Sanırsınız ki şehirlerimiz, özelliklede İstanbul bir anda böyle beton tümörler tarafından sarıldı.
Oysa ilk gökdelenler ortaya çıkınca, ne kadar tartışılmış ve tepkilerle karşılaşılmıştı!
Ama ne bu konu ile çok yakından ilgilenen mimarlar odası dinlendi nede çevreciler…
Kulaklar duymadı
Gözler görmedi
Şehirlerin öncesinde hazırlanmış yerleşim ve yapılaşma planları dahi dikkate alınmadı
Ne zamana kadar?
Bu habis beton tümörlerin şehirlerde ve semtlerde gözümüzün içine batana kadar!
Ama bundan sonra önlem alınsa ne çare?
Bütün vücudu sardıktan sonra artık ne yapılabilir ki?
Bunları yıkmak ya da şehirlerin görünümlerini güzelleştirmek ve sağlıklı bir yaşam ortamına dönüştürmek ne mümkün?
Bunun maliyeti o kadar yüksek olur ki bu günkü ekonomik düzeyimizle yıllarca mali olanaklar yaratsak bile bir çözüme üretemeyiz…
Ya bundan sonra bir set çekip ileriki oluşumları engelleyeceğiz ya da bu olumsuz yapılaşmaların maliyetini ve vebalini nesiller boyu ödemeye devam edeceğiz!
Büyük köprüler, deniz altı geçitler, otoparklı, birkaç tane, restoranı olan devasa şehir hastaneleri, yap işlet ile ihale ediliyor ama aynı zamanda, belirli sayıda geçiş, hasta garantisi de veriliyor ve uzun süreli işletim hakkı tanınıyor. İşte en önemli açmazda burada oluşuyor ve şu ana kadar gözlenen de bu sayılara erişilmeme durumunun oluştuğudur.
Haliyle bu açıklarda milli bütçeye katkı değil gider olarak yansımakta ve ileriye dönük sorunları çözmek yerine artırmaktadır.
Bu da daha çok vergi daha çok fiyat artışı olarak direkt bizlere yansımaktadır!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5