Cari açık nasıl kapanır? Üretim ekonomisine nasıl geçilir? Memlekete nasıl döviz sokarız? Türkiye yıllardan beri aynı sorularla boğuşuyor. “Sanayide ve teknolojide daha iyi atılım nasıl yapılır ?” sorusu üzerine nice teoriler ortaya atılıyor ama tartışmaların sonunda hep zurnanın zırt dediği yere geliyoruz. Aslında tam da dikkat çekmek istediğim nokta orası. Zurnaya odaklanma vakti artık.

Ben profesyonel bir ekonomi uzmanı değilim. Ekonomi nasıl kurtulur konusu üzerine uzun nutuklar çekmeyeceğim. Sadece uzun yıllardan beri içinde bulunduğum müzik dünyasının içinden bir feryat koparmak istiyorum. Döviz kurunun yükselmesiyle beraber enstrüman piyasası cayır cayır yanıyor. Müzik dükkânlarının önünden geçerken teninize bir sıcaklık vuruyor. Bir de bakıyorsunuz ki mağazanın içinde dolar ve euro canavarı ateş kusuyor. Eliniz titreye titreye satın almak zorunda olduğunuz enstrüman aksesuarlarını edinip ağlayarak dükkandan çıkıyorsunuz.

Enstrüman ekonomisinin ne kadar önemli olduğu bu satın alma zorunluluğunda yatıyor işte. Yabancı markalarla olan göbek bağını bir türlü koparamayan enstrüman sektörü döviz kurlarına mahkum olmuş durumda. Müzik ile haşır neşir olmayan okuyucuların anlaması için şunu söyleyebilirim: Enstrümanların temizlik malzemeleri, bezler, enstrüman ağızlıklarının saklama kapları dahi yabancı markaların egemenliğinde. Üstelik bu ürünlerin bazıları (özellikle saklama kapları vb.) ortalama bir marangozluk zanaatı ile elde edilebilecek ürünler. Bu ürünler kalitesiz mi? Tabi ki hayır. Yılların verdiği deneyimle markalaşan yabancı üreticiler, dünyanın dört bir yanındaki dağıtıcıları ve internet sitelerinden yaptıkları satışlarla büyük gelir elde ediyorlar. Türkiye bu zincir içinde ne yazık ki büyük oranda tüketici olarak yer alıyor. Girişimcilerimiz, dışarıya ihracat yapanlarımız yok mu? Elbette var ancak sektöre üretici olarak ağırlık koyacak büyük bir güç haline gelemiyorlar.

Üzülerek söylüyorum ki, bunun sorumlusu bu zamana kadar kültür sanat ekonomisinin ne olduğunun farkına varmayan gelmiş geçmiş bütün yönetimlerdir. Almanya ve Fransa ile otomotiv sektöründe yarışmak belki güç. Teknoloji ürünlerinde başta Güney Kore ve ABD olmak üzere cebimizdeki akıllı telefonların sağlayıcıları da başka ülkeler. Bu zamana kadar belki üretim konusunda çok fırsatlar teptik ama hala yakalayacağımız bir tren var o da kültür

sanat ekonomisi ile bağlantılı enstrüman piyasası. Diğer yazılarımda kültür sanat ekonomisinin ülkeye döviz girdisi çekmesi anlamında ne kadar önemli bir rol teşkil edebileceğini anlatmaya devam edeceğim. Bu piyasa ile alakalı olmayan kişilerin görsel olarak meseleyi anlaması için konuyu şimdilik bir fotoğrafla bitirmek istiyorum. Aşağıda gördüğünüz ürün, klarnet kamışını ağızlığa sabitleyen kaliteli bir ligatür ve fiyatı 415 Euro (2.650 Türk lirası)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5