banner25

Dış ekonomideki gelişmeleri paylaştı
banner17

DEİK Başkanı Nail Olpak pandemi başlangıcından bu yana ekonomideki gelişmeleri değerlendirdi. Sözlerine “Geçtiğimiz yıl karşılaştığımız salgının başlangıcında umutsuzluk ve belirsizlik vardı. Yıl sonu rakamları açısından da bu doğrultuda olumsuz bir tablo beklentisi vardı. Ancak şu an nispeten pozitif bir tablo ile yılı tamamladığımızı görüyoruz” dedi ve şöyle devam etti:

. Elbette hizmet sektörü başta olmak üzere sektörel bazda yaşadığımız bazı sorunlar var. Fakat şu an ciro ve zararlar noktasında Mart ayına göre çok daha iyi bir konumdayız.

. DEİK ailesi olarak, sürecin başında “önce sağlığımız, sonra işletmelerimizin sağlığı ve işlerimizi akıya almıyoruz” dedik. Özellikle de hane halkı noktasında çarkların dönmesi ve ekonominin seyrini optimal seviyede sürdürmesi önemliydi.

. Dün Ticaret Bakanımız ve Dışişleri Bakanımız ile Yeniden Asya toplantımızı gerçekleştirdik. Bu hafta içinde de Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan’ın katılımıyla Belçika JETCO toplantımız olacak.

Geçtiğimiz Cuma günü Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DEİK Yönetim Kurulu olarak bir araya geldikleri bilgisini aktaran Olpak “Dört Bakanımız ve Ekonomi Politikaları Kurulu üyelerimizin de katılımıyla gerçekleştirdiğimiz bu toplantıda, iş dünyamıza pusula olacak bir yol haritası sunduk. Cumhurbaşkanımız ile gerçekleştirdiğimizi toplantımızda 4 ana unsur öne çıktı” dedi ve o unsarları ilişkin şu bilgileri verdi:

1- ABD’deki Yeni Yönetim ve 100 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefinin Geleceği

Özellikle siyasetin ekonomiye yansımaları bizi yakından ilgilendiriyor. Elbette sorumluluk alanımızda değil ancak iş dünyası olarak üzerimize düşen görevler bulunuyor. Yeni dönemde, ikili ticari ilişkilerimizin nereye varacağını biz de merakla bekliyoruz.

100 Milyar dolar ticaret hedefinin, ABD’nin yeni yönetimi tarafından da benimsenmesini arzu ederken, STA amacıyla müzakereler başlatılmasını da önemsiyoruz.

ABD özelindeki 100 milyar dolarlık ticaret hedefinin yol haritasını ele alan çalışmamızı da güncelleyerek, mevcutta önceliklendirdiğimiz 6 ana sektöre ilave olarak yeni alanlar da tespit ettik.

Otomotiv ve parçaları, Tekstil ve hazır giyim, Mücevherat, Beyaz eşya, Yapı malzemeleri ve Mobilya sektörlerine ek olarak yeni alanlarımız olan Dijital (veri hizmetleri, yazılım hizmetleri, teknoloji start-upları vb.), Elektrik ekipmanları ve elektronik, Afrika’da iş birliği, Enerji (LNG)  ve Tarım başlıklarımızı gündemimize aldık.

Bir diğer önemli husus ise STA imzalanması. İki ülke arasında bu noktada olumlu gelişmeler umuyoruz. ABD’de Türkiye için lobiciliği kritik bir hamle olarak görüyor, lobi faaliyetleri için Türk özel sektörünün ortak ve sürdürülebilir bir kaynak oluşturması gerektiğine inanıyoruz.

Çözüm bekleyen konuların ele alınacağı bir “İkili Ulusal Komisyon” (Bi-national Commission) kurulmasının da sürece katkı sağlayacağını düşünüyoruz

2- Küresel Tedarik Zinciri

İkinci olarak da tedarik zinciri, kullanıcıya yakın olma, ulaşılabilirlik ve glokalizasyon kavramlarının önem kazandığını görüyoruz. Bunun sonucunda, Uzak Doğu ülkelerinin ihracatının etkilenip, Avrupa başta olmak üzere, önemli pazarlara yakınlığı sebebiyle Türkiye’ye olan iş ve yatırım talebinin artacağını ve yeni fırsatlar doğacağını düşünüyoruz.

Türk iş dünyası olarak bu fırsatı çok iyi değerlendirmeliyiz.

Özellikle Uzak Doğu’daki gelişmeleri, Çin ve Asya Pasifik bölgesini mercek altına almalıyız.

3- Yeşil Mutabakat

Avrupa Birliği’nin “Yeşil Mutabakat” süreci, bir taraftan yeni bir ekonomi modeli iken diğer taraftan de ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Ülkemizin, AB’nin imzaladığı STA’larla ilgili kararlara dahil olamaması, vize ve karayolu kotası sorunları gibi mevcut bariyerler varken, bir de buradan yeni bir engelleme çıkarsa, biz bu süreçten çok olumsuz etkileniriz.

AB üyelik süreci, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve kapsamının genişletilmesi daha acil hale gelmiştir.

Yeşil Mutabakat yeni bir ekonomik model ancak riskleri de var. Henüz adı konulmamış bazı kriterler, sınıflandırılmamış ürünlerin gümrükte kalması gibi bir riskler barındırıyor.

Dolayısıyla Yeşil Mutabakat sonrası, en büyük ticaret ortağımız olan AB ile ticarette büyük olumsuzluklar yaşayabiliriz. O yüzden bu sürecin tüm boyutlarıyla çok iyi okumalıyız.

4- Yeni Ticaret Blokları

Asya-Pasifik bölgesinin 15 ülkesi, küresel ekonominin % 30’unu kapsayan, dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması RCEP’e (AR-SEP) imza attılar. Diğer taraftan, Afrika Ticaret Bloğu 2021 itibariyle gümrük vergilerini sıfırladı. Önderliğinizde başlayan Afrika Açılımımıza bu gelişmeyi de dahil ederek projeler geliştirmeliyiz.

Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) Anlaşması, kıtada yerel üretim kapasitesinin yeterli olmaması nedeniyle, Türkiye’nin bu ülkelerde yatırım yapması için bir fırsat ve gereklilik oluşturacaktır.

DEİK olarak Türk iş dünyası ve özel sektörümüz adına Kısa Vadeli Önerilerimizi 2 başlık altında topladık: Birincisi, uluslararası yatırımcılar nezdinde Türkiye algısının güçlendirilmesidir. Sermayenin yatırım kriterlerine baktığımızda ise 2 alan öne çıkıyor. lki, hızlı ve adil işleyen ve kazanımları koruyan bir hukuk devletidir. Hukuki süreçlerimizin daha hızlı işlemesi gerekiyor.

Sermayenin, sadece fizibiliteye göre yatırım yapmadığı, hukuki bir sorunla karşılaştığı zaman, hızlı ve adil bir çözüm istediği malumumuz. Hukukun temel prensiplerinden birisi de müktesep hakların korunması ve yürürlüğe giren yasaların, o ana kadar devam eden hakların kaybına yol açmamasıdır. Bu noktada, tahkim merkezlerinin yanı sıra, uluslararası nitelikte sektörel tahkim merkezlerinin de kurulması, arabuluculuk müessesinin ticari davalarda zorunlu tutulmaması veya süre sınırı koyulması gibi adımlar, yatırımcılar nezdinde olumlu karşılanacaktır.

İkinci başlığımız ise, öngörülebilir bir ekonomi ekosistemidir.

“Öngörülebilirlik, bizim ekonomi sistemimizdeki en önemli unsur.”

Ekonominin yarısı kurallarla ilgili olup, kalan yarısı ise öngörülebilirlik ve beklenti yönetimidir.

Ülkemizde ekonomik gidişat dövizin hareketiyle algılanmakta ve döviz deyince de ABD Doları anlaşılmaktadır. İş dünyasını, faiz ve dövizin seviyesi kadar ilgilendiren diğer hususlar ise, makul bir aralıkta stabilitenin olması, ekonomide öngörülebilirliğin ve doğru beklenti yönetimidir. İnsanlar beklentilerine göre yatırım yapar, tasarruf yapar veya harcama yapar.

İkinci önerimiz ise kaliteli ve ucuz finansmana erişimin kolaylaştırılmasıdır. Hem yüksek finansman maliyetlerimizi düşürmek, hem de uluslararası yatırım ve fonlardan daha fazla pay almak için, yeni enstrümanlar gereklidir. Kalkınma ve Yatırım Bankaları Kaynakları, Yeşil Finansman ve Sürdürülebilirlik Fonları ile Katılım Finans Kaynakları alanında hızlı ve etkin çalışmaya ihtiyacımız var.

Özellikle Uluslararası fonlardan çok daha fazla pay almalıyız.

DEİK Yönetim Kurulu olarak Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a bütün önerilerimizi kapsamlı bir rapor halinde sunduk.

Orta vadeli önerilerimizi de 4 ana başlık altında topladık.

Bunların ilki, transit ticaretin yeni bir bakışla desteklenmesidir. Türkiye’de yerleşik bir şirket, ülkemize hiç uğramayan bir emtianın transit ticaretini yaparken, normal ticaretine göre vergi avantajına sahip olmalıdır.

