Çin markalı akıllı telefon piyasasına yeni oyuncular girmeye devam ediyor. Dün de tanıtımı yapılan Realme bunlardan biriydi. Tanıtıma katıldım, yöneticileri dinledim, telefonları kısa bir deneyimleme şansı buldum. Yıl içinde, bir iki telefon marka daha gelirse şaşırmayın.

Son dönemde karşılaştığım iki soru var. Bu yeni markaları tavsiye eder misin? Bu markalar pazarda kalıcı olur mu?

Yılın son iki ayında 3 ayrı Çin markasının tanıtım toplantısına katıldım. Bu markaların bende bıraktığı izlenimleri paylaşmak istiyorum.

Çinli telefon markaları nereye koşuyor, tüketicileri etkilemek için kullandıkları argümanlar yeterli mi, kendilerini konumlandırmaları başarılı mı? Bu sorulara sadece telefon satışlarını göstererek cevap vermek, yeterli olmayabilir.

Bu üç davetten ikisi Türkiye’ye daha önce girmiş markalardı: Redmi Note 8 ve Honor 9X. Diğeri ise tv panelleri üreten TCL firmasının ürünü TCL Flex. Dünya lansmanının Eylül’de yapmış olan firma, Kasım ayı ile birlikte telefon pazarında kendine yer bulacağı düşüncesiyle Türkiye’ye adım attı. Tanıtım oldu ama bir daha kendisinden haber alamadık.

Firma, tv paneli sektöründeki deneyimi ile NXTVISION görsel teknolojisi ve üst düzey görüntü kalitesine sahip ekranıyla farkındalık oluşturma gayretinde. İlk izlenim şu: Bu özellik, her gözün fark edebileceği görüntü üstünlüğü sunmuyor. Bir de uzun test süresince nasıl sonuç vereceğini deneyimlemeden önyargılı hüküm vermek de doğru olmaz.

Redmi serisi Xiaomi’ye, Honor ise Huawei’ye ait modeller. Redmi, Xiaomi ile birlikte konumlandırılırken, Honor ayrı bir marka gibi konumlandırılıyor. Bence tamamen grup dışına çıkarılması gerekiyor. Uzun vadede Huawei’yi de olumsuz etkileyecektir.

Konuyu anlamak için diğer markalara göz atmakta fayda var. Alt ve üst segmentler arasındaki markalar ve aralarındaki rekabetin boyutu önemlidir. Yoğun teknoloji yarışı içindeyken fiyatlama, pazarlama, konumlandırma odakları istenilen sonuçları vermeyebilir. Üstüne üstlük Huawei’ye karşı ABD Başkanı Trump’ın takındığı tavır da stratejilerin değişmesine sebep olabiliyor.

Bu markaların yanı sıra Türkiye pazarında Huawei, ZTE ve Lenovo gibi markalarını da sık duyuyoruz. ZTE, operatörlere altyapı teknolojileri sunuyor. IBM’in bilgisayar markası olan Lenovo epey zamandır Çinli bir marka ve bilgisayar pazarında dünyanın en çok satan markasıdır. Huawei de yine teknoloji altyapıları ile Çin’in teknoloji lideridir. Ama bu markalardan sadece Huawei’nin telefonu Türkiye pazarında satılıyor. Diğerlerinin de telefon ürünleri olduğunu unutmayalım.

Bir de hiç duymadıklarımız var: Meizu, OnePlus, Letv, Oppo, Homtom, Vernee, Vivo, UMI, Ulefone, Elephone, Doogee, Leagoo, Mazze, Bluboo, Oukitel. Her an başka markalar da çıkabilir.

Çinli markaların çoğunda çift sim kart haznesi bulunması ve iPhone, Samsung, LG, Sony gibi telefonlara göre cazip fiyatları tercih sebeplerinin başında geliyor. Türkiye’de olmayan markaları internet üzerinden alabilirsiniz. Ancak garanti kapsamına girmediği, sorun çıktığında teknik servis bulma ihtimalleri de değerlendirilmelidir. Bir de son dönemde ödenen 1500 liralık IMEI kaydı ücreti, pek çok modelde ithal cazibesini kaybettirdi.

Distribütörler aracılığı ile girmiş olan markalar genelde birden fazla yetkili belirliyorlar. Bu da markayı yönetme noktasında bazı sorunlar çıkardığı kanaatindeyim.

Lansmanlarda gördüğüm bir diğer bir stratejik hata var: Standart özellikler sunuluyor. yanı sıra bir hedef konuşlandırması bulunmuyor.

Farklı bir strateji izleyen markaları da anlamakta zorluk çekiyorum. Oppo ve Xiaomi gibi...

Oppo’nun Fransa ve İngiltere’de konumlandırmasını tenis ile odakladı. Bu bağlamda dünyanın en önemli tenis turnuvaları olan Roland Garros ve Wimbledon’a sponsor olmakla başladı. Tenisle özdeşleşen bu yaklaşım dünyanın başka yerlerinde neyle özdeşleşiyor. Markanın yerelleşmesin önemli ama küresel etkinlikler olunca, yerellik ile algı karışıyor.

