Tüm dünyada dizel araçların üretimi ve satışı, kademeli olarak azalıyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2016 yılında bir açıklama yapıldı. Duyuru gayet net.

Büyükşehirlerde dizel araçların oluşturduğu is ve yayılan kirli nitrojen dioksit gazının solunması, insan sağlığı için büyük tehdit. 

Bugün pek çok metropolde hava kirliliğinin en büyük nedenlerinden biri, dizel yakıtlar... Kirletiyorlar, is çıkarıyolar, masraflılar, emisyon değerlerini tutturamıyorlar. 

Üstelik bununla da yetmedi, bir de tüm dünyaya yayılan Volkswagen'in emisyon skandalı eklendi. Neydi bu skandal? Dünya genelinde yaklaşık 11 milyon dizel motorlu aracın emsiyon değerleri manipüle edilmişti.

VW'nin Amerika'da 22 milyar dolar tazminat ve ceza ödemesi istendi. Şirket 600 bin aracını geri çağırdı. Volkswagen'in eski üst yöneticisi Martin Winterkorn hakkında dolandırıcılık, Rekabet Yasası’nı ihlal ve güveni kötüye kullanma suçlamasıyla dava açıldı. Süreç hala sürüyor. Peki, bugün geldiğimiz noktada durum ne? Dizel araçların sonu mu geliyor? 

Eş-dost akraba ziyareti olsun, arkadaşlarla konuşulsun iki üç erkek toplandıysa mutlak bir otomobil muhabbeti açılır. Dizel araçların başta Avrupa olmak üzere pek çok gelişmiş ülkede kaldırılacağı, artık otomobilseverler tarafından biliniyor. Ama konuşma şöyle sonlanıyor: ''Avrupa'da kalksa da Türkiye'de 10-15 yılı rahat bulur...''

Honda ve Volvo'da mazot bitti!

Tüm dünyadaki otomobil üreticileri artık dizelin bir geleceği olmadığını gördü. Görmek zorundaydı. Küresel ısınma, artık dönülmez bir noktaya doğru evriliyor. Bu süreci tamamen durdurmak zor görünse de en azından alınan önlemler, kötüye gidişi bir miktar yavaşlatabilir.

Bu yazıyı yazarken, bir haber daha geldi. Japon otomobil üreticisi Honda, 2021 yılından itibaren Avrupa'da dizel otomobil satmayacağını açıkladı. Bu stratejiyi belki de ilk başlatan, İsveçli Volvo'ydu. Volvo, 2019 yılı itibariyle artık dizel araç üretmiyor. Norveç'te ise 2025 yılından itibaren dizel ve benzinli araç satışı yasaklanıyor!

Özetle, dizel araçların yerini elektirikli ve hibrit taşıtların kademeli bir biçimde alacağı açık. Tabii elektirikli araçlarda menzil konusu önemli. Menzil arttıkça, elektirikli araçlara da yönelim artacak... Bu da pil teknolojisinin gelişiminden geçiyor. Devletlerin teşviki önemli. Tabii bu noktada hibrit teknolojisi, geçiş aşamasında son derece akılcı bir tercih olacak gibi görünüyor. 

Çünkü hibrit araçlar, sıkışık trafikte benzin motoru yerine elektirik motoru ile çalışırlar. Bu da yakıt tüketiminde önemli bir tasarruf sağlar. Bu sistem, frene bastığınızda ve gazdan ayağını çektiğinizde kendi kendini şarj eder. Hem elektirikli hem de benzinli motora sahip olan bu teknoloji, yüzde yüz elektirikli teknolojiye giden yolun bir öncüsü... 

Nitekim yeni Land Rover'ın kompkt SUV modeli Discovery Sport'un hibrit seçeneği ile gelmesi, Toyota'nın yıllardır bu konuda birçok önemli adım atması; gelecek için önemli ipuçları veriyor. 

Türkiye'de işler pek iç açıcı değil!

Gelin bir de ülkemize bakalım... Türkiye'de işler malum geç işler. 2019'un Aralık ayında yerli otomobil basına yansıyacak. Milli otomobilin, yüzde yüz elektirikli olacağı kamuoyuna duyuruldu. Dolayısıyla devlet eliyle bir dönüşüm yaşanabilir. Eğer uygun fiyatlı, düşük vergili bir teşvik uygulanırsa; elektirikli araçlara 10-15 yıl içinde alışmamız mümkün. 

Türkiye'de yüksek akaryakıt fiyatlarının etkisiyle 2018 Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TUİK) verilerine göre en çok tercih edilen yakıt türü yüzde 37,87 ile LPG! Dizel, yüzde 36,85 ile yakın takipteyken; benzinli otomobil sayısı yüzde 24,92'de kalıyor. 

Güncel istatistikler çok umut vaadetmiyor olsa da, bireysel satışlarda dizel otomobil alımlarının önümüzdeki yıllarda kademeli olarak azalacağı ve bunun karşısında ilk etap benzine bir yönelim olacağı açık... Hatta keşke hibrit araç sayısı artsa! Ancak malum benzin fiyatlarının da litre başı 7 lirayı aşması sektörü iyice içinden çıkılmaz bir hale dönüştürüyor. Çünkü dizel araçlar, benzinli araçlara göre daha az yakıyor. Yılda 15.000 kilotmetre üstünde yapan bir sürücü, bu piyasa koşullarında el mahkum yine dizele yöneliyor. 

Araç alırken yüksek vergi konusuna hiç girmeyeceğim. Türkiye çok büyük bir ülke. Bu kaotik yapı, kademeli olarak önce dizeli daha sonra benzini terk edecektir. Tahminen 2040 yılı itibariyle Türkiye'de dizel tamamen biter. 

Öte yandan dizel, benzin ve LPG'li araçlar 5 yıl içinde Atina, Madrid, Meksiko City, Paris ve Roma gibi kentlere giremeyecek. Biz de ise bu sürecin daha yavaş işleyeceğini öngörüyorum. 

Özellikle İstanbul'da birbirine entegre ulaşım sistemi (metro-tramvay-elektirikli otobüs) aktif olduktan ve elektirikli otomobil için jarj istasyonları yeterli sayıya ulaştıktan sonra yüksek emisyon oranları yüzünden önce dizel araçlar sonra da benzin ve LPG'li araçlar kent içine giremeyecek. 

Daha sonra da tamamen kalkacak... 25 yıl içinde hepimiz, elektirikli araçlar kullanmaya başlayacağız... Bu adım çevremiz için büyük, biz otomobilseverler için acı bir adım olacak...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5