Deprem denince, yediden yetmişe sorun, size kuzeyinden, güneyine kaç tane yatay, dikey fay hattı var hangisi aktif, hangisi sakin size bir, bir anlatsınlar…
Hatta bununla da kalmazlar, yer kürenin otuz kilometre altında magma denen bir ateş topu eriğin üzerinde kıta sert tabakalarının yüzdüğünü bile çok iyi bilirler!
Daha da ileri sini de söylerler.
Afrika kıtasının Sina yarımadasını iteklediğini, buradan majör Asya’nın, minör Asya yani Anadolu kıtasını, Avrupa ya doğru her yıl iki buçuk cm Yunanistan’a ittiğini bile söyleyeceklerdir…
Hani bizi AB almıyorlar ama eninde sonunda, her yıl, ite kaka, AB ye bu yolla bile girebiliriz(!) diye de sevinebiliriz…
Yeter ki binlerce yıl sabretmesini bilelim!
 
Bizim toplum ne zaman açmaza girse ya da yaşananlar gündemden çıkarılıp, suya sabuna dokunmadan yayın yapmak istediklerinde, bizim medyanın en büyük kurtarıcısı ya deprem profesörleridir ya da ikinci çöpsüz üzüm olan, GDO’lu ve kanserojen gıda konusudur.
 
Sanki bu sorunlar, Fayların ya da GDO ürünlerin kabahati imiş gibi, ver yansın ederiz ama hala altımızda fink atan ve asla yerlerini değiştirmeyecek ve tepinecek fayların üzerine gökdelenler, beton yığınları ile nüfus artışını katlayarak artırırız…
Akıllara ziyan bir sistemimiz var.
Fayları çok iyi biliriz ama buna uygun bina yapmayı ve bu bölgeleri nüfuz ve sanayi yoğunluğunu azaltma da, zırcahil bir davranış sergileriz…
Bakın hala dünyada deprem konusunda iki bilinmeyeni çözecek bir buluş gerçekleşmedi.
Nedir bu bilinmezlik derseniz?
Deprem ne zaman olacak?
Siz o zamanda nerede olacaksınız?
 
Dolayısıyla kimse benim evim sağlam ya da iş yerim sağlam demesin, fay hattında olan yerleşim yerlerinin tüm yapıları sağlam olmalı ve burada yaşayanlarda bu konuda temel eğitime sahip olmadıkça hiç kimse güvende olduğu söylenemez…
Sadece İstanbul da ki 1999 dan bu yana daha az yeşil alan kaldı, daha az alçak yapı ve daha çok bina oluştu. İşte en büyük tehlikede bu ve buna bağlı nüfus artışı ve sanayi tesislerinin bu bölgede yoğunlaşmasıdır.
Bu da gösteriyor ki biz asla yaşananlardan ders almıyoruz!
 
İşte on altı nisanda, sosyal bir fay hattı hareket edecek…
Bakalım bunu nasıl atlatacağız?
Ülkenin temel taşları dayanacak mı, yoksa her tarafı, yerle yeksan mı olacak?
Yaşayıp göreceğiz…
 
Elbette bu depremin diğerlerinde bir farkı var ki o da şiddetini ve yaratacağı sonuçları biz kendi elimizle ve oyumuzla gerçekleştireceğiz!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5