Öne Çıkanlar teknoloji ekonomi spor Trabzon bilim

Kars'dan Hollanda'ya uzanan başarı hikayesi: Turgut Torunoğulları
banner17
GAZETE EKONOMİ - Ekonomi ve iş  dünyasının duayen gazetecisi Celal Toprak, Avrupa'nın birçok ülkesinde ve Türkiye'de yatırımları bulunan Hollanda merkezli Edestaal Grup Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları ile bir araya geldi.
Hollanda ile ticari ve kültürel ilişkilerimizde önemli bir ara bulucu olan Turgut Torunoğulları Kars’tan Hollanda’ya uzanan başarı hikayesinden bahsetti.

-Öncelikle sizi biraz tanıyalım Sayın Turgut Bey. Nasıl bir ailede yetiştiniz? Varlıklı bir aile miydi aileniz?

Kars standartlarına göre iyi gelirli bir ailede yetiştim. Zaten Hollanda’ya da ihtiyacım olduğu için gitmiş biri değilim. İlkokulda tanıştığım eşim ailesi ile Hollanda’ya gittiler. Biz de askerlikten hemen sonra 1980 yılında onların peşine takıp gittik.

- Hollanda’ya neler yaptınız, ilk gittiğinizde nerede çalıştınız?

O yıllarda Hollanda’ya gelen Türkler’in yüzde doksan beşi fabrika işçisi olarak çalışıyordu. İlk gittiğimde bir fabrikaya iş başvurusunda bulundum. Fakat bana dil bilmenin şart olduğunu söylediler. Hollanda’da göçmenlerin ülkeye uyum sürecini kolaylaştırmak için oluşturduğu sistemde gönüllü kişiler evlere gelip size dil öğretiyor. Ben de beş, altı aylık bi dil kursunun ardından kısa sürede dili öğrenip daha önce başvuruda bulunduğum aynı fabrikaya  dil öğrenmiş olarak tekrar iş başvurusunda bulundum. İş başvurum sırasında türkçe tercüman çağırmak istediklerinde ben dil bildiğimi söyledim. Bu kadar kısa süre içinde dil öğrenmiş olamama çok şaşırdılar ve beni hemen işe ardılar.

 -Dile yeteneğiniz var belli ki…

Ben hırslı biriyim. Başarı benim için gecikebilir ama engellenemez.

 -Ticaret alanına geçişiniz nasıl oldu?

Benim babam ticaretle uğraşırdı. Yani ticaret bizim damarlarımızda var. Bu nedenle çok fazla fabrika işçisi olarak yoluma devam etmek istemedim. O yıllarda Avrupa’daki gurbetçilerin video kiralama işine ilginin yoğun olduğunu fark ettim ve ilk aylığımla günlük video kiralama işine girdim.  Gurbetçilerde memleket hasreti olduğu için en çok türk filmleri satılıyordu. İlgi o kadar yoğundu ki 3-4 gün önceden isim yazdırıp sıraya girenler oluyordu. Yaklaşık bir buçuk sene kadar bu işi yaptım. Bu işten kazandığım parayı da memleketim Kars’tan daire ve dükkan alarak değerlendirdim. Memleketim Kars’a olan sevdam hiç bitmedi.

 "Tencere işine pazarlamacı olarak girdim"

Video kaset işi ben başlattıktan sonra her köşede açılır hale geldi. Ben de ‘artık bu iş bitti başka bir iş yapma zamanı’ dedim. Tencere işi benim için her şeyden önemlidir. Çünkü her şey orada başladı.
1982 yılında tencerelerin en az satıldığı dönemde Belçika, Hollanda, Almanya ortaklı bir tencere fabrikasına pazarlanmacı olarak işe girdim. Fabrikanın yönetimde bir dönem kriz oluştu. Benden ve 20 kişilik türklerden oluşan pazarlama ekibinden, pazarlama işini en iyi yapan grup olarak sorun çözme konusunda destek istendi. Ben de ekibimi temsilen katıldığım yönetim toplantısında fabrikanın hisselerine ortak olmayı teklif ettim. Önce %10 sonra % 20 derken büyüttük hisseleri. Şimdi neredeyse Batı Avrupa’nın tamamına aynı marka ile tencere satışımız sürüyor. 37 senedir bu işin en iyisi olarak hizmet ediyor. Tencelerimizin pazar payı da fiyatları da yüksek. Türkiye’ye de yavaş yavaş hizmet vermeye başladık.

Peki turizme nasıl geçtiniz?