 Bu, hem Türkiye’nin transit ticaretteki rekabet gücünü arttıracak, hem normal orandan daha düşük ama zaten elde edilemeyen bir Kurumlar Vergisi kazancı sağlatacak, hem de ilave istihdam ve finansal birikim sağlayacaktır.

Bu konuda atılacak adımlar, iş dünyamız adına büyük önem taşıyor.

İkinci önerimiz ise mevcut ihracat desteklerine ek olarak, taahhüt modelinin uygulanmasıdır. İhracat desteklerinin ihracata katkısını arttırmak için; ihracat desteklerinin ihracatı arttırma taahhüdüne bağlanmasıyla, hem daha fazla ihracat daha fazla destekle ödüllendirilebilir, hem de desteklerin sonuçları somut biçimde ölçülebilir.

Yani mevcut taahhüdün hızla artırılması gerekiyor.

Orta vadedeki üçüncü önerimiz, öz kaynak kullanımının teşvikidir. Kur, faiz artışı gibi nedenler, şirketlerin öz kaynak oranlarının azalmasına yol açmıştır.

Öz kaynak nakden koyulduğunda sağlanan ‘’nakdi sermaye indirimi desteği’’, ortakların alacaklarını sermayeye ilave edince de geçerli olursa

Bu desteğin sonradan sermaye artırımı şeklinde kullanılmasına izin verilmiyor. Bu durum da iş insanlarını biraz geriye çekiyor.

·            Ve dağıtılan karlardan ödenmiş sermaye artışı yapıldığında, gelir vergisi matrahından düşülürse, öz kaynak artışı teşvik edilebilir.

             Ayrıca, kasa-matrah-stok yapılandırması, hem piyasaları rahatlatır, hem de hazineye gelir kaynağı olur.

             Son önerimiz ise, belirlenecek ülke ve sektörlerde üretim tesisi satın alımının, mevcut destekler dışında, satın almanın finansmanı yoluyla da desteklenmesidir. Satın alınan tesisin üretimde kullanacağı hammadde veya ara malın, belirlenecek oran ve sürelerde Türkiye’den ithal edilmesi şartıyla finansman desteği sağlanabilir.

Uzun vadeli önerilerimizi de 3 başlıkta topladık

             Birincisi, küresel siyasette yaşanan gelişmeler, uluslararası arenada güçlü diasporaya sahip olmanın önemini bir kez daha göstermiştir. YTB, TİKA, Maarif Vakfı ve Yunus Emre Enstitüsü gibi kamu kurumları yanı sıra, Dünya Türk İş Konseyimiz (DTİK) gibi sivil insiyatifle yürütülecek diaspora çalışmalarının çok önemli olduğuna inanıyoruz.

             DTİK, diaspora diplomasisine daha fazla ağırlık vererek, Türkiye dostu diasporalar ile işbirliği için de çalışmaktadır. İş Konseylerimize benzer olarak, DTİK Temsilciler Kurulları oluşturuyoruz. Nasıl, Türkiye-Fransa İş Konseyimiz ve karşı kanadımız Medef varsa, buna üçüncü bir sacayağı olarak DTİK Fransa Temsilciler Kurulunu ekliyoruz. Bu çerçevede, diasporamızın en çok yaşadığı ilk 10 ülkenin temsilcileriyle sizi sanal ortamda bir araya getirmeyi arzu ediyoruz.

             İkinci başlık da bu konuyla bağlantılı olup, Türk iş dünyasının yurt dışında gerçekleştirdiği yatırım ve müteahhitlik faaliyetlerinde, yerel istihdam ön şart olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak, yetişmiş eleman sorunu sebebiyle maliyetler yükselmektedir.

             YTB’nin “Türkiye Bursları” projesinde öğrenci ve bölümler tespit edilirken, Türk iş dünyasının ihtiyaç duyduğu ülke ve sektörlerin göz önüne alınması önemlidir. DEİK ile YTB arasında imzalanan protokol ile “Türkiye Bursları” Türk İş dünyasının talepleri doğrultusunda belirlenecek ve öğrencilere işletmelerimizde staj imkanı sağlanacaktır.

             Üçüncü olarak, dijital ekonomiye geçiş giderek hızlanmaktadır. Şirketlerimizin %90’ından fazlasının KOBİ olduğu düşünüldüğünde, bunların dijitalleşmelerinin kaçınılmaz bir gereklilik olduğu görülmekte olup, alt yapıları desteklenmelidir. Kısa vadede kolay değil ancak bu konuda aksiyon almalıyız.

Nail Olpak daha sonra “Önerilerimiz kapsamında DEİK olarak da çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi ve  DEİK olarak yürütülen çalışmaları şöyle sıraladı:

1-          Uluslararası Yatırımcı Algısı

             DEİK olarak, Türkiye’ye hiç yatırım yapmayan uluslararası şirketleri tespit edip, neden Türkiye yerine başka bir ülkeyi tercih ettiklerini öğrenerek, yatırım ortamımızdaki eksiklikleri nokta atışı yöntemiyle tespit etmeyi amaçlıyoruz. YOİKK, Yatırım Ofisimiz ve Finans Ofisimizle eşgüdümle hareket ediyor, ülkemizin yatırım ekosistemini birinci ağızdan dinleyebilmeleri amacıyla, uluslararası yatırımcılar ile sizleri buluşturacak çalışmalar planlıyoruz.

2-          ABD Eyalet Tabanlı İletişim ve T100 Projesi

             Amerika’da eyalet tabanlı iletişim için, ABD'deki Türk şirketleri ve Türkiye'ye yatırım yapan ABD şirketlerinin listelerini oluşturarak, Kongre üyelerinin eyalet ve seçim bölgeleri ile eşleştirdik.

Çünkü bir kongre üyesini en çok ilgilendiren konu, kendi bölgesindeki istihdam ve yatırımdır. Dolayısıyla buraya odaklanıyoruz.

Türkiye-ABD İş Konseyimiz, Türkiye algısını geliştirmek için, ABD’de 100 kanaat önderi ve karar verici kişiyi de Türkiye dostu yapmayı hedeflemekte ki, bunu çok önemli görüyoruz.

Bu konuda TAİK’I görevlendirdik. Somut bir sonuç almak için çalışmalarımız sürüyor.

3-          AB Çalışmaları

             En büyük ticaret ortağımız olan AB ile ilgili çalışmalarımız kapsamında, firmalarımızı Yeşil Mutabakatın olumsuz etkilerinden korumak ve değişen koşullara adapte etmek için, Ticaret Bakanlığımızın çalışmalarını destekleyen ‘’DEİK Yeşil İnsiyatif’i’’ hayata geçirmeye hazırlanıyoruz.

Yeşil Mutabakat, Türk iş dünyası için hayati önem taşıyor. Mallarımızın serbest, iş insanlarımızın ve TIR’larımızın serbest dolaşımda olmadığı bir sistemde iken Yeşil Mutabakat ayrı bir pencere olarak karşımıza çıkıyor.

DEİK olarak “Yeşil Yaşam” olarak değerlendirebileceğimiz bir yaklaşımla, Türk iş dünyasına “2050 yılında Sıfır Karbon” hedefi koymamızın, firmalarımızın motive olması için kritik bir adım olacağını düşünüyoruz.

4-          Asya-Pasifik Çalışmaları

             En çok dış ticaret açığı verdiğimiz bölge olan Asya-Pasifik’teki İş Konseylerimizle, bölge ülkeleriyle ticaretimizi arttırarak dengelemek ve Dışişleri Bakanlığımızın “Yeniden Asya” girişimiyle ilgili iş dünyamızda farkındalık oluşturmak için, ASEAN Çalışma Grubunu kurduk. Bu grubumuzun faaliyetleriyle, ASEAN ülkeleri nezdinde sektörel diyalog ortağı değil, doğrudan ortak olma algısının oluşturulması, Türk iş dünyasının ASEAN bölgesinde etkinliğinin arttırılmasını hedefliyoruz.

İhracatımızı artırarak ticaretimizi dengelemeyi önemsiyoruz ve bu doğrultuda çalışıyoruz.

5-          Afrika Çalışmaları

             Türkiye-Afrika İş Konseylerimizle, Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi’nin, Türk firmaları üzerindeki olası etkilerine ilişkin iş dünyasını bilgilendirmeyi, ülkelere ait öngörüleri aktarmayı ve yeni stratejiler için fikir vermeyi amaçlayan “Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) ve Türk Firmalarına Etkisi” başlıklı bir çalışma hazırlıyoruz.

İş dünyamıza Afrika kıtasında ticaretin geleceğine ışık tutan yeni bir ufuk çizeceğiz.

6-          Almanya Lobi Çalışmaları ve Şirket Satın Almaları

             Bu projemizde ise BVMW (Almanya KOBİ Derneği) iş birliğiyle, Almanya’da varis sorunu yaşayan KOBİ’lerin, Türk firmaları tarafından satın alınmasına yönelik çalışmalar yapıyoruz.

             Ülkemizin güvenilir bir yatırım limanı ve ticari ortak olarak tanıtımını sağlamak için de, bir lobi ve stratejik iletişim firmasıyla çalışmaya başladık. Sırada, İngiltere ve Fransa İş Konseylerimizin benzer çalışmaları var.

banner18
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner1