Avrupa Birliği (AB) ile Gümrük Birliği Anlaşması'dan 22. yılımızı dolduruyoruz. Türkiye'nin yıllar itibarıyla hep dış açık verse de şüphesiz sürecin iki kesime de zarardan çok faydası dokundu. 2017'in ilk 6 ayı itibarıyla geldiğimiz noktaya bakınca AB'nin 28 üye ülkesi ile ticaretimizde nispeten bir denge söz konusu.
TÜİK'in yayımladığı Ocak-Haziran dönemi dış ticaret istatistiklerine baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor.
İlk 6 ayda AB-28 ülkelerine 35.7 milyar dolar ihracat yapıldı.
Aynı dönemde ithalatımız 38.8 milyar dolar oldu. 6 ayda 3 milyar 82 milyon dolar açık verdik.
Oysa Türkiye'nin ilk 6 aydaki toplam dış ticaret açığı 30 milyar 870 milyon dolar.
AB 28'nin bu açıktaki payı yüzde 9.98 oldu.
AB'nin toplam ticaretimizden aldığı pay ise yüzde 40.1 düzeyinde.
Toplam dış ticaretimizi ihracat ve ithalat odaklı ayırdığımızda AB-28'nin payı ihracatta yüzde yüzde 46.1 iken ithalattaki payı yüzde 35.8'de kalıyor.

ZAMAN LEHİMİZE İŞLEDİ

Hikayenin başladığı 1996 yılına dönersek o zamanlar ülkemiz 23.2 milyar dolar ihracatının 12.6 milyar dolarını yani yüzde 54.2'sini AB'ye yapıyordu.
AB, toplam 43.6 milyar dolarlık ithalatımızdan da 24.3 milyar dolar ile yüzde 55.8 pay alıyordu.
O zamanlar toplam dış ticaret hacmimiz 66.8 milyar dolar, verdiğimiz dış açık da 20.4 milyar dolardı. Dış açıkta AB'nin payı yüzde 57.6 düzeyindeydi. Yani o zamanlar biz AB'ye yıllık 11.7 milyar dolar açık veriyoruz.
Bir on sene sonrasına geldiğimizde (2006) ise dış ticaret hacmimiz 225 milyar dolara, dış açığımızda 54 milyar dolara çıkıyor. Şimdilerde 6 ayda yaptığımız ihracatı o zamanlar bir yılda ancak yapabiliyoruz. Ve yıllık 85.5 milyar dolarlık ihracatımızdan AB'nin aldığı pay biraz artışla yüzde 56.3'e çıkıyor.
Aynı yıl 139.5 milyar dolarlık ithalatımızdan AB'nin aldığı pay yüzde 42.6'ya geriliyor. 1996'dan 2006'ya AB'nin ithalatımızdaki payı 13.2 puan geriliyor.
Söz konusu yıl AB'ye 11 milyar dolar açık veriyoruz. Tutar neredeyse 1996 ile aynı kalmış. Ama toplam açıktaki AB'nin payı yüzde 20.3'e gerilemiş.
Yıllık perspektiften bakmak açısından bir on yıl sonraya yani 2016'ya bir göz atarsak; AB'ye olan dış ticaret açığımız 9.1 milyar dolarda kalmış. Toplam 56 milyar dolarlık dış ticaret açığında AB'nin payı yüzde 16.3'e gerilemiş. 1996'dan bakınca 41.3 puanlık bir düşüş yaşanmış.
Oysa aynı dönemde AB'nin dış ticaretimizden aldığı pay yüzde yüzde 55'ten 42'ye geriledi. İhracatımızın yüzde 48'ini AB'ye yaparken, ithalatın da yüzde 39'unu AB'den yapar hale geldik. Yukarıdaki tabloya bakınca işler AB tarafında ihracat leyine işledi.

ZEYBEKCİ'DEN ÖNEMLİ TESPİT

Son dönemde siyasilerimizin bu Gümrük Birliği güncellemesi ile ilgili demeçlerini ilgiyle takip ediyorum. Bu konuda en yetkili isim olan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Çarşamba günü Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) toplantısında şunları söyledi: "Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, Türkiye'ye sağlanacak bir iltimas, hediye, bağış gibi görülüyor. Gümrük Birliği'nin güncellenmesiyle 150 milyar dolar olan dış ticaret hacmimiz 1.5 yıl içinde 200 milyar dolar, 5 yıl içinde de 300 milyar dolara çıkıyor. Avrupa Birliği güncellemeden ilk etapta Türkiye'den çok daha menfaat sağlıyor." Zeybekci ayrıca, anlaşmanın imzalandığında "Egemen bir devletin imzalamaması gereken şartları" içerdiğini öne sürerek, "Böyle bir anlaşmadan bile kazançlı çıktığımızı düşünürsek. Bundan çok daha fazla kazanç sağlayacağımıza inanıyoruz" dedi.
Zaman Zeybekci'yi haklı çıkarır mı bilmem ancak geçen 22 yılda gelinen noktayı yukarıda zaten verilerle kayda düştük.
Benim asıl dikkatimi çeken tespit Gümrük Birliği güncellemesinin Türkiye'ye bir bağış gibi sunulması meselesi. Bu iş gerçekten de üçüncü ülkelerle AB'nin yaptığı serbest ticaret anlaşmaları nedeniyle zamanla bizim aleyhimize dönünce, devlet büyüklerimiz AB'de muhataplarına itirazlar ettiler. Ancak sesimizi duyan pek olmadı.
Sonra birden 2014 yılında Dünya Bankası AB'ye şu gümrük birliğini bir güncelleyin deyiverdi. İşte o zaman Avrupalı iş ortaklarımız ölçtüler biçtiler ve Türkiye'nin önüne Gümrük Birliği güncelleme meselesini koydular. 2015'in Mayıs ayında bizimle Brüksel'de mutabakat zaptı imzaladılar.
Sonra geçen yıl Aralık ayında, Avrupa Komisyonu oy birliği ile Avrupa Konseyi'nden yetki istedi. Geçenlerde Almanya, Avrupa Komisyonu'ndan, Türkiye ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi çalışmalarını askıya almasını isteyince şimdi işler biraz karıştı. Avrupalılar kendi çıkarlarına olan bir durumu sırf Türkiye'nin demokrasisine, hukuk sistemine vs. ilişkin kaygı duydukları için bence rafa kaldırmazlar. Olsa olsa bir süre daha ertelerler. Neden derseniz; 1996'da Türkiye'nin dış açığından yüzde 57.6 pay alan AB'nin yerini hangi ülkelerin aldığına bir bakın derim. Onu da ayrıca bir yazı konusu yaparız.


7 Ağustos 2017 tarihinde aydinlik.com.tr'de yayınlandı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5