banner25

Gençlere bilimi sevdirmek için merak aşısı yaptılar
banner17

Hisar Okulları 25. Yıldönümünü; her alanda gelecek öngörüleri çevresinde şekillenen ve 2021/2022 öğretim yılına yayılacak bir dizi etkinlikle kutlamaya başladı. Öğrenciler, mezunlar ve ailelerin yanı sıra, bir bölümü “Açık Kaynak” yaklaşımıyla tüm eğitimcilere ve topluma açık olacak etkinliklerin ilki; bilim, teknoloji ve inovasyon konularını ele alan “Hisar Konuşmaları: Geleceği Tartışmak…” konferans serisi oldu. 

İlk konferansın konukları Prof. Dr. Banu Onaral ve Prof. Dr. Mehmet Toner

“Yaşam bilimlerinde teknoloji nereye gidiyor?” başlığını taşıyan konferansın konukları Prof. Dr. Banu Onaral ve Dr. Mehmet Toner, öğrenciler ve katılımcılarla; “Yaşam Bilimleri”nde dünyayı ne gibi dönüşümlerin beklediğine dair öngörülerini paylaştılar ve bu alanı meslek olarak seçmek isteyen gençlere tavsiyelerde bulundular. “Yaşam bilimleri” fen bilimleri, canlı organizmalar, ekosistem uygulamalarıyla ilgilenen ve tüm bu alanları veri analizi ile birleştiren çok disiplinli bir alan. Bu alanda uzmanlaşan bilim insanları, dünya ile bütünleşik bir üretim ortamında, insan sağlığını ve yaşamını doğrudan ilgilendiren çalışmalara imza atıyor.

Prof. Dr. Toner: “Gençler meraklarına sahip çıksınlar ve insanlığa nasıl faydalı olacakarını hayal etsinler…”

“İşimizin en güzel tarafı gençlerle beraber olabilmek... Ben yaşlanıyorum ama benim çalıştığım grup hep aynı yaşta. Bugün burada oturan gençlerin yerinde seneler önce biz oturuyorduk. Einstein’ın çok güzel bir lafı var, “Ben akıllı bir insan değilim, ama çok meraklı bir insanım” diyor. Hakikaten hepimiz meraklı doğuyoruz, sonra bilgimiz artıyor, merakımız azalıyor. Meraksız, çok bilgili bir insanın hayatta büyük bir başarıya ulaşıp geleceği değiştirmesi, yaratması mümkün değil. Okulun verdiği bilgi her zaman için işin başlangıcıdır, dolayısıyla gençlere benim en büyük tavsiyem; meraklarını hiçbir zaman kaybetmesinler.”

“Bilimdeki günlük işimiz aslında bir hayal yolculuğudur. Tüm fikirler küçücük bir fikirle başlar”

“Bizim bilimde bütün günlük işimiz aslında bir hayal yolculuğu. Bilim adamının bilinen işlerle pek alakası yoktur, bilinmeyene merakı vardır. Bilinen dünyadan, bilinmeyen dünyaya yola çıkarız. Hayal konusu çok önemli bir konu bilim adamı için. Bana gençler geliyorlar, “Hocam” diyorlar, “Ben sizin gibi bilim adamı olacağım. Nobel alacağım.” Gençler kendilerini hayalin içine koymak yerine, önce insanlığa ne faydaları olacak onu hayal etsinler. Önümüzde büyük konular var; sağlık, iklim değişikliği, eşitsizlik, kadın-erkek eşitsizliği, sosyo-ekonomik konularda gelir eşitsizliği, adilliği önemli… Hangi konuda çalıştığınız değil, nasıl çalıştığınız önemli. Tüm fikirler küçücük bir fikirle, ufacık basit bir yerden başlar ve kartopu gibi hızlı bir şekilde büyür.

