Öne Çıkanlar cityscape Veeam Palladium ekonomi doğa

Başkandan

ANKARA (AA) - 2010 KPSS sorularının Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyelerine sızdırılmasına ilişkin 7'si tutuklu 51 sanık hakkında görülen davada, sanık avukatının "mahkemelere baskı yapıldığı" iddiasına, Mahkeme Başkanı Hüsamettin Otçu, "Bir celsede 80 sanığın 80'ini, 50 sanığın 40'ını tahliye ettik. Baskı olsa neden bunları tahliye edeyim?" diyerek tepki gösterdi.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, birleşen dosyalardaki sanıkların savunmalarının alınmasıyla başlandı.

Sanık Bekir Düzenli, 2010'dan önce yapılan KPSS'lere öğretmen formasyon belgesi olmadığı için yeteri kadar hazırlanmadan girmesi nedeniyle düşük puan aldığını, daha sonra belgeyi aldıktan sonra 2010'daki sınava yoğun bir şekilde hazırlanmaya başladığını söyledi.

Sınavda 120 sorudan 118'ine doğru cevap verdiğini, tekrar sınavında ise doğru sayısının 44'e düştüğünü anlatan Düzenli, "Marmaris'te ikamet ediyordum, iptal edilen sınava İstanbul'da girdim. Uzun bir yolculuk yaptım ve hava soğuk olduğu için hastalığım arttı. Tanımadığım bir yerde, motivasyonu bozuk, dikkati dağılmış bir şekilde sınava girdim. Bu nedenle doğru sayısı bu kadar düştü. Zaten ben bir sonraki yapılan şaibesiz olan 2011 KPSS puanı ile atandım." iddiasında bulundu.

FETÖ üyesi olmadığını savunan Düzenli, örgütün kriptolu yazışma programı Bylock kullanıcı olduğu yönündeki tespiti de kabul etmediğini ifade etti. Düzenli, "Halam yurtdışında yaşıyor. Onunla iletişime geçmek için birçok program indirdim ama Bylock kullandığımı hatırlamıyorum." savunmasını yaptı.

Örgütün finans kurumu Bank Asya'daki hesabını da örgütsel amaç için kullanmadığını öne süren sanık Düzenli, tutuklu bulunduğu sürenin göz önünde bulundurularak tahliye talebinde bulundu.

Sanık Erkan Kılıç da yenilenen sınavda Türkiye genelinde puanını yükselten 35 kişiden biri olduğunu belirterek, bu durumun sınav sorularını önceden görmediğinin kanıtı olduğunu ifade etti. Davanın diğer sanıklarıyla ilişkisini ortaya koyan herhangi bir kaydın bulunmadığını anlatan Kılıç, HTS ve MASAK raporlarının da bu iddiasını doğrular nitelikte olduğunu kaydetti.

- Mahkeme heyetinin çekilmesini istedi

Sanık savunmalarının tamamlanmasının ardından söz alan sanık avukatlarından Adem Kaplan, ByLock'un MİT'in istihbarat çalışmaları sonucu elde edildiğini, bu nedenle delil sayılamayacağını savundu.

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, önceki hafta ByLock'un örgüt üyeliği için delil sayılacağı yönündeki kararını hatırlatan Kaplan, dairenin bu kararı ile birinci derece mahkemeleri zor durumda bıraktığını iddia etti.

Kaplan, özellikle FETÖ davalarının görüldüğü mahkemelerin tahliye kararı vermemeleri için baskı altında tutulduğunu öne sürerek, sanıkları tahliye eden bazı mahkeme üyelerinin görev yerlerinin değiştirildiğini ya da görevden alındığını savundu.

Kaplan, "Eğer böyle bir baskı varsa ki basında bu yönde kuvvetli bir kanaat olduğunu görüyoruz. Bu nedenle mahkeme heyetini çekilmeye davet ediyoruz." dedi.

- "Baskı olsa neden bu kadar kişiyi tahliye edelim"

Sanık avukatının iddiaları üzerine Mahkeme Başkanı Otçu, "Bizim böyle bir sıkıntımız yok, baskı yok. Bir celsede 80 sanığın 80'ini, 50 sanığın 40'ını tahliye ettik. Bakın burada kaç tane tutuklu sanık kaldı? Baskı olsa neden bunları tahliye edeyim?" diyerek tepki gösterdi.

Bunun üzerine avukat Kaplan'ın, "Sizin baskı altında olduğunuzu söylemiyorum ama Antalya ve Gaziantep bölge mahkemelerinin verdiği kararlardan sonra görevden alınmalar oldu." sözlerine karşı Başkan Otçu, "Siz bu konuda sıkıntısı olan mahkemede bunu dile getirin, tartışmaya gerek yok." ifadesini kullandı.

Diğer avukatların talebi ile duruşma savcısının mütalaasını alan mahkeme, ara kararını açıkladı.

Adli kontrol şartının bu aşamada yetersiz kalacağı gerekçesiyle 7 sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, ByLock kullandıkları tespit edilen sanıkların yazışma içerikleri ile internet trafiğini gösteren belgelerin ilgili kurumlardan istenmesini kararlaştırdı.

Ayrıca mahkeme, sanık avukatının, "heyetin davadan çekilmesi" talebinin Ceza Muhakemesi Kanununca geri çevrilmesine hükmetti.

Dava, 20 Eylül'e ertelendi.

- İddianame

10 Temmuz 2010'da yapılan KPSS sorularının sınavdan önce ele geçirilerek sanıklara dağıtıldığının belirtildiği iddianamede, sanıklar arasında "cemaat bağı" olduğuna, soruların sınavdan önce genellikle bu bağa uygun dağıtıldığına işaret edilerek, profilleri, iş yerleri, aralarındaki mali ve sosyal irtibatları incelendiğinde, sanıkların FETÖ/PDY içinde yer aldıklarının belirlendiği kaydedilmişti.

İddianamede, 294 bin 909 adayın katıldığı 2010'daki KPSS Eğitim Bilimleri sınavının iptal edilerek yeniden yapılmasıyla devletin 9 milyon 111 bin 138 lira 13 kuruş zarara uğratıldığı belirtilerek, YÖK Denetleme Kurulunun, genel yetenek sorularının da sızdırıldığı yönündeki raporuna rağmen, bu alanın iptal edilmemesiyle sayıları kesin bilinmemekle beraber binlerce kişinin haksız şekilde devlet memuru olduğu tespiti yer almıştı.

Sanıklar, "FETÖ/PDY üyesi olmak", "resmi belgede zincirleme sahtecilik" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına zincirleme dolandırıcılık" suçlarından yargılanıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5