Öne Çıkanlar Balıkesir Manisa Yozgat Kilis kuzey kore
banner25

İtalya’da Almanya’da satılan fabrikaları Polonyalılar’dan önce biz almalıyız

Fatma Nur Önar yazıyor - Muammer Ömeroğlu TÜSİAD’ın da üyesi olduğu Türkiye’nin en etkin iş dünyası örgütlerinden TÜRKONFED’in çatısı altında yer alan İstanbul Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu’nun (İSİFED) başkanlığını yapıyor. Kendi şirketi olan Star Oyun Aletleri, Türkiye’de tavladan santranç takımlarına kadar alanındaki en önemli markadır. Ömeroğlu 7 dernekten oluşan bin 800’ü aşkın sanayacinin üye olduğu bu dev kuruluş ile Türkiye’de üretimin yaklaşık yüzde 40’ını gerçekleştiriyor. Böyle önemli bir örgütünün başkanı olan Ömeroğlu’nun ekonomi ile ilgili düşencelerini merak ettik, sorduk. O da anlattı. İşte soru ve yanıtlar…

-KOBİ’lerin kurumsal kimlik kazanmaları için destekleme çalışmalarınız mevcut mu, bu çalışmalarınız nelerdir?
Muammer Ömeroğlu: Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), Visa, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iş birliği ve toplamda 30 banka ve e-para kuruluşunun desteği ile hayata geçirilen işimi yönetebiliyorum. Projesi’nin 6.eğitimini 7-8 Şubat tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirdik. KOBİ’lerin uluslararası rekabet güçlerini artırmak ve faaliyetlerini dijital ortama taşımaları için ihtiyaç duydukları bilgi ve becerileri kazanmalarına destek olmak amacıyla hayata geçirilen proje ile 3 yılın sonunda 18 ilde 3 bin KOBİ’ye ulaşılması hedefleniyor. İstanbul Sanayici ve İş İnsanı Dernekleri Federasyonu (İSİFED) ev sahipliğinde Sabancı Center'da gerçekleştirilen eğitimde, finansal disiplini sağlamak için gereken bilgilerin yanısıra hızla gelişen ve dijitalleşen ticaret dünyasına adapte olmayı sağlayacak yöntemler Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinin yanı sıra konuk konuşmacılar tarafından anlatıldı.

-Türkiye ekonomisinde fırsatlar ve riskler nelerdir?
Muammer Ömeroğlu: Şu anda üzülerek söylemek zorundayım ki Türkiye’deki üretimin ve tüketimin büyük bir bölümü İthal ürünler ile karşılanmaktadır. Buna rağmen Ülkemiz bu günlere  kadar gelmiştir. Bundan sonra bu durumu fırsata çevirmemiz gerekmekte. Şu anda Ticaret Bakanlığı’nın  elinde Türkiye’ye ithal gelen ürün ve ikame malların listeleri bulunmakta üretim de büyümek isteyen firmaların ticaret Bakanlığından bu listeleri alarak yapmayı düşündükleri yatırımlarına ona göre planlamaları hem ülkemiz hem sanayicimiz için büyük fırsat taşımaktadır. Özellikle Pandemi döneminde gelişmiş ülkelerdeki bir çok firmanın zor duruma girmesi ve kapatması ile beraber Avrupa’ya olan yakınlığımız ile bu durumu üretimi fırsata çevirmek bizim için iyi bir fırsat olacaktır. Ülkemizde inşaat  sanayinin yavaşlamış olması bundan sonra bizlerin üretime daha çok odaklanmamız gerektiğini göstermektedir. Özellikle Avrupa’da Yaşlanan sanayicilerin fabrikalarını devretmeye çalışmaları bizler için büyük bir fırsat oluşturmaktadır. Şu anda başta Almanya ve İtalya’daki satılan fabrikaları bizden önce Polonyalılar talip oluyorlar biz bu konuda biraz daha hızlı adım atarak bu fabrikaları Türkiye’ye taşıyabiliriz. bunların birçoğu iyi üretim yapan Marka firmalar ancak bu kadar fırsatın yanında tabii ki risklerimizde bulunmakta. Avrupa birliği içerisinde olmamamız döviz ile borçlanmamız da bizim için büyük tehlike arz etmekte özellikle kısa ve orta vade de döviz ile asla borçlanmamalıyız. Yapacak olduğumuz yatırımları mutlaka TL cinsinden yapmak zorundayız ve yapacağımız yatırımı yalnızca Türkiye içerisindeki Pazarda müşteri aramamalıyız. mutlaka müşterilerimizi çeşitlendirmek zorundayız. Avrupa Amerika Afrika yakın coğrafyadaki komşularımıza ürün satabilir durumda olmak zorundayız aksi taktirde işletmelerimizin yalnızca iç pazardaki tüketime bağlı  olarak büyümesi mümkün değil büyük tehlike arz etmektedir.

-Virüs sürecinde ekonomi nasıