banner25

CEO, köşe yazarı, Youtube’da ekonomi programı yapımcısı, anne, eş, ekonomiyi çok sıkı takip eden, Türkiye’de ekonomi konuşan ve kaleme alan bir kadın olmak nasıl hissettiriyor?

Burcu Kösem kimdir?

Ülkemizde ve hatta globalde “ekonomist”, “CEO” ve “Yazar” kavramları konuşulduğunda hala ilk olarak erkekler akla geliyor. Eğer bir kadın olarak köşe yazarlığı yapıyorsanız “kadın yazar”, ekonomi konuşuyorsanız “kadın ekonomist” olarak anılıyorsunuz.  Bu kalıplar nedeniyle erkeklerle aynı işi yaptığımız ve bunun üzerine de eş ve anne rollerini dolu dolu üstlendiğimiz halde aynı kriterlerle değerlendirilemiyoruz maalesef. Kriz anlarında görüşlerine başvurulan genellikle erkek ekonomistler, kriz anlarında şirketlerin başına getirilenler de genellikle erkek CEO’lar oluyor. Ben ise, dayatılan kalıplara inat, hem iyi bir eş, hem iyi bir anne hem de iyi bir iş insanı, iyi bir yazar, iyi bir eğitmen olunabileceğini göstermek için çalıştım. Ekonomiyi en az erkekler kadar iyi yorumlayabileceğimizi kanıtladım. Ekonomi üzerine harika programlar yaptım, halen de devam ediyorum. Eğitim, hayat yolculuğumun her evresinde oldu, kendimi daima bilgi ile besledim. İşletme mezunuyum. Marmara Üniversitesi MBA Programı’nı tamamladım. Business Management Institute ve Marmara Üniversitesi iş birliğinde açılan Lider CFO’lar programını tamamladım. Kadir Has Üniversitesi Eğitmenlik Sertifika Programı’nı bitirdim. Ekonomiyi her açıdan doğru okumak için insan ve toplumu da doğru okumam gerektiği gerçeğinden hareketle bu sene başında İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ne kayıt yaptırdım. Dolayısıyla anlatmak için anlamanın önemini ve eğitimin sürekliliğini her daim savundum. Anne ve eş olmak dediğinizde; severek evlendiğim eşim ile severek sürdürdüğümüz evliliğimizde dünya tatlısı iki çocuk dünyaya getirdim. Oğlum 14, kızım 8 yaşında. Evliliğimi ve çocuklarımı iş yaşamımda bir engel olarak görmedim hiçbir zaman. Aksine, zorlu geçen çalışma saatlerimin ardından sığındığım liman oldu yuvam. Ailem hiçbir zaman esaretim olmadı; onlarla özgürleşiyor, onlarla hayatın farklı noktalarını öğreniyor, onlarla eğleniyorum. Çalışmak benim için zorunluluk değil büyük bir aşk olsa da, hayatın bana sunduğu en güzel hediyenin annelik olduğunu biliyor ve her gün şükrümü artırıyorum.

Hayata bakışınız; doğduğunuz aile, kurduğunuz aile, kurduğunuz dostluklar ve çalıştığınız kurum ile şekilleniyor. Ben bu yönden şanslıyım. Beni seven, koruyan, değerleri ile yaşayan ve değerlerini bana aktaran, fikirlerimi önemseyen, dinleyen, demokrat bir ailede büyüdüm ve ben de böyle bir aile kurdum. Bu değerlere sahip çıkan bir kurumda işe başladım ve bu kurum da başarı basamaklarını tek tek çıktım.

Çalışmak benim için maddi bir ihtiyaçtan ziyade manevi bir ihtiyaç oldu her zaman. Ödül veya terfi için çalışmadım. Kendimi geliştirmek ve başarılı olmak için çalıştığımdan dolayı ödül ve terfi kendiliğinden geldi. Kadınlar şunu bilmeli ki; başarmak istediğinizde hiçbir engel yoktur. Engellere, sorunlara değil, yaşamın güzelliklerine ve çözümlere odaklanın, kadının bir eş, bir anne olarak da iş hayatında neler yapabileceğini kanıtlayın. E.C. Mckenzi der ki; “Bir şeyi gerçekten yapmak isteyen bir yol bulur, istemeyen mazeret bulur”. Ben hayatımda mazeretlere asla yer vermedim.

Dünya grubu ile yolunuz nasıl kesişti? Aslında stajyer olarak girdiğiniz kurumda, hayat size nasıl planlar sundu?

Lisenin son yılıydı. Bir firmada uygulamalı olarak staj yapmam gerekiyordu. Komşumuzun referansı ile Dünya Şirketler Grubu’na başvuru yaptım. Başvurumun sonucu olarak; duayen gazeteci Rahmetli M. Nezih Demirkent’in kurucusu olduğu Dünya gazetesini de bünyesinde barındıran Dünya Şirketler Grubu’nun İnsan Kaynakları Departmanı’nda stajyer olarak göreve başladım. İnsan kaynaklarında staja başladığımda, kurumda devam etmek gibi bir düşüncem yoktu. Hayalim stajımı bitirip, edebiyat okumak olsa da zaman geçtikçe kurumdan kopmak istemediğimi anladım. Bağlı bulunduğum müdürler de kurumda devam etmemi istediler ve grupta açık normların olduğu departmanlar için yeni görev önerilerinde bulundular. O gün hem çalışıp, hem okumaya karar vermiştim ki böyle de yaptım. Dünya Grubu’nda sırasıyla maliyet muhasebesi, yönetim muhasebesi ve bütçe planlama bölümlerinde çalıştım. 10 yıl sonra şirketin Bütçe Planlama Müdür Yardımcısı oldum.  Sonrasında Bütçe Planlama Müdürü, Mali İşler Müdürü, Finans Müdürü, Grup CFO’su görevlerine getirildim. Stajyerlikten CEO’luğa uzanan kariyer yolculuğum yaklaşık 22 yıl sürdü. Çalıştığım kurumda farklı ve birbirini besleyen departmanlarda çalışmak, sürekli yeni şeyler öğrenme azmim, kurumda uzun yıllar kalmamı sağladı.

Yeni şeyler öğrenmekten hep çok keyif aldım. Ama öğrendiklerimi paylaşmak ve de sorumluluk almak işin en keyifli yanı oldu her zaman. Bilgiyi paylaştığınızda çalışma arkadaşlarınız ile birlikte büyüyorsunuz. Çünkü iyi bir ekip olmadan hangi pozisyonda olursanız olun başarılı olmak çok mümkün değil. Doğru işi, ancak doğru ve işe inanmış insanlarla yaparsanız doğru sonucu elde edersiniz. Ekibinizdeki her bir bireyi iyi tanımanız, iş yapış şekillerini doğru bilmeniz gerekir. Ekip yöneticisi olarak vizyonu üreten siz olsanız da ekibin üyeleri bu vizyona sahip çıkmazsa yürüdüğünüz yolda yalnız kalırsınız. Öncelikle ormanın tüm ağaçlarını bileceksiniz ama ağaçların gölgesinde de kalmayacaksınız. Ağaçların gölgesinde kaldığınızda ormanın bütününü kaybedersiniz, ama ağaçlarla ilgilenmezseniz de ormanı yine kaybedersiniz. Dengeyi iyi kurmanız gerekir. Ekibim ile bu dengeyi iyi kurduğumuzu düşünüyorum.

Türk yayıncılık tarihinde köklü bir aile…

Demirkent ailesi ile çok uzun zamandır birlikte çalışıyorsunuz. Siz; Nezih Bey, Işın Hanım ve Didem Hanım’ı nasıl anlatırsınız?

Türkiye’nin kalkınmasının Anadolu’dan başlayacağına inanan, bu nedenle özellikle Anadolu’nun sesi olmaya özen gösteren, şirkette çalışan her bireye eşit imkanlar sunan, gelişime açık, çalışmaktan hiç yorulmayan, Salı Yazıları ile yıldızlaşan ve Salı Yazıları’nda verdiği her mesaj yakından takip edilen, sözüne inanılan, ağzından düşürmediği sigarası ile basın dünyasının Nezih babası…Rahmetli M. Nezih Demirkent ile aynı çatı altında yaklaşık 3 yıl çalıştım ama birebir iş yapma fırsatım hiç olmadı. Kendisini ve değerli eşi rahmetli Prof. Dr. Işın Demirkent’i, onların hikayelerini, hayata bakışlarını ve ilkeli duruşlarını en yakınları olan tek kızları Sn. Didem Demirkent’ten dinleme şansına sahip oldum. Didem Hanım ile uzun yıllar birlikte mesaimiz olmasına rağmen son 3-4 yıldır çok yakın çalıştığımızı söyleyebilirim. Yayıncı bir baba ve tarihçi bir annenin kızı olarak dünyaya gelen Didem Hanım, bir gün ulusal ekonomi basınındaki tek kadın medya patronu olacağını hiç düşünmemiş, hayal etmemiş. Ama babası duayen gazeteci M. Nezih Demirkent hayata gözlerini yumduğunda bu bayrağı gözünü hiç kırpmadan, her türlü riskini de göğüsleyerek devralmış ve 19 yıl boyunca Dünya gazetesini Nezih Demirkent ilkeleri ile yaşatmıştır. M. Nezih Demirkent’in “Önemli olan medyanın etik ve ahlak kurallarına bağlı, kişilik haklarına saygılı ve tarafsız yönünü koruması” şeklindeki görüşünden Sayın Didem Demirkent’te asla ödün vermemiş ve geleneksel aile gazeteciliğini sürdürmüştür. Halen Dünya Şirketler Grubu’nun diğer faaliyetlerinin yönetiminde bu ilkeli tutumunu sürdürmekte. Didem Hanım için mutluluğun tanımının cebine giren para değil, itibar olduğunu söylemem sanırım hiç yanlış olmaz.