Tencere işindeki Belçika ve Hollanda ortaklarımız ‘elimizdeki parayı turizme yönlendirmek istiyoruz’ dediler. Ülke olarak da İspanya’yı seçtiler. Benim gönlümde ise Türkiye vardı elbette ama ufak bir ortak olduğum için onların tercih ettiği ülkeyi seçmek zorunda kaldık.  Tencere işine girerken pazarlamada birlikte çalıştığım ve bugüne kadar da hiç ayrılmadığım ekip arkadaşlarım ve ortaklarımızla İspanya’ya ve çeşitli başka ülkeler gittik. Daha sonra yaptığımız bir değerlendirme toplantısında ben ve arkadaşlarım o dönem Türkiye’de başlayan kooperatif furyasının öneminden bahsederek yatırımları Türkiye’ye kaydırma teklifinde bulunduk. Türkiye’de villa yapıp satarak önemli bir başarı elde edeceğimizden bahsettik. İlk olarak Fethiye’de ön tarafı otel arka tarafı villa olarak tasarlanmış yapılar yapmaya başladık. Böylece 1990 yılında tam anlamıyla turizm sektörüne ilk adımımızı atmış olduk.
 
 "Fethiye'de otelcilikte bir numarayız"

Biz ilk başlarken Fethiyeliler bizimle bu beyaz beyaz evleri ne yapacaklar diye dalga geçiyorlardı. Bunu o gün de söylüyordum bugün de büyük bir rahatlıkla söyleyebiliyorum: Fethiye’de bizden daha iyi oteller yapılabilir ama biz bir numarayız. Çünkü biz bir tesisin içerisinde hem villa, hem otel hem apart yapıyoruz.
 
 "Yurtdışında kendini kabul ettirmek için markalaşmak çok önemli" 
 
-Peki markalaşma sürecinden biraz bahseden misiniz? Markalaşmada karar süreciniz nasıl gelişiyor?


Markalaşmak kolay bir şey değil maalesef. İş dünyasındaki çoğu arkadaşım şirketi kurmakla markalaşacağını sanıyor. Markalaşmak için azim, sabır ve zaman lazım. Bizim tencere markamız Simtronic bügün Avrupa’nın en iyisi olarak bilinir. Fiyatı pahalı olmasına rağmen neredeyse her ailenin evinde var. Bunlar bir günde olmuyor. 1980’den beri verdiğimiz mücadelenin, çekilen sıkıntıların sonucu meydana gelmiştir. Her şeyden önce kendiniz bir Türk olarak piyasaya kabullendirmek gerçekten çok mücadele isteyen bir süreç.Ardından bir kalite yakalamak ve o kaliteyi canlı tutmak da çok büyük önem taşıyor. Bu nedenle ben özellikle gençlere hep şunu söylüyorum. Yurtdışında kendini kabul ettirebilmen için markalaşmak gereklidir. Yeni girişimciler, sabırla, azimle şirketlerini markalaştırsınlar.

 "Orka Otelleri ismini beyaz balina Orka'dan aldı"

Biz turizmde de Orka markasıyla adımızı duyurduk. Aslına bakarsanız Orka ismi tesadüfen oluştu. Yıllar önce Rusya’da beyaz bir balina Türkiye sınırlarına girdi. Hatta bu beyaz balina Türkiye-Rusya arasında krize neden olmuştu. Biz de haberi izlerken denk geldiğimiz bu ismi çok beğendik ve tüm dillerde kolay telaffuz edilebileceğini de düşünerek bize çok uygun olduğunu düşündük.
Bunların dışında bizim bütün şirketlerimiz çoklu ortaklıdır. Pek çok farklı ülkelerden küçük ,büyük hisseli ortaklarımız var. Avrupa’daki başarılı ilişkilerimiz sayesinde bu kadar çok ortağı bir araya getirebiliyoruz. Bu da işlerimizi daha sağlama almamızı sağlayabiliyor. Örneğin Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntılardan biz hiç etkilenmedik.
 
"Ben hayatımda ne istediysem aldım"
 
-Kendinizi şanslı hissediyor musunuz?


Ben şuna inanıyorum: Bir insan bir şeyi gerçekten isterse cenabı allah onu verir. Ben hayatımda ne istediysem aldım. Çünkü ben istediğim şeyi kazanmak için yıllar da geçse mücadele ediyorum.
Bunun için kararlı olmak gerekiyor. Oturduğunuz yerden kapılar açılmaz size. Benim ailem de sorumluluklarını bilen, kararlı, çalışkan bir ailedir.

Bu söyleşinin tamamına Kanal Ekonomi youtube sayfasından ya da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=gD6-Z1ly_WU&t=148s

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner1