Öne Çıkanlar ekonomi AT Cedi Osman patriot Vali Ali Hamza Pehlivan

Mehmet Ercan'ın

Dudak Payım’ın yazarı Mehmet Ercan’ın aşkla beklenen ikinci kitabı çıktı Sevilenin payına aşk düştü. Terk edilen içinse aşk, düştü! Mehmet Ercan “Kalp hüzünden beslenir” deyip ustasına sadık bir çırak gibi aşkın düşmemesi için sözcüklerle direniyor! Aklımızın, kalbi “ne hali varsa görsün”e terk ettiği andır aşk. Yalnız yürünemeyecek bu yolda, elimize bir el, gözümüze bir bakış düşüşüdür. Kendimizi tarife zorlandığımız ve ‘ben’ demekten yorulduğumuzdan dolayı, ‘biz’ diyebileceğimiz birini bulmaya çalışmaktır. Aşktır, gönüllü düşkünlüğümüzün tek sebebidir. Belki de düşmelerin en güzelidir. Bulutun payına yağmur, yaprağın payına rüzgâr, insanın payına hasret; sevilenin payına aşk düştü. Terk edilen içinse aşk, düştü! “Tek heceli bir kelime, bütün kelimelerimizi anlamsız bırakır” diyen Mehmet Ercan sözcüklerin çifte anlamlarının kullanarak yeni bir söz dizimiyle anlatıyor aşkın ve düşün gerçek halini... Aşk Düştü aşka düşenleri kucaklıyor, aşktan düşenleri ayağa kaldırıyor, yalnızların aşk düşleri gerçek olsun diye dua ediyor! “Hayata dair ustalaşmak istiyorsan, derdine çıraklık edeceksin.” Mehmet Ercan, aşkın ve ayrılığın naif halini anlatırken, ayrılık acısı ne kadar yoğun olursa olsun metinlerinde öfkeye yer vermiyor. Ah ediyor! Ama bu daha çok iç çekmek gibi, yaşanabileceklere yazıklanmak gibi. Kimi yerlerde bileniyor onu bırakıp gidene ama bunu yaparken öfkesini değil, sevgisini söylüyor. Bu anlamda, gelene yüreğini açan, gideni acıyla kabul eden, ustasına sadık bir çırak gibi aşkla direniyor! “Alır kalbimi giderim” diyemiyor, kalıyor inatla. “Seni terk etmek kolaydı aslında, olmasaydı aşkın sayılır hatırı. Gözlerin, biri dünyamı, diğeri ahretimi simgeler gibiydi ve gözlerinin karası, içimde yükselen bir “kara göründü” müj¬desiydi benim için. Sesin, dağılmış notalarımın karar sesiydi. Te¬bessümün, aynı tonu yakaladığım bir türkünün en güzel girişiy¬di. Gülüşünden sonra konuşmaya başlayışın, en sevdiğim şarkıda sözlerin başladığı an gibiydi.” Kendi sözcükleriyle Mehmet Ercan 1978’de Mardin Kızıltepe’de doğdum. Anne ve babam tarafından Arapça ve Kürtçe biliyorum. ‘İnsanca’yı iyi konuşuyorum. İçimden geçmeyenleri yazıyorum. Geçenler hakkında bilgim yok. Geçip gittiler. Çocukken içime kapanıktım. Şimdi dışıma kapandım. İçime açığım. İç hacmim dışımdan geniş ve güzel. 20 yıllık radyo programcıyım. Oyunculuk yapıyorum. Senaryo yazıyorum. Aşkın ne olmadığını bulunca, geriye ne olduğu kaldı. Zaten ne kaldıysa geriye, aşktı.

Anahtar Kelimeler:
Manşet
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5