Steve Jobs, Bill Gates, Mark Zuckerberg ve bilgisayar alanında daha birçok isim... Hepsinin ortak özelliği ise küçük yaşta programlama öğrenmiş olmaları. Zuckerberg, kod yazmayı 9 yaşında öğrenmiş, Bill Gates’in ilk programı, 13 yaşında yazdığı üçtaş oyunuymuş.  

Dijital çağda en önemli araç teknolojidir.   Çocuklar, ileride hangi mesleği yaparsa yapsın, mesleğin temel dinamiği teknoloji olacaktır. Yeni dünya düzeninin yeni eğitim şekli de STEM (Science-Fen, Technology-Teknoloji, Egineering-Mühendislik, Mathmatics-Matematik). 

ABD Başkan adayı Hillary Clinton’ın başkanlık programında,  STEM öncelikli konular arasında yer alıyor.  ABD Başkanı Barack Obama, kodlamanın ABD için ne kadar önemli olduğunu belirtmek için kodlama kursu alarak, ilk programını yazdı ve dünyada ilk program yazan başkan olarak tarihe geçti.

“Birçok insana göre, dijital devrim henüz başlamadı bile! Önümüzdeki 10 yılda büyük değişikliklere şahit olacağız. Herkesin kodlamayı öğrenmesinde fayda var.” – Eric Schmidt – Google CEO, Java

2025 yılına gelindiğinde 1 trilyon cihazın internete bağlanacağı, giysilerin %10’unun giyilebilir teknoloji olacağı, evlerin %15’inin fabrikaya dönüşeceği belirtiliyor.  Sağlık, tekstil, inşaat, turizm, eğitim gibi birçok alan dijital evrime uğradığı gibi evlerde üretim de 3 boyutlu yazıcılarla yapılacak. Bugünün birçok mesleğini robotlar yapacak. 

Çocuğunuzun küresel kariyeri kodlama ile başlıyor

Başta ABD, Almanya olmak üzere gelişmiş ülkeler, dünyadaki sanayiyi şekillendirecek kişilerin bugün ana okulda ve ilköğretim sıralarında oturan çocukların olacağını söylüyorlar. Gelişmiş ülkeler, dördüncü sanayi devriminin aktörlerini yetiştirmek amacıyla çocuklara yönelik “kodlama ve maker hareketi” başlattılar. Hatta ABD başta olmak üzere dördüncü sanayi devrimine yön vermek isteyen ülkeler, 2025 yılında dünya sanayisine yön vermek ve sanayilerinde çalışacak insanları şimdiden belirlemek amacıyla; kodlama hareketlerini, dünya çapında yaygınlaştırmaya başladılar.   Adeta bu ülkelerde gelecekte fabrikalarında çalışacak kişileri ilköğretim sıralarından seçmeye başladılar. 

2014 yılında Avrupa Birliği üye ülkeleri Milli Eğitim Bakanlıklarına mektup yazarak, kodlamanın ilköğretimde zorunlu ders olarak okutulmasını önerdiler. 

Gelişmiş ülkeler, çocukların önlerine bugün konulacak oyuncağın; o çocuğun geleceğini belirleyeceği gibi ülkenin de geleceğini şekillendireceği gerçeğinden yola çıkarak, ana okul öncesi çocukların oyuncaklarını bile STEM içerecek şekilde tasarladılar. İlköğretimde kodlama ve mühendislik becerilerini geliştirmek amacıyla maker hareketini ülkelerinin her yerine yaymak amacıyla yerel firmaları, yerel yönetimleri ve Sivil Toplum Kuruluşlarını işin içine katan organizasyonlar yapmaya başladılar.  

 Robot yapan çocuklar yetiştirmek yerine robot çocuklar yetiştiriyoruz

Bizde eğitim ilköğretimde TEOG’a endeksli bir eğitime döndü. Çocuğun başarısı, okulun başarısı çözdükleri teste bağlı hale geldi. Aileler ve öğretmenler, çocuğun her gün kaç test sorusu çözdüğüyle ilgilenmekten, onların geleceğin teknolojik dünyasında nasıl yer alacağı konusunu düşünmüyorlar bile. Çocuk adeta test robotuna dönüştü.   Bütün dünya robotları yöneten çocuklar yetiştirirken bizler, robot çocuklar yetiştiriyoruz.

Her bireyin sahip olması gereken en temel beceri: “Bilgisayar bilimini kullanarak problem çözme becerisi”

Programlama öğrenmek insana; sistematik düşünme, problem çözebilme, olaylar arasındaki ilişkileri görebilme, yaratıcı düşünebilme gibi yetiler kazandırıyor. Programlama bilen kişi bir makinanın ya da sistemin işleyişini çok daha kolay ve daha hızlı kavrayabiliyor ve problem çözerken makinanın çalışma mantığını göz önüne alarak daha kestirme çözümler üretebiliyor.

Biz kodlama dersini ilköğretimlere zorunlu ders koyamadığımız gibi, seçilemeyecek şekilde seçmeli ders listesine koyduk. 1988 yılında Ankara’da orta birinci sınıflara “kodlama” anlatmış biri olarak, çocuklara ve ülkenin haline üzülüyorum.  Ancak, inatla ülkemizde daha iyi bir eğitim programı hayata geçirmek ve geleceğin teknoloji liderlerini yetiştirmek için geliştirilen proje olan “Playlab Türkiye”yi (www.playlab-tr.com)  hayata geçirdik.  Biz PlayLab Türkiye ekibi olarak, Her bireyin sahip olması gereken en temel beceri: “Bilgisayar bilimini kullanarak problem çözme becerisi” olduğuna inanıyoruz.  Eminim ülkemizdeki her birey, biraz araştırınca bizimle aynı düşünceleri paylaşacaktır.  

Not: Bu yazının bir bölümünü 8 Ekim 2016 tarihinde TRT Kent Radyo’da Mustafa Özhan Kalaç’ın Bilişim Gündemi programına konuk olarak katıldığım konuşmamdan aldım. Konunun farklı boyutlarını aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz.

2023’e Doğru Çocuk ve Bilişim 

https://www.youtube.com/watch?v=kSRpIgVe8OE
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5