Öne Çıkanlar ekonomi

SAHA EXPO 2018 Fuarı devam ediyor
banner17

İSTANBUL (AA) - ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Sezai Elagöz, ithalat yaparken ürünleri bazen çok uzun sürelerde teslim alabildiklerini belirterek, "Yurt dışında bir ihaleye gireceksek ihalenin zaman çizgisi belli. Bizim o ihalede başarılı olabilmemiz için ürünleri teslim alacağımız süreler belli. O sürenin üzerinde bir teslim süresi verildiği zaman otomatik olarak o ihalede geriye kalmış oluyoruz." dedi.

SAHA İstanbul tarafından organize edilen SAHA EXPO 2018 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı ikinci gününde İstanbul Fuar Merkezi'nde devam ediyor.
Moderatörlüğünü Özyeğin Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Direktörü Dr. İsmail Arı'nın yaptığı "Üretilemeyeni Üretebilmek" başlıklı panelde ana yüklenicilerin ihtiyaç duyduğu milli kritik ürünlerin nasıl bir ekosistemle üretilebileceği konusu ele alındı.

Panelde konuşan Prof. Dr. Sezai Elagöz, devamlı yeni ürünler çıkararak hızlı gelişen alanlarda çalıştıklarını aktararak, bu durumun tedarikçi firmalar üzerinde ciddi sıkıntı oluşturduğunu söyledi.
Elagöz, bir ürün alındığında önce Ar-Ge faaliyetlerinin yapıldığına işaret ederek, şunları kaydetti:
"Burda ürünün birim fiyatı çok önemli olmayabilir. Çünkü mühim olan bunun yapılabilirliğini göstermektir. Bu ilk aşama ile 2. ve 3. aşamayı ayırt etmemiz lazım. Ur-Ge'de gerek maliyeti düşürme gerekse problemleri gidererek seri üretime geçirme süreçlerin izlenmesi, seri üretimde artık maliyet etkin çalışmaların yapılmasını bekliyoruz. Fakat bizler adına ne kadar seri üretim de desek üretim aşamalarımız devamlı Ar-Ge ve Ur-Ge aşamalarında kaldığı için maalesef tedarikçi firmalarımızı böyle bir yükün altına sokmuş oluyoruz."
İthal kısıtlı ürünleri alamadıklarına değinen Elagöz, "Bazen bu resmi bir ambargo şeklinde oluyor. Bazen de günümüzde olduğu gibi adı konulmamış bir ambargo şeklinde oluyor. 'Ürünleri vermiyoruz' demiyorlar ama korkunç uzun sürelerde veriyorlar. Hatta daha kritik bir şey; yurt dışında bir ihaleye gireceksek ihalenin zaman çizgisi belli. Bizim o ihalede başarılı olabilmemiz için ürünleri teslim alacağımız süreler belli. O sürenin üzerinde bir teslim süresi verildiği zaman otomatik olarak o ihalede geriye kalmış oluyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Elagöz, söz konusu ürünlerde yerli firmalara döndükleri zaman büyük başarı elde ettiklerini dile getirerek, şunları söyledi:
"Çünkü burada seri üretim problemlerini, rekabetçi fiyatları düşünmeden firmalarımıza 'bu ürünü geliştir, buna ihtiyacım var' diyoruz. O zaman firmalarımız biraz daha yolunu görebiliyor. Ama seri olan ürünlerde firmalarımızın karşısında çok büyük rakipler var. Büyük sayıda ürün satıyorlar. Biz aynı kaliteyi aynı fiyatlara hatta bir miktar daha ayrıcalık tanıyabiliyoruz ama yine de bunların yeterli olmadığı durumlar oluyor. Bunlar bizim tedarik zincirimizi oldukça sıkıntıya sokuyor."

- "Uygun bir model bulunmasında zorlanılıyor"

ROKETSAN Genel Müdür Yardımcısı Dr. Sartuk Karasoy da stratejik üretimler yapılacaksa özel olarak ele alınması gerektiğini belirterek, savunma sektöründe de derine entegrasyon yerine mümkün olduğunca KOBİ'lerle ve alt yüklenicilerle çalışılması gerektiğini söyledi.
Karasoy, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Çok zora alışkın bir kültürümüz yok. Biz genelde kültürel olarak büyük bir işin parçası olmayı severiz ama o işi zorlana zorlana yapmak yerine kolayı varsa kolayından yapmayı tercih ederiz. Çok az sayıda üretim yapacağınız bir alanda, taşın altına elini sokacak birilerini bulmanız gerekiyor. 3-5 tane çalışan ürüne ulaşana kadar yanınızda 1,2,3 sene kalacak birisi olacak. Daha sonra seri üretime geçtiğinizde kendisini çok hızlı geri ödeyecek hacimler de değil. Dolayısıyla zamana yayılmış olarak geri kazanımını sineye çekecek. Ya da birim fiyatlarınız çok yüksek olacak. Buralarda uygun bir model bulunmasında zorlanılıyor."
Kaliteli çelik ihtiyacı olan çok farklı sektör olduğunu aktaran Karasoy, savunma sektöründeki yerlileşme ve millileşmenin zorunluluk olduğunu vurguladı.

- "Teknolojik gelişmeler malzemelerdeki sıçramalarla oluştu"

YİTAL AŞ Genel Müdürü Dr. Atakan Peker ise teknolojinin donanımının; tasarım, imalat ve malzeme olmak üzere üç sacayağı üzerinde ilerlediğini belirterek, "Bu üçü aynı derecede kritik ama ülkemizde malzeme tarafı ciddi şekilde ihmal edilmiş." dedi.
Son 30 yıldaki teknolojik gelişmelere bakıldığında bunların gelişiminin malzemelerdeki teknolojik sıçramalarla oluştuğunu aktaran Peker, "Eğer şu an herkes dolmuşa biner gibi uçağa biniyorsa, bu malzemelerdeki gelişme sayesinde oldu. Eğer malzemelerdeki gelişmeler olmasaydı bugünkü hayat standardımızı yakalamamız mümkün değildi. O yüzden malzeme olayı çok önemli." yorumunu yaptı.
Peker, malzemeye tedarik edilecek olan bir emtia olarak bakıldığına dikkati çekerek, "Aslında malzemeye stratejik bir girdi ve sektör olarak bakmamız gerekiyor. Özellikle vasıflı malzemeler konusunda... Bu tür teknolojik ürünleri üretebilmek için zihinsel bir dönüşüme ihtiyacımız var. Vasıflı çelik ve alüminyum sektörümüzün olması lazım." değerlendirmesinde bulundu.
Peker, yerli ve milli kelimelerine tanım konulması ve terimlerin dejenere olmaması gerektiğini dile getirdi.
HAVELSAN İş Geliştirme Müdürü Tahir Conka da savunma sanayisinde yerli ve milli misyonları olduğunu belirterek, "Üretilmeyeni üretmek konusunda KOBİ'lerimize ve küçük iştiraklerimize büyük iş düşüyor. Bunun da iyi organize edilmesi gerekiyor." dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5