Dünya ne kadar hızlı bir değişim içinde, farkındayız değil mi? Geçtiğimiz gün İngiltere’de yapılan oylama ile halk, Avrupa Birliği’nden çıkma kararlılığını gösterdi. Bu değişimin sürdüğünü gösterebilmek için sadece bir örnek. Çünkü değişim dediğimiz olgunun yaratacağı bir takım sonuçlar olacaktır. Yazının üzerinde durmaya çalıştığı ana tema, değişimi öngörebilmek, anlayabilmek veya yönetebilmek için ne yapmalıyız?

1980’li yıllarda başlayan çalışma hayatım 2005 yılına kadar bankacılık sektöründe devam etti. Türkiye’nin ekonomik dönüşüm programı uygulamaya başladığı, ekonomik ve siyasi istikrarın çalkantılı olduğu bir dönemdi. Özellikle ekonomik krizler, hep bir değişimin olması gerektiğini gösterirdi. O zamanlar değişim kavramının bu kadar güçlü bir etki yarattığının belki de farkında değildik.

2000’li yıllardan sonra değişimin kaçınılmaz olduğu, sürdürülebilirliğin ancak yenilenerek devam ettiğini tecrübe ederek öğrendik.

Bugün dönüp baktığımızda, analiz ettiğimizde değişimin hangi nedenlerle ortaya çıktığını görebiliyoruz. Bu yazıda bu konular yerine, değişimi yönetebilmek, öngörebilmek ve anlayabilmek için “gençlerde eğitim” alanında neler yapmalıyız, ona dikkat çekmek istiyorum.

Avrupa ve Türkiye coğrafyasına baktığımız zaman ortak demografik yapıya sahip olmadığımızı görüyoruz. Avrupa artan yaşlı nüfusu ile ekonomik refahını korumaya ve sürdürmeye çalışırken, Türkiye genç nüfusuna iş yaratarak ekonomik büyümesini sürdürmeye çalışıyor. Avrupa bu iş modelini “eğitim” alanında farklı ve yenilikçi uygulamalara bağlı olarak yürütüyor.

Düşündüğümüzde, Avrupa’nın özellikle Üniversite eğitimi ve uygulamaları ile Türkiye’den daha popüler olduğunu görüyoruz. Daha iyi eğitim almak için kişilerin tercihi Avrupa’da okullara kayıt yaptırmak oluyor. Peki bu fark nasıl sonuçlar yaratıyor? Yaşlanan nüfus ekonomik büyümenin sürüdürülmesini zorlaştırdığından, mevcut koşulları korumak ve daha iyi hale getirmek için “yenilikçi yaklaşımlara” ihtiyaç olduğu ortaya çıkmaktadır. İşte bu yenilikçi yaklaşımlar, değişimin sürmesini gerekli kılıyor ve rasyonel karar alma süreçleri eğitimin bir parçası olan Avrupa’da değişimden kimse korkmuyor, aksine destekliyor. Konuyu özet olarak istatistik ile destekleyecek olursak, Avrupa’nın nüfusu 2008’den 2035’e %3,5 büyüyebiliyor. AB üyesi 28 ülke içinde yaklaşık 8 ülkenin nüfusu azalıyor, bunlardan en önemlisi Almanya. AB İstatistik Kurumu verilerine göre 2014 yılında %66 olan çalışma çağındaki nüfus, 2040 yılında %58’e düşüyor; aynı dönemde genç nüfustaki düşüş oranı ise %1. Yani nüfus artış hızı negatif olarak büyümeye devam ediyor. İşte değişimi ve yenilikçiliği destekleyen en önemli göstergeler bunlardır. Ülkemize baktığımızda ise ortanca yaş 30, hala çok genciz. Bunu “demografik fırsat penceresi” olarak tanımlıyorlar. Tesadüf olsa, 2040 yılına kadar biz büyümeye devam ediyoruz.

Ancak bu büyüme konusunda artık daha rasyonel tanımlar yapma zamanı geldi gibi. Ekonomik ve sosyal büyümeyi birlikte ele almalıyız ve toplumsal fayda yaratan yatırımları da kalkınma ve refahın bir parçası olarak görmeliyiz. Yazımızın başlığındaki eğitimde yenilikçi model burada gündemin parçası olacaktır.

Avrupa’nın bugün ve 2040 yılına kadar yaşayacaklarına ait simüle edilmiş modelleri dikkatle inceleyecek olursak; Türkiye’nin de aynı süreçleri yaşamamasını sağlamış oluruz. Ülkemizin bugün itibariyle Avrupa’nın bugünkü durumundan “yüksek ekonomik refah” konusunda ayrıştığını da göz ardı etmememiz gerekir.

Türkiye Finans Yöneticileri Vakfı – Finans Kulüp, demografik değişim ve önümüzdeki zorlukları dikkate alarak, yapılmış olan çalışma ve değerlendirmeler ışığında, Gençliğin tecrübe kazanarak yetişmesini sağlamak ve donanımlı olarak iş hayatına atılması amcıyla, 2 sene önce Genç Finans Kulüp organizasyonunu kurdu. Amacımız Üniversitede okuyan veya yeni mezun olmuş Gençleri aramıza katarak, Kurumsal Üyelerimizin desteklediği iş ve sosyal ağ ortamında deneyim kazanmalarını sağlamak idi. Bu çalışmalar için AB tarafından finanse edilen bir projemizi hayata geçirdik ve İstanbul’da Bahçeşehir, Okan, Ankara’da Başkent ve İzmir Ekonomi Üniversitelerinin katılımı, İspanya Valencia Genç Girişimci Derneği’nin ortaklığı ile çalışmalarımızı hızlandırdık. Bu proje kapsamında Eylül ayından itibaren her üç şehirde de Üniversitelerde deneyim paylaşılan eğitimlerimiz başlayacak. Bu çalışmalarımıza sonradan Finlandiya’dan Turku Üniversitesi katıldı. Şimdi bu Üniversitelerimizde deneyerek öğrenme, simülasyon esaslı yönetim konularında Girişimciliğin ve Finansal Yönetimin gelişmesi için yeni etkinliklerimizi sürdüreceğiz. Okan Üniversitesi ile yaptığımız Yenilikçi İşbirliği Protokolu ile Türk – Fin Yenilikçi Eğitim Platformunun temelini atmış olduk. Turku Üniversitesi ile başlayan birlikteliğimiz, şimdi Türk Üniversitelerinde de yeni metodolojilerin, ders içerik ve uygulamalarının geliştirilmesi için devam edecek. Dünya’daki değişimlerin, Ülkemizi önümüzdeki dönemde en az seviyede olumsuz etkilemesini sağlamak, en iyi büyüme sürecini yönetebilmek için, gelişmeleri içselleştirmeliyiz. Bunun en iyi yolu da insan kaynağıdır. İnsan kaynağına yapılan yatırım, toplumsal (sosyal) yatırımdır. Ekonomik büyümenin en iyi yatırımıdır. Şunu da unutmayalım ki, Ülkemizde 194 adet Üniversite ve burada okuyan 5,5 milyon öğrenci var. Nüfusumuzun %7si kadar.

Finans Kulüp olarak bu kapsamda çalışmalarımızı “Girişimci Gençler – Yenilikçi KOBİler” sloganı ile ve yurtdışından yeni işbirlikleri sağlamak üzere devam ediyoruz. Sivil Toplum Kuruluşu olarak “Ortak Değer” yaratan bu projelerimize destek her zaman arzu ettiğimiz gelişme önceliğidir. Eğitimde Yenilikçi modellerin ve uygulamaların giderek artmasını temmenni ederiz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5