Başkan Yardımcısı olduğunuz Demirkent Eğitim ve Araştırma Vakfı ne zaman kuruldu? Vakfın kuruluş amacını sizden dinleyebilir miyiz?

Geçen yıl kurduğumuz vakfımızın lansmanını 2020 yılı Şubat ayında rahmetli M. Nezih Demirkent’in ölüm yıl dönümünde gerçekleştirdik. Sözlerimin başında da bahsettiğim üzere Dünya Şirketler Grubu’nun iş hayatına katkıları yadsınamaz elbette. İş hayatına olan katkıların yanı sıra topluma karşı sorumluluğumuzun da farkındayız. Bu bilinç ile ülke menfaatini şahsi menfaatlerinin üzerinde gören, ilim-irfan sahibi, çağdaş ve ilkeli genç kızlar yetiştirmek ve duayen gazeteci M.Nezih Demirkent ile saygıdeğer eşi ünlü tarihçi Prof. Dr. Işın Demirkent’in ilkelerini gelecek nesillere aktarmak üzere Demirkent Eğitim ve Araştırma Vakfı’nı kurduk. Sayın Didem Demirkent önderliğinde kurulan bu vakfın öncelikli amacı verilen burslarla hayatlarına dokunulacak genç kızların ülkemizde ve tüm dünyada başarılı çalışmalara imza atmalarını sağlamak; vakfımız bünyesinde çıkartacağımız yayınlarla da bugüne ve geleceğe ışık tutmaktır.

11 Şubat 2020’de gerçekleştirdiğimiz anma ve ödül töreninde, hem önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza attık, hem de ‘İletişim’, ‘Tarih’ ve ‘Sosyal Farkındalık Oluşturulmasına Katkı’ başlıkları altında ödülleri sahipleri ile buluşturduk. Ayrıca uzun ve titiz bir çalışma sonucu M. Nezih Demirkent anısına hazırladığımız 1959 kelimeden oluşan ‘Ekonomi Sözlüğü’nü gerçekleştirdiğimiz gece de bağış amaçlı satışa sunarak tarih bölümlerinde okuyan kız öğrencilere burs imkanı sağladık.

Pandemi dolayısıyla organizasyonlar dijital platformlara taşınıyor. Merhum Nezih Demirkent adına 11 Şubat’ta anma ve tören düzenleyecek misiniz?

Her sene 11 Şubat’ta duayen iki Demirkent adına anma ve ödül töreni yapmaya devam edeceğiz. 11 Şubat 2021 Perşembe günü Hibrit bir model ile gerçekleştireceğimiz ödül törenini yine harika bir yayın ile taçlandıracağız.

Kızılay İstanbul Büyükşehir Şube’nin Yönetim Kurulu’nda yer aldığınızı görüyoruz. Bu kadar yoğunluğun arasında böylesine emek isteyen bir göreve nasıl evet dediniz?

Tarafıma böyle bir teklif geldiğinde ve de yönetimde birlikte çalışacağım isimleri gördüğümde tereddütsüz evet dedim. Şube Yönetim Kurulu Başkanımız Kadem Ekşi’nin de ifade ettiği üzere, 62 kurucumuz ve yönetim kurulumuz ile yedi renk ve yedi bölge harmanlanmış, tüm farklılıklar zenginlik haline dönüştürülebilmiştir. Ticaret ve Sanayi odalarından, akademi ve bilim dünyasına kadar farklı birikimleri ve tecrübeleri olan isimler olarak yönetim kurulunda yerimizi aldık. Hilali Ahmer çatısı altında Kızılay’a, 16 milyon İstanbulluya ve dolayısıyla ülkemize hizmet etmeyi amaç edindik. Kızılay İstanbul Büyükşehir Yönetim Kurulu olarak öncelikli hedefimiz genel merkezin vizyonuna uygun projeler geliştirmek, sosyal refahın gelişimine katkı sağlamak, afet bilincini geliştirmek ve kan bağışınının önemini kavratmaktır. İstanbul’da ihtiyacı olan her bireye ulaşmak ve de kriz yönetiminden risk yönetimine geçiş yaparak afet bilincini oluşturmak, İstanbul halkını bilgilendirmektir. Böylesine ulvi bir görev için vakit ayırmamak söz konusu bile olamazdı. Biz de ‘’herkesin Kızılay’ı, herkes için Kızılay’’ ilkesiyle çalışmalarımıza hız vereceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.