Xiaomi de, Çinli Apple olarak tanındı. Ve sadece telefon değil, okıllı pek çok ürün ile pazarda yer almak için adımlar attı. Mishop veya Mistore’lar ile markayı yerleştirmeye çalışıyor. Yeni tasarımlarında Apple etkisi görünmediği gibi son bir yıl içinde neredeyse telefon dışında akıllı ürün üretmedi. Algıyı yönetemezsiniz ve konumlandırma odağını kaçırabilirsiniz. Şimdilik risk az olsa bile çok yakında bu tehlikeyi görüyorum.

Marka genişliği, sadece Çinli markaları değil, Samsung gibi markaları da olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Türkiye pazarına yeni giren Realme, Oppo’nun alt markasıydı. Hindistan pazarında 5 ayda 7 milyon adet satınca bağımsız olmaya karar verdi. Şu anda marka küresel pazarda yedinci sırada.

Kulislere göre Xiaomi’nin alt markası olan ve çıktığı dönemde büyük övgüler alan Pocophone, Poco markasıyla bağımsız hareket edeceği konuşuluyor. Xiaomi’de Redmi serisi de ileride böyle bir yol çizebilir. Xiaomi, neredeyse her ay markalarından birine ait yeni bir model duyuruyor. Hangi ürünü hangi bütçeyle, hangi hedef kitleye duyurabilecek? Markanın takipçileri mağazalarda çok daha fazla akıllı ürün görmek istiyor. Aksi takdirde açılan mağaza kadar, eski açılanlar kapanma riski taşıyor.

Bütün markalar şunu bilmeli: Akıllı ürünler kulaklık ve saatten ibaret değildir.

Markaların kendilerini lanse etme yolları da yeterli olmadığını gözlemledim. Xiaomi, küreselde yüzde 5 karlılık ile çalıştığını açıkladı. Bu karlılık oranı son dönemde ciddi sorgulanıyor. Bu yıl satışlar küresel pazarda hedefin altında kaldı. Dar bütçeyle yoğun rekabet ortamında algı oluşturamadıkları kanaatindeyim.

Sadece beş-on influencer’a bütçe ayırarak piyasada etkin olabileceklerini düşünmeleri gariptir. Bu hatayı neredeyse bütün markalar yapıyor.

Son çeyrekte tanıtılan modellerin hedeflerine ulaşabildiklerini sanmıyorum. Fiyat rekabeti de bir yere kadardır. Markalar genelde telefonun bedelinden bahsederken “fiyat performansı” tanımını kullanıyorlar. Fiyatına göre, gösterdikleri performansa bakılırsa haklılar. Burada zımni olarak iPhone, Samsung ve Huawei markalarını kastediyorlar. Evet, bu telefonları göz önünde bulundurursak, fiyat performans yönünden bu markalar alınır.

Hatta şunu da diyebilirim: Akıllı telefonla uzmanlık gerektiren bir iş yapmayanlar niye üç beş kat para vererek bu üst segment markaları alıyorlar? Diğer taraftan kendi aralarındaki performansa baktığımızda, Çinli markaların fiyat performans özelliği yeterli olmayacak ve önümüzdeki günlerde fiyatları indirmek zorunda kalacaklar.

Bir başka ihtimal de, kulaklık yanı sıra aksesuar ve deprem uyarısı, hava emisyon ölçme gibi uygulamaları telefonlar ile verebilirler. Akıllı saatleri daha cazip fiyatlara satıp, sağlık kuruluşlarının yorumlarını kullanıcılara ulaştırmak gibi hizmetler de buna eklenebilir.

Farkındalığı en güçlü telefon kalem özelliği ile Samsung Note serisidir. Ne gariptir ki Samsung kalem özelliğini yeterince değerlendiremiyor. Bu yıl katlanan telefonlar öne çıkacak gibi görünüyor. Katlanan telefonlar, tablet pazarını da etkileyebilir. Tablet pazarı iPad’e bırakılamayacak kadar geniş bir alandır. Çinli markalar, tablet pazarında da zayıf kaldılar.

Çin, yapay zekada dünya liderliğini kapmış görünüyor. Yapay zeka, akıllı cihazların göz ardı edemeyeceği bir alan olmasına rağmen, farkındalığı olan bir yapay zeka uygulaması ve özelliğini öne çıkaran bir marka olmadı. Huawei, 5G linkleri konusunda dünyada öncü olmasına rağmen, kendi akıllı cihazlarıyla nihai tüketiciye 5G’yi ulaştırmada yeterli gayret içinde değil.

Yukarıda bahsettiğim markaların çoğu 10 yıl önce yoktu, önümüzdeki 10 yıl içinde de adını duymadığım pek çok marka pazarda yerini alacaktır.

Unutmayalım ki şu an dünyada bilgisayar, tablet, telefon ve akıllı cihazlarla 5 milyara yakın akıllı bağlantı noktası vardır. Ancak önümüzdeki 10 yılda bu rakam 50 milyara ulaşacaktır. Akıllı cihaz üreticisi markalar için çok geniş bir pazar potansiyeli doğmak üzeredir. Yarış şimdi başlıyor, rekabeti ve algıyı iyi yöneten markalar ayakta kalacaktır...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5