Son yıllarda sıklıkla duyduğumuz bir terim var. Gastronomi… Gastronomi kursu, gastronomi bölümü, gastronomi turizmi, gastronomi şefi… Peki, gitgide trend olan; beyaz yakaların tatil rotalarında, gençler arasında da özellikle aşçı olmak, pastacı olmak ya da kafe, restoran açarak kendi işini edinmek isteyenler arasında talep gören bu gastronomi nedir? Temelde aşçılık ve yiyecek içecek işletmeciliği gibi konuların öğrenilmesini ve uygulanmasını kapsayan bir terimdir denilebilir. Gastronun sözlük karşılığı, “mide ile ilgili”. Nomi ise kurallar. Mide ile ilgili kurallar gibi düşünülebilir. Çeşitli kaynaklarda; yemek sanatı, iyi yemekten anlama ve yemek bilimi olarak da tanımlanıyor. Gastronomi, yemek yemenin ve yemek yapmanın kültürel köklerine inilmesidir. Bununla birlikte yemeğin lezzetli ve sunumunun estetik olmasıdır. Üretiminden pişme şekline ve süresine değin, bir yemeğin anlaşılması ve farklı tatların bir araya getirilerek yeni keşifler oluşturulmasıdır. Sofradan tarihe yolculuktur. Geçmişten günümüze gelen lezzetlerin ve yeni tatların bir arada sunulmasıdır.

“İnsanın sindirim sisteminden, kültürel çalışmalara; yiyeceklerle etkileşimi anlatan gastronomi; tamamen insanlar, yiyecekler ve içinde yaşadığımız dünya arasındaki ilişki ile ilgilidir. Bir tat daha iyi hale nasıl getirilebilir? Hangi tür yiyeceklerin iyileştirici özellikleri vardır? Mevcut yemekleri nasıl geliştirebiliriz? Gıdaları nasıl muhafaza etmeliyiz?” gibi sorular etrafında gelişen gastronomi; tüm dünyada popülerleşen yemek kitapları ve usta çırak ilişkileri ile gelişme gösterdi. Bir zaman sonra insanlar sadece nasıl yemek yapılacağını öğrenmek yerine, yemeğin nasıl bir deneyim olabileceğine odaklanmaya ve gastronomiye önem veren yerlere seyahat etmeye başladı. Böylece gastronomi turizmi gelişti.

Gastronomi artık modern dünyada, şehirlerin de sahip çıktığı ve önemsediği bir değer. Bu anlamda, ülkemizdeki öncü şehirlerden birisi Gaziantep. Birleşmiş Milletler, Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO'nun aldığı kararla, 2015 yılında “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil edilmiş. Kentin 23 ürünü tescillenmiş ve coğrafi işareti alınmış: “Antep Yuvarlaması, Antep Muskası, Antep Fıstık Ezmesi, Antep Tırnaklı Pidesi, Antep Firiği, Antep Köy Kahkesi, Antep Şiveydizi, Antep Peyniri…” gibi. Bu sene, ‘GastroAntep Uluslararası Gaziantep Gastronomi Festivali ikinci kez düzenleniyor. Festivale katılmak isteyenler, 12 - 15 Eylül tarihlerinde Gaziantep’te olacak. Gaziantep’i Geliştirme Vakfı ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliği ile düzenlenen GastroAntep, ünlü şefleri de ağırlıyor.

UNESCO tarafından korumaya alınan dünya gastronomi şehirleri listesinde; Türkiye’den Gaziantep ve Hatay var şimdilik. Gaziantep neden gastronomi kentlerinden birisi oldu? Bu soruya bu unvanı alan kentlere tüm yönleriyle bakılarak cevap verilebilir. Kültür, tarih, doğa ve yemek bir bütün. Anadolu’nun ilk yerleşim merkezlerinden birisi olan Mezopotamya ile Akdeniz Bölgesi’nin ortak kümesinde yer alan şehrin tarihi, Antik kent ‘Dülük’ ile anlatılıyor. Yerleşim daha sonra Gaziantep Kalesi etrafında gelişmiş. Geçmişte Antep’ten ‘Hantap’ olarak bahsedildiği de söyleniyor. Hanlar, hamamlar, imarethaneler; kervanların konakladıkları yerler olduğundan, gelen insanların yöreye taşıdıkları kültür ve karşılıklı etkileşim bölgenin gastronomi açısından da zenginleşmesine katkı sağlamış. Antep harbinde aylarca düşmana karşı topyekûn mücadele veren şehir, 1921 yılında ‘Gazi’ unvanını almış.

Gaziantep’te yeme içme kültürü yeni değil. Şehir, ilk insanların yaşadığı binlerce yıla dayanan geçmişe sahip. Hitit, Med, Pers, Asur, Roma, Bizans ve Arap medeniyetlerinin de yıllarca yaşadığı bir bölge. Dolayısıyla Anadolu medeniyetlerinin buluşma yeri ve günümüzde bol baharatlı yemekleri, baklavaları, fıstığı ile ünlü bir ilimiz. Coğrafi konumu sayesinde tarhanası, salçası ve baharatları da kendine özgü… Elmacı pazarına giderseniz, havadaki rayiha şölenini hissedebilirsiniz. Gaziantep’e gidip de yemekten bahsetmeyen yoktur herhalde… Şehirde çok sayıda kebapçı var ve hepsi birbirinden leziz tatlar barındırıyor. Gaziantep’e sadece yemek yemek ve değişik tatları deneyimlemek için günü birlik giden yerli turist sayısı her geçen gün artıyor. Tike kebabı, kıyma, patlıcan, soğan, simit, ciğer (cağırtlak) kebapları ve pirpirim aşı, çağla aşı, maş çorbası, nohut dürüm, muhammara, şehirde tadılacak başlıca lezzetler olarak sıralanıyor. Kafe ve tarihi hanlarda bulabileceğiniz, melengiç kahvesi ve zahter çayı da kente dışarıdan gelenler için değişik içecekler. Kahvaltıda; beyran çorbası içmek, ciğer veya katmer (ince hamurdan yapılan fıstıklı bir tatlı) yemek gibi alışkanlıklar var. Sucuklu yerel kahvaltılar da var.

Kısacası Gaziantepliler, yemek konusunu üstünkörü geçmemiş. Geleneklerini yaşatıyor ve sahip olduğu bu değere özen gösteriyor. Kebabı ve ayranı sunarken bakır kabından ve tasından taviz vermiyor. Bu detaylar şehrin yemek kültürünü farklı kılıyor. Baklava yapıyorsa hakkını vermiş. Belli ki pek çok dükkân, malzemenin iyisini kullanıyor. O nedenle orada yenilen baklavanın; kaymağını ve çıtır çıtır tadını insanlar birbirlerine anlatıyor.

Gaziantep’te yeme ve konaklama yerleri ile ilgili pek çok yazı var internette o nedenle, mekânlar yerine biraz daha genel bir perspektifle şehirdeki gastronomi ve mutfak sanatları kültürüne dair birkaç not düşmek istedim. Gaziantep’e giderseniz güzel ve kaliteli yemek yeme mutluluğunun yanında kültür gezginliğini de ihmal etmeyin. Hem midenize hem de içinde yaşayan yerel kültür ve köklü tarihi ile ruhunuza iyi gelecek yerlerden. İnsanlar misafirperver ve İpek yolu üzerinde bulunduğu için kültürü yıllar içinde katlanarak zenginleşmiş. Evliya Çelebi de ünlü eseri, Seyahatname’de Gaziantep’e boşuna "Şehr-i Ayıntab-ı Cihan" (Dünyanın Gözbebeği Şehir)" dememiş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5