Öne Çıkanlar Veeam cityscape ekonomi sanal koruma teknoloji

Yeşilay’dan Tüm Dünyaya Anlamlı Mesaj: Uyuşturucuya Karşı Hep Birlikte Harekete Geçelim!

Üç gün süren “Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu”nun sonuç bildirgesi açıklandı. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Prof. Dr. M. İhsan Karaman, “Yeşilay olarak ulusal ve uluslararası ölçekteki organizasyonları, sivil toplum örgütlerini, ulusal ve uluslararası devlet birimlerini, toplumu ve fertleri uyuşturucu madde kullanımına bağlı zararları önlemek ve azaltmak için harekete geçmeye çağırıyoruz” dedi. Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin ev sahipliğini yaptığı, “Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu” sona erdi. “Uyuşturucuya karşı ortak akıl” başlığıyla gerçekleştirilen sempozyum; Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), Avrupa Birliği Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (EMCDDA), Avrupa Konseyi Pompidou Grubu gibi uluslararası seviyede uyuşturucu sorunu etrafında 20’den fazla teşkilatla, 50 ülkeden alanında uzman 100 konuşmacıyı bir araya getirdi. Sempozyum boyunca, İngiltere, Yunanistan, Avustralya, Meksika, Afganistan, İtalya, Malta, İsveç, İsviçre, Polonya ve Litvanya’da halen uygulanmakta olan ve uyuşturucuyla ilgili tedavi ve rehabilitasyon süreçleri hakkında tecrübe paylaşımları yapıldı, başarılı uygulamalara yer verildi. Üç gün süren oturumların sonunda ortaya çıkan sonuç bildirgesi Türkiye Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. M. İhsan Karaman tarafından açıklandı. Uyuşturucu madde kullanımı ile mücadelede elde edilen bilgi birikimi ve tecrübe düzeyinin her geçen gün arttığını belirten Karaman, “Uyuşturucu madde kullanımına yönelik politikalarda ön plana çıkan yaklaşımın, konunun daha çok bir halk sağlığı sorunu olduğu şeklindedir” dedi. Karaman uyuşturucu madde kullanımına karşı önyargılı tavırların değişmesi gerektiği ve bağımlılığın toplum üzerinde olumsuz etkileri olan bir tıbbi hastalık yerine tıbbı görünüşleri olan bir sosyal olgu olarak anlaşılması gerektiği fikrinin ön plana çıktığını söyledi. Uyuşturucu madde kullanımı ile mücadelede en önemli ayaklardan birini okulların oluşturduğunu belirten Karaman,“Okullarda yapılacak eğitim ve etkinlik programlarıyla farkındalık ve koruma düzeyi artırabilmektedir” dedi. "ERKEN MÜDAHALE ÇOK ÖNEMLİ" Uyuşturucu bağımlılığı alanında erken müdahale ve tedavinin son derece büyük bir önem taşıdığını ifade eden Karaman, şöyle devam etti: “Yeni, uygulanabilir nitelikte ve kültürel olarak adapte edilebilecek olan müdahale programlarının geliştirilmesi giderek büyük bir önem kazanmaktadır. ‘Müdahaleyi neyin etkin kıldığı sorusu’ temel soru olarak sorulmalı, bağımlılık, lokal/yerel koşullar ve kültürel ihtiyaçlar arasında dikkatli bir denge oluşturulmalıdır. Önleme stratejilerinin daha verimli olabilmesi için bilim, uygulama ve politika arasındaki bağlantı güçlendirilmeli, bunun için ‘sağlık’, ‘gençlik gelişimi’ ve ‘önleme’ kavramlarının anlaşılmasında devletlerin, STK’ların ve halk sağlığı uzmanları arasında ortak bir anlayış olmalı bu mutabakat zemininde birlikte çalışılması gerekmektedir. Stratejiler ancak aileleri, okulları, işyerlerini, toplulukları ve toplumu bir bütün olarak içeren günlük yaşam içinde yaygınlaştırarak yerleştirilir.” Uyuşturucu kullanımının engellenmesine yönelik hizmetlerin nasıl sunulacağı ve ilgili önemli gelişmeler kaydedilmekle birlikte bunların kalitesi ve hizmet standartlarının belirlenmesine yönelik çalışmalara da ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Karaman, şunları kaydetti: “Bütün bu nedenlerden dolayı, Yeşilay olarak ulusal ve uluslararası ölçekteki organizasyonları, sivil toplum örgütlerini, ulusal ve uluslararası devlet birimlerini, toplumu ve fertleri uyuşturucu madde kullanımına bağlı zararları önlemek ve azaltmak için harekete geçmeye çağırıyoruz. Bu anlamda şu aşamaları dünya devletleri ve Türkiye adına öncelikli olarak kabul ediyoruz: 1) Uyuşturucu bağımlılığı küresel sağlığı tehdit eden faktörler arasında özellikle son yıllarda hızla yükselerek ilk yirminin içerisine girmiştir. Dolayısıyla uyuşturucu bağımlılığının önlenmesi, erken müdahalesi, tedavisi ve rehabilitasyonu konusunda yapılacak çalışmalara bu gerçeğin farkında olarak hız verilmeli, sağlık politikalarında öncelikli konular arasına konulmalıdır. 2) Uyuşturucu madde kullanımına dair politikaların tamamı, bütüncül bir yaklaşımla ve kapsayıcı bir perspektiften ele alınarak yeniden tüm dünyanın gündemine etkin bir biçimde getirilmelidir. 3) Özellikle 11-15 yaş grubuna yönelik önleme çalışmalarına ağırlık verilmeli ve erken müdahale çalışmalarının her anlamda genişletilmelidir. 4) Uyuşturucu kullanımını önleme adına yerel ve küresel anlamda ortak planlamalar yapılmalı, bu durumun bir halk sağlığı sorunu olduğu öne çıkartılarak toplumların bilinç düzeyleri yükseltilmelidir. 5) Zarar azaltımı çalışmalarında özellikle başarılı ülke uygulamalarının, bu noktada halihazırda sorun yaşayan toplumlar için model oluşturulması süreçleri hızlandırılmalıdır. Bu konuda özellikle bağımlılara yönelik sağlık okur-yazarlığı eğitimleri verilmelidir. 6) Uyuşturucu madde üretimi, satımı ve kullanımına bağlı cezai yargılama süreçleri; önleme, tedavi ve rehabilitasyon süreçleri ile birlikte eşgüdümlü bir süreç olarak bütüncül bir yaklaşım ile planlanmalıdır. Bu konuda halk sağlığı merkezli politikalar geliştirilmeli, bunun için de araştırmalar, uygulamalar ve politikalar birbirlerinden beslenerek ve birbirleriyle paralel çalışmalıdırlar. 7) Uyuşturucu madde tedavisi kapsamında, ilgili devlet kurumlarının çalışmalarının ve sivil toplum uygulamalarının kapasite artırımı noktasında teşvik edilmesi sağlanmalı; bu konuda senkronize bir modellemeye geçilmelidir. Bağımlılık tedavisinin herkes için ulaşılabilir olmasının sağlanması, bunun için de tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinin ve bağımlılık konusunda uzmanlaşmış profesyonellerin sayısının hızla artırılması öncelenmelidir. Ayrıca farmakolojik tedavi kadar psikososyal tedaviler konusunda da bağımlılara ihtiyaç duydukları desteğin sunulmasına yönelik altyapı oluşturulmalıdır. 8) Bağımlılığı önleme, erken müdahale, tedavi ve rehabilite konularında kültürlere özgü model ve programların geliştirilmesi teşvik edilmeli, farklı aşamalardaki bağımlılara aynı tedavi programının uygulanmasından ziyade kişiye özel ve bağımlılık derecesine göre tedavi programları geliştirilmesinin önü açılmalıdır. 9) Bağımlılarla toplum içerisinde temas edecek eğitimci, sağlık personeli, emniyet güçleri gibi spesifik grupların bağımlılıklar konusunda doğru bir temel bilgiye sahip olması sağlanmalı, buna yönelik eğitim programları geliştirilmelidir. 10) Bağımlılık konusunda yapılan önleme çalışmalarında riskli gruplar tespit edilip öncelenmeli, önleme çalışmaları sadece eğitim ve bilgilendirme ile kalmayıp bağımlılığa yönelmelerine sebep olan ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanmalıdır. 11) Bağımlılığın önlenmesi ve tedavisi konusunda başarılı çalışmaların tanıtılmasına ve yaygınlaştırılmasına yönelik gerekli destek ilgili her kurum tarafından verilmelidir. 12) Bağımlılığın tedavisinde yeni teknolojiler mutlaka kullanılmalı ve özellikle tedaviye ulaşmakta güçlük çeken gruplara yönelik söz konusu teknolojiler aracılığıyla yeni uygulamalar ve araçlar geliştirilmelidir. 13) Bağımlılıklar konusunda çalışan STK’ların faaliyet alanlarının genişletilmesi ve imkanlarının artırılması konusunda kamu desteği sağlanmalıdır. 14) Tedavi sonrasında tıbbi ve sosyal rehabilitasyon süreçleri ayrıca planlanmalı, uyuşturucu madde kullanıcılarının tedavi sonrasında toplumla uyumlarını arttıracak çalışmalar teşvik edilmelidir. Bu konuda özellikle kendine yardım gruplarının hem sayısının hem yaygınlığının artırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. 15) Uyuşturucu bağımlılığı konusunda en etkili adli süreçlerin işletilmesi konusunda bilim adamları ve uygulayıcılar ile ortak çalışmalar yapılarak politikalar belirlenmeli, gecikmiş ve büyük cezalar yerine hızlı ve düşük cezalar tercih edilmelidir. 16) Bağımlılık konusu toplumların vazgeçilmez bir gerçeği olarak kabul edilmemeli, bağımlılığı bütün toplumlarda sıfırlama hedefi ütopya olarak değil hedef olarak değerlendirilmelidir. 17) Bağımlıların tedavisinde sadece bağımlılığa odaklanılmamalı bağımlılığı ortaya çıkartan ya da sürdüren sosyal, ekonomik ve sağlık ile ilgili sorunlar konusunda da gerekli destek sistemleri oluşturulmalıdır. 18) Aile bağlarının güçlü ya da zayıf olması bağımlılığın ortaya çıkmasında veya devam etmesinde önemli bir faktör olarak karşımızda dururken bağımlılığı önleme amacıyla ailenin güçlendirilmesine yönelik her türlü faaliyet de ilgili kurumların gündeminde yer almalıdır. 19) Toplumlar içerisinde bağımlılıklar ve bağımlılarla ilgili önyargılar ve yanlış bilgilerin üzerine gidilmeli, bağımlıların tedaviye başvurmalarına mani olacak şekilde etiketlenme korkusundan kurtarılmalarına yönelik gerekli çalışmalar yapılmalıdır. 20) Bağımlılıklar konusunda toplumun geneline ancak özellikle gençlere yönelik bilgilendirme, bilinçlendirme ve yönlendirme kampanyaları sürekli olarak düzenlenmeli, kampanyaların hedef kitlesine ve amacına uygun olarak bilimsel araştırmalar ve gerçekler doğrultusunda yürütülmesine hassasiyet gösterilmelidir.”

Anahtar Kelimeler:
Manşet
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5