“37 trilyon hücrenin içinde bir kanserli hücrenin peşine düşüyoruz teşhis ve tedavide atılım yapmak için”

“Benim hayallerimden bir tanesi insan vücudu ile ilgili. İnsan vücudunda 37 trilyon hücre vardır aşağı yukarı. Bunu herkes bilir ama herkesin bilmediği, bunun yüzde 85’inden fazlası kan hücresi olduğudur. Bu hücreleri biz doğru anlayabilsek, kana ulaşmak kolay olduğu için, bütün hastalıkların tedavisinde ve teşhisinde çok büyük atılımlar yapabiliriz. 37 trilyon içinde, beş litre kandaki bir kötü hücreyi, kanserli hücreyi diyelim, nasıl bulabiliriz? İşte oradan küçük bir hayal başlıyor. O hayalin yolunda gidebilmek için sürekli öğrenmen ve sürekli denemen ve sürekli olarak da risk alman ve sürekli olarak da yanlış yapman lazım. Bilim adamı bilinmeyeni aradığı için, bilinmeyenin de kimse ne olduğunu bilmediği için hatalı olmadan oraya gitmen mümkün değildir. Bilimde 5 senede yaptığımız şeyler çok çabuk, 10 sene harika ve 20 sene normaldir. 30 sene üzerinde çalıştığım konular var benim.”

“Gençler hangi dalı seçerlerse seçsinler kendilerini mutlaka veri bilimlerinde eğitmelidir.”

“Gençler kendini hangi sahada çalışırsa çalışsın, mutlaka veri bilimlerinde eğitmeli, çünkü ister avukat olsunlar, ister komedyen, isterse bilim adamı; gelecekte bundan kopmak mümkün değil. Bugün bir bilgisayar saniyede 400 katrilyon hesap yapıyor, bunu insanın anlaması bile mümkün değil. O yüzden kendinizi bu konudan uzak tutmayın, uzman olmanız şart değil, ama veri bilimlerini öğrenmezseniz, yarın geride kalırsınız.”

Prof. Dr. Banu Onaral: “Gençlerle sorunları değil, heyecanı ve cesareti konuşmalıyız, çünkü farklı işleri yapmak için farklı olmalısınız.” 

“Yenilgiler her başarının temel taşıdır. Ben çocukluğumdan itibaren hep bir işe yaramaya çalıştım ve korkmadım. Korku insanları çeşitli kalıplara sıkıştırır, kişiler ise farklı işleri yapabilmek için farklı olmak gerektiğini bilmelidir. Bunun için de her türlü riski almak, sorunları düşünmek yerine; nasıl çözeceğiz, nasıl bu engelleri aşacağız diye düşünmek gerekir. Bilim alanında çalışmak için alçak gönüllülük önemlidir. Bugünlerde pandemi olduğu için hepiniz BioNTech aşısını geliştiren çifti tanımışsınızdır. Özlem Türeci müthiş bir bilim insanı, geçtiğimiz günlerde bir şeref madalyası aldı, fakat ödül töreninde yüzünde ‘’Eyvah, laboratuvardan bu kadar saat çaldım, kim bilir şu anda neler yapabilirdim’’ diye düşünen bir ifade var. Bilim bizim için ne yapabilir yerine, biz bilim için ne yapabiliriz diye düşünürsek dünyamız doğru yönde gidecektir. Hep birlikte, her nesil, toplumun her katmanıyla birlikte bu çözümlerin peşinde koşmak durumundayız.”

“Bilime, teknolojiye olan yatkınlığımı içgüdüsel olarak erken saatte, lisedeyken keşfettim. Matematik öğretmenimiz çok destek oldu.”

“Ben herkesin bildiği bir kişi olmak yerine, bulunduğum her durumda bir işe yaramak için uğraştım. Lisede felsefe okuyarak ve çok severek mezun oldum; fakat erken bir saatte bilim ve teknolojiye dönüş yaptım. Her zaman tıpla alakam çok vardı; bilimle, bizim öğreneceğimiz bilim ve teknolojiyle, tıpla yaşam bilimlerinde dönüşümler yapabiliriz dedim. Bu içgüdü çok erken bir saatte, esasında lisede başladı. Edebiyat okuyoruz, felsefe okuyoruz, fakat müthiş bir matematik hocamız vardı, yaz ayları dahi okula gelirdi. Biz hep birlikte başladık matematiğe ve merakla, zevkle öğrendik bütün bunları. Sonra yatkınlığım olan matematik, sistem mühendisliği ve elektrik mühendisliği üzerinden tıbba nasıl bir faydam olabilir diyerek üniversitedeki bölümümü araştırarak buldum.”

“Dünya büyük bir dönüşümün içinde. İnsan zekası inanılmaz bir değer, bilim dünyası ve çözümler bu zekadan doğuyor.”

“Dünya büyük bir dönüşümün içinde... İnsanlığın gerçekten merkezine oturduğu bir çağda yaşıyoruz, insanın zekası inanılmaz bir değer. Bilim dünyası ve çözümler bu zekadan ve bu çözümlerin bir şekilde yapay dünyayla da birleşmesinden doğmakta. İleride zaten tümleşmiş dünyada yaşayacağız. Bizim 12 sene önce kurulan laboratuvarımız, bilişsel ve insanlar üzerinde deney yapılabilen bir yer. Orada değer katan herkes bizimle, derecesi, hangi ülkeden geldiği önemli değil, lise öğrencileri bile var aramızda.”

“Kılcal damarlardaki kanı izleyerek beynin bilişsel işlevlerini nasıl yerine getirdiğini gözlemliyoruz.

Beynimiz bildiğiniz gibi sinir hücrelerimizin harekete geçmesiyle çalışıyor; karar vermemiz, plan yapabilmemiz... Doğal ve yapay zekanın birleşmesine destek olmak için elimizdeki teknolojilerle optik, kızılötesi ışıkla beynin içerisine girebiliyoruz ve kılcal damarları görüyoruz. Kılcal damarların içindeki kanın oksijeni kaybetmiş mavi kan ve kırmızı arasındaki ilişki üzerinden, beynin bilişsel olarak belli bir işlevi yerine getirdiğini görebiliyoruz. Bu teknolojileri hem çeşitli hastalıklarda, hem de öğrenme konusunda ve çok yüksek performanslı sistem tasarımında kullanabiliyoruz. Bu teknolojiden çıkan pek çok dünya ülkesinde şu anda kullanılan, elde tutulan ve beyninizde kanamayı olduğunuz yerde bulan  bir cihazımız var. ”

Hisar Okulları’nın eğitim modeli bilim, mühendislik, sanat ve tasarım alanlarını kapsıyor

Hisar Okulları kurulduğu ilk günden bu yana, dünya ile rekabet edebilen öğrenciler yetiştirmek üzere; bilim, mühendislik, sanat, tasarım gibi farklı alanların ilişkilendirildiği bir eğitim modeli ve akademik program sunuyor. Okul; en küçük yaşlarından başlayarak, her düzeydeki öğrenciler için ilgi alanları doğrultusunda deney ve gözlem odaklı bilgi ve beceri edinme fırsatları yaratıyor. Bu becerilerle donanmış öğrenciler yaşam yolculuklarına, sorun belirleme, çözüm üretme ve bu çözümleri sebatla uygulamaya koyma tecrübesiyle başlıyorlar. 1400 öğrencisi olan okulun mezunları, Türkiye ve dünyanın önde gelen eğitim kurumları ve kuruluşlarında eğitim ve çalışma hayatlarına devam ederken, içinde bulunduğu toplumun ilerlemesine de katkı veriyor.

Konuşmacılar Hakkında:

Notre Dame de Sion Lisesi’nin ardından, lisans ve yüksek lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği dalında alan Prof. Dr. Banu Onaral Biomedikal Mühendislik Doktorasını Pennsylvania Üniversitesinde tamamladı. 1998 yılında ABD'deki Drexel Üniversitesinde Biyomedikal Mühendisliği Bilimleri ve Sağlık Sistemleri Fakültesini kuran ve 2015 yılına kadar yöneten Onaral işlevsel beyin görüntüleme, ultrason ve optik yoğunluklu biyomedikal sinyal işlemciliği ve kompleks sistemler ağırlıklı bilgi ve sistem mühendisliği alanlarında çalışmakta.

Prof. Dr. Mehmet Toner, makine mühendisliği alanında lisans derecesini İstanbul Teknik Üniversitesi’nden, yüksek lisans derecesini ise Massachusetts Institute of Technology (MIT)’den aldı. Doktorasını Harvard-MIT Sağlık Bilimleri ve Teknolojileri bölümünde tamamlayan Toner; Harvard Tıp Fakültesi'nin en büyük eğitim ve araştırma hastanesi olan Massachusetts Genel Hastanesi, Hospital, Harvard Tıp Okulu ve Harvard-MIT Sağlık Bilimleri ve Teknolojileri’nde profesörlük yapıyor.

banner18
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner1