Öne Çıkanlar yalova Avrupa Cenaze kosgeb malatya
banner25

Bir Fatma Aydoğdu iyilik ve başarı hikayesi

Türkiye’deki erkek egemen iş dünyasında ne mutlu ki kadınların adını artık daha çok duyuyoruz. Kadınlar, sadece işteki başarılarıyla değil, yönetimsel becerilerini sivil toplum kuruluşları (STK) ile yaptıkları çalışmalarda kullanarak, dünyaya katkıda bulunmalarıyla ön plana çıkıyorlar.

Aileden gelen girişimcilik ve gönüllülük geleneğiyle, aldığı eğitimler ve tecrübeleri sayesinde başarılı bir kariyere sahip olan iş insanı Fatma Aydoğdu da bu kadınlardan biri. Tezmaksan A.Ş.’nin mali işlerden sorumlu olan, icra & yönetim kurulu üyeliğini yürüten Fatma Hanım ile gönüllülük üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Fatma Hanım, sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Sivas’ta dünyaya geldim. Büyük bir ailede, sorumluluk bilinci ve sevgiyle büyüdüm. Girişimci ruha sahip, çalışma hayatına erken yaşlarda atılmış, aramızda sadece 17 yaş olan genç bir babam ve üreten, değer yaratan güçlü bir annem olması en büyük şansımdı. Bunu her yerde gururla söylüyorum ve söylemeye de devam edeceğim. 

34 yıllık çalışma hayatımın 14. yılında, dört kardeşim ile babamın kurucusu olduğu aile şirketimiz Tezmaksan Mak. San. A.Ş’de hissedar, YK üyesi ve mali işler müdürü olarak çalışmaya başladım. İş insanı kimliğimi dengelemek konusunda ilk başlarda zorluk çektim. Sonuçta ailenizin gözünde evlat ve ablasınız. Ancak, ailem ve çalışanlarımız, kadın bir yöneticinin getirdiği avantajı ve kurumsallığı anladıklarında her şey yolunda gitmeye başladı. Böylece sektörde başka kadın liderlere da yol açmış olduk.

1993 yılında hayatımın en güzel hediyesi, en büyük şansım, kızım Buse’m dünyaya geldi. Üreten bir kadın ve kızı 5 yaşına geldiğinde yoluna yalnız devam eden bir anne olarak, içimdeki kendini geliştirme aşkını kızıma da yansıttım. Emeklerimi boşa çıkarmayarak, Saint Benoit Fransız Lisesi ve İTÜ Jeofizik Mühendisliği bölümünden derece ile mezun oldu. 2018’den itibaren Avustralya Devlet Üniversitesi’nde %100 burslu eğitim hakkı elde eden, çok değerli bilim insanları ile doktora eğitimi alan ve kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir evlat ve bir bilim insanı yetiştirmenin haklı gururunu yaşıyorum. Yurtdışında okuduğu dönemde para yatırmamızı engellemek için hesap numarasını bizlere bildirmedi. Asistanlığının yanında farklı işlerde çalışarak kendi parasını kazandı. Kızım; ailesini, ülkesini, Türk kadınını dünyanın bir ucunda başarı ile temsil ediyor. Sizler aracılığı ile de ayrıca buradan kızıma teşekkürlerimi ve sevgilerimi gönderiyorum.

İçinizdeki gönüllüğe olan istek ilk ne zaman filizlendi?

Babam Hacı Mustafa Aydoğdu, her zaman toplumsal çalışmaların içinde oldu. Elini taşın altına koyan, ülkesini ve üretmeyi seven biri olarak, iş kimliği ve disiplini ile bilinir. İstediği şartlarda eğitim alamadığından Koyulhisar ilçesine annem ve kendisi adına okul yaptırmıştır. Onu en çok mutlu eden şeylerin başında öğrencilerden gelen duygu dolu mektuplar yer alıyor. Dolayısı gönüllü çalışmalar konusunda en değerli rol modelim babamdır. 

Babam, TİAD Takım Tezgâhları Derneği, Sivas Hizmet Vakfı, Koyulhisar Köy Hizmetleri Vakfı gibi adını sayamayacağım birçok vakfın kuruluşuna öncülük etmiştir. Son olarak kendisinin isteği üzerine Tezmaksan Hacı Mustafa Aydoğdu Vakfı’nın kuruluşunu gerçekleştirdik. 

Her sabah büyük bir heyecanla erkenden uyanır, büyük bir motivasyonla hazırlanır, işe büyük bir heyecanla giderim. Ayrıca, hayat boyu öğrenmenin önemine inanıyorum. Her anınız aynı geçiyorsa; değişmiyor ve dönüşmüyorsanız, bir yerlerde bir eksiklik var demektir. Pandemi döneminde yüksek lisansa başladım ve heyecanla öğrenmeye devam ediyorum.

Sosyal sorumluk projeleri içerisinde 20 yıldan fazla zamandır varım. Gönüllülük çalışmalarıma Türk Böbrek Vakfı’nda başladım. 14 yıl boyunca orada mütevelli heyeti ve sosyal komite üyesi olarak çalıştım. Vakıf, belli bir zaman sonra belli bir noktaya gelmiş, sürdürebilir kaynağa ulaşmıştı. Sonra farklı alanlara ve sürdürülebilir kaynağı olmayan kurumlara geçiş yaptım.

Gönüllük maceramda birçok arkadaşım, adıma dernek kurmamı tavsiye etti. Ancak desteklenmesi gereken o kadar kurum varken ayrıca bir dernek kurmayı istemedim. Ben değil, BİZ olmayı ve tecrübelerimi bu yöne yönlendirmeyi etmeyi tercih ettim.

Bence hepimizin bir misyonu var. Dünyaya geldiğimiz andan itibaren doğadan aldığımız her değeri, tecrübeyi, eğitimi, bilgiyi, kazancımızı ve hayat dair her ne aldıysak, elimizde ve heybemizde her ne varsa, ardımızda bırakıp gitmeden önce mutlaka faydaya ve değere dönüştürmemiz gerektiğine yürekten inanıyorum.    

Tekmaksan Akademi’den bahseder misiniz biraz?

2015 yılında denetim kurulu üyeliğini yaptığım Türkiye Kalite Derneği (KALDER)’den aldığımız Mükemmellikte Yetkinlik 3 Yıldız Ödülü’nün kriterleri içerisinde topluma yaptığımız katkıların ne olduğu ile ilgili bir bölüm vardı. Biz yıllarca birçok sosyal sorumluluk projesi yapmıştık ama bunu somut bir şekilde ifade edebileceğimiz bir oluşum yoktu. Böylece 2015 yılında liderimiz Hakan Aydoğdu önderliğinde akademi faaliyetlerine başlayarak, 2016 yılında Tezmaksan Akademi’yi kurduk.

Akademimizde 1000’in üzerinde öğrenciye eğitim olanağı sunduk. MEB ile protokol imzalayarak, öncelikle eğiticinin eğitimlerini verdik. Kadın operatör sayısını arttırmak için özel eğitimler veriyoruz. Üniversitelerde okutulan birçok kaynak kitap yayınladık ve talep eden herkese ücretsiz gönderiyoruz. Bayrampaşa, Ankara ve İzmir’de öğrencilere ücretsiz eğitim vermeye, meslek liselerinin makine alım ve bakımlarını sağlamaya ve üniversite & sanayi iş birlikleri yapmaya devam ediyoruz. 2020 yılında Türk & Alman Üniversitesi, Mersin Meslek Yüksek Okulları ile yaptığımız protokoller ile eğitimlere devam ettik. Pandemi ile birlikte online eğitimlere başladık ve 73 webinar eğitimi ile 3170 kişiye ulaştık.

Kadın sanayicilerimizin kız öğrencilere rol model olması için çalışıyorsunuz değil mi?

Evet. Yöneticimiz Yalçın Paslı tarafından kaleme alınan, Tezmaksan Akademi Sosyal sorumluluk projesi “Torna ile Şekillenen Hayatlar” adlı kitap ve sunumlarımızla, 46 ilimizdeki öğrencilere ulaştık. Sunumlarımızda öğrencilerimizden gelen, iş hayatıyla ilgili kitaplarda neden sadece erkeklerin ele alındığı ile ilgili sorudan sonra Paslı, “Kadın Sanayici Olmaz mı Dediniz?” adlı kitabı yazarak, sanayideki kadınların başarılarını daha görünür hale getirdi. Kitaptaki birçok sanayici kadınımız, verdiğimiz seminerlere konuşmacı olarak katılarak, kız öğrencilere örnek oluyor. 

Gönüllü olacağınız dernek ve vakıfları seçerken hangi kriterleri dikkate alıyorsunuz?

Sivil toplum kuruluşlarını seçerken öncelikle yönetim kurullarına, yapılarının şeffaf olup olmadığına ve ürettikleri projelerin sürdürülebilir olup olmadığına bakıyorum. Öncelikle kurumu yakından tanıyor, yöneticileri ile tanışıyorum. Onlara inandığım andan itibaren kendi kurumum gibi sahipleniyor ve onlarla üretmeye devam ediyorum. Projeler ile kurumları birleştiriyor, sonuçlanana kadar takibe devam ediyorum. Hedefim hiç değişmiyor: Tüm kurumlarımızın, bir denizyıldızı misali, sürdürülebilir kaynağa ulaşmalarını sağlamak. Ayrıca kurumların ülkemizde en çok ihtiyacı olanlara yani çocuklara ve kadınlara hitap ediyor olması benim için çok önemli. 

Sizce ülkemizdeki gönüllülük hareketlerini geliştirmek için neler yapılabilir?

Ülkemizde çok değerli gönüllülük çalışmaları var. Yapılan aktivitelerin, eğitimlerin tabana yayılması için birçok STK ayrı ayrı gayret sarf ediyor. Aslında bu aktiviteler ve gönüllüler, tek bir çatı altında bir araya gelirse, yapılacak gönüllü etkinliklerin daha fazla ihtiyaç sahibine ulaşacağına inanıyorum. 

Gönüllüler ile ihtiyaç sahiplerinin buluştuğu, isteyenin istediği eğitime ve hizmete ulaşabildiği bir dijital platform kurulması en büyük hayalim. Henüz bu hayalimi gerçekleştirecek proje ortağı bulamadım. Hedefimiz var, potansiyelimiz var, motivasyonumuz da var. Belki sizler aracılığı ile bulabiliriz. Ne dersiniz? Sesimizi duyan birileri olabilir.

Neden özellikle çocuklarla çalışıyorsunuz? 

Geleceğimizin teminatı çocuklarımızdan özellikle kırsalda yaşayanlar, eğitimde ciddi fırsat eşitsizliği yaşıyor. Eğitim için çok istekli olan ve fırsat verildiğinde başarılarına hepimizin tanık olacağı bu güzel çocuklara STK‘lar ile birlikte destek olabiliriz.

Çocuklarla çalışan, benim de projelerine destek olduğum kurumlardan bazıları şunlar: TOÇEV- Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı, Çocuk Eğitim Derneği, Köy Okulları Değişim Ağı (KODA)- Kalben Korunma Altındaki Çocuklar Derneği ve Türkiye Down Sendromu Derneği 

İşitme engelli çocuklarımızla ilgili çalışmalar yürüten Çocuk Eğitim Derneği’yle hangi projelerde yer alıyorsunuz? 

Derneği anlatmaya bir anımla başlamak isterim. Kurumları ziyaret ettiğimde ilk olarak hissettiğim duyguya çok önem veririm. İşitme engelli çocukları ilk ziyaret ettiğimde gözyaşlarına hâkim olamadığımı hatırlıyorum. İlk defa işitme engelli çocuklarla ve yaşadıkları ile yüzleşmiştim. Ayrıca derneğin işitme engelini kullanarak ajitasyon yapmıyor oluşu da çok hoşuma gitmişti. Hedefleri net ve şeffaf olan bir kurumdu.

İlk proje toplantısında dernek genel müdürü sevgili Melike Argiş, derneğin kuruluş hikâyesini ve faaliyetlerini, çocukların ve en önemlisi ailelerinin hikâyesini aktardığında gönül bağımız oluştu. Derneğe kaynak sağlayacak ilk projemizi, Fransız Sarayı’nda İTHİB sponsorluğunda gerçekleştirdik. Proje ile çocuklarımıza kaynak sağlamanın yanında, basın ve gelen davetliler aracılığı ile ‘’işitme engeli’’ konusuna da dikkat çekmiştik. 

Benjamin Button Kadınları grubu ile Avrasya Maraton Koşusu’nda kaynak sağlama ve farkındalık projelerimiz devam etti. Koşuya 30’un üzerinde gönüllü kadını dâhil ederek, yaptığımız çalışmaların daha geniş mecralara yayılmasını sağladık ve esas önemli olanın bağış miktarı değil, bağışçı ve gönüllü sayısı olduğunu vurguladık.

Başkanımız Recai Çakır ile kurucuları arasında yer aldığım, başkan yardımcılığını üstlendiğim ve çok emek verdiğim CMajör İşten Sesler Korosu ve Acun Bey’in destekleri ile O Ses Türkiye sahnesinde konser düzenleyerek, ciddi bir kaynak üretilmesine aracılık sağladık. Sayın Acun Ilıcalı’nın reklam gelirlerini derneğe bağışladığı gecede, ‘’Hatırla Sevgili’’ performansı ile ilk amatör sahne tecrübemi yaşamıştım. O anı düşündükçe hala heyecanlanıyorum. İş insanı Semiha Can ile İş Sanat’ta düzenlediğimiz konserlerle kaynak sağlama çalışmalarımız sürüyor.

Dernek başkanımız Ömer Cenker Ilıcalı ve dernek genel müdürü Melike Argis ile proje üretme çalışmalarımız ve iş birliğimiz devam ediyor. Biz, büyük bir aileyiz. 

Kalben Derneği ile planladığınız 2021 Kalben Çocuk Köyü projesinden bahseder misiniz?

Korunma altında yetişen sevgili Pelin Çalışkanoğlu tarafından kurulan Korunma Altındaki Çocuklar Derneği (Kalben) ile yollarımız TOÇEV genel müdürü Bade Takazoğlu aracılığı ile kesişti. 

Çok değerli, korunma altında yetişen çocuklarımız, kendilerini hiçbir yere ait hissetmiyorlar. Evleri, yurtları, memleketleri yok. Kızımın kendi ayakları üzerinde durmak için kabul etmediği eğitim ücretini bu projeye vererek, onun adına bir ev bağışı ile yola çıktım. Kalben ile hayalimiz, Marmara Ekinlik adasında bir ‘’Kalben Çocuk Köyü’’ kurmak ve çocuklarımızı her yaz düzenli olarak tatile, kampa gidecekleri, kendilerini ait hissedecekleri, yuvam diyecekleri bir yere kavuşturmak. Destek vermek isteyen tüm birey ve kurumları projeye desteğe davet ediyoruz. Gelin, çocuklarımızın kendilerini ait hissettikleri bir evi olmasını hep birlikte sağlayalım.

Önümüzdeki dönemde gerçekleştirmeyi planladığınız başka projeler var mı?

Covid-19 sonrası dönemde tüm çabalarımız; değişim, paylaşım, doğa ve üreteceğimiz tüm projelerin sürdürülebilirliği üzerine olacak. Artık fayda sağlamayan, değer yaratmayan hiçbir ürün satamayacak, her kurum faydaya odaklanacak. Bu konuda farkındalık çalışmalarımız ile topluma sosyal fayda sağlayan tüm STK’ları kurumlarımız ile buluşturmaya devam edeceğiz.

Mine Ekinci tarafından çoğu zaman yoksunluklarıyla gündeme gelen köy okullarının, aslında hayalimizdeki eğitim için büyük fırsatlar sunabileceği inancıyla kurulan Köy Okulları Değişim Ağı (KODA) ile “kırsalda eğitim ve ar-ge merkezi” kurmaya hazırlanıyoruz. 

2007 yılında Rıfat Hisarcıklıoğlu tarafından kurulan ve Türkiye’nin en büyük kadın girişimci ağı olan TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nda 2019 yılından bu yana KG üst kurulunda çalışıyorum. 7.000 kadın gönüllü olarak kadınlarımızı güçlendirmek, kadın girişimci oranını arttırmak üzere TOBB KG Başkanımız Nurten Öztürk liderliğinde, icra kurulu üyelerimiz ve 81 il başkanlarımız ile proje grubu çalışmalarımız devam ediyor. Yol haritaları belirlendi ve ilk işimiz Temiz Projesi’nin startı verildi. Yeni projelerimiz sektörel bazda devam ediyor.

Kadın alanında çalışan çok değerli STK’larımız PWN, Arya Women Kocaeli Sanayiciler Grubu ve Benjamin Button, BPN Kadınları grubuna üye olarak destek veriyorum. Ayrıca KAGİDER, Yönetim Kurulunda Kadın Derneği’nin (YKKD) Turkish Win adlı küresel topluluğunun, Yanındayız Derneği’nin çalışmalarını yakından takip ediyorum. Faydasıçok Vakfı’nın Sedefteki İnciler projesinde mühendis kızlarımıza burs sağlıyor ve mentorluk yapıyorum. Marmara Üniversitesi Kadın Araştırmaları Merkezi Danışma Kurulu Üyesi olarak kadınlarımıza fayda sağlamaya devam ediyorum.

CMajör İşten Sesler Korosu ile bu değerli kurumlarımıza kaynak sağlamak ve faaliyetleri ile ilgili toplum genelinde farkındalık oluşturmak üzere çalışmalar yapmaya devam edeceğiz.

Son olarak, gönüllü çalışmalara katılmak isteyen ama nereden başlayacaklarını bilmeyenlere neler tavsiye edersiniz?

Gönüllülükte esas olan, fayda sağladığınızda sizi mutlu edecek olan alanı belirlemektir. Önce doğa, çevre, çocuk, kadın gibi ana kategorileri seçip, sonra alt başlıklara yönelebilirsiniz. 

Ülkemizde bazı kurumlar tarafından gönüllülerin iyi niyetleri suiistimal edildiği için tabii ki birçok insanda güvensizlik ortaya çıktı. Ancak ilerleyebilmek için negatif olanı değil, pozitif olanı baz almalı ve araştırmamızı iyi yaparak, aktif şekilde yardımlaşmada bulunmalıyız. Toplumumuz, genel olarak gönüllü olmayı kaynak sağlamak olarak algılıyor ve uzak duruyor. Kaynak sağlamak dışında özel çocuklarımıza tamamlayıcı ders verebilir, yaşlılarımıza ve çocuklarımıza kitap okuyabilir, farkındalık çalışmalarına katılabilir, kurumların gönüllü çalışmalarına katkı sağlayabilirsiniz.  

Babam H. Mustafa Aydoğdu, dünyada üç şeyi para ile satın alamazsınız der: zaman, tecrübe ve itibar. Bunları kime ve nasıl kullandığınız çok kıymetli. Fatma Aydoğdu, bugün güvenilir bir isim, güvenilir bir marka olarak anılıyor ise, bunu sağlayabildiysem, dünyada benden mutlusu yoktur. 

Ülkemde güzel yürekli insanlarımıza doğru projeleri sunduğunuzda kaynaklarını açıyor, hayallerinize ortak oluyorlar. İşte bu noktada doğru yerde, doğru projeleri ve kaynakları kurumlar ile birleştirmek önem arz ediyor.

Sevgili Acun Medya ailesi, sosyal sorumluluk projelerimizde her zaman sesimiz olduğunuz için sizlere çok teşekkür ediyoruz. ‘’İyilik, hayatta kalmaya yönelik bir seçim değil, hayatta iz bırakmaya yönelik bir seçimdir’’ mottosu ile 2021 ve sonraki yıllarda sevgi ve iyilik tohumları ekmeyi, insan olmanın içini hakkıyla doldurmayı, bulunduğumuz alanın hakkını vermeyi ve birlik bilinci ile BİZ olmayı diliyorum. 

Fatma Aydoğdu, 6 Ocak 2021 tarihinde Kadın Girişimcileri Destekleme Zirvesi’nde büyük ödüle layık görülmüştü. Ödülünü, Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Başkanı Celal Toprak takdim etmişti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.