makaslı sisteme sahip araçlar, size böbrek taşı bile düşürtebilir! Yani günlük kullanıma uygun değildir. Tabi biz daha bu işin başındayız. Ama başlamak, işi yarılamaktır.

Elbette BMC'nin, bu aracı Türk askeri personel kullanımı için ürettiğini unutmamak gerekir. Ancak tüm dünyada Suv-crossover ve pick up tipi yerden yüksek gövdeli araçlara talep artıyor. Bu da şu soruyu akla getiriyor; neden sivil seri üretime geçilmesin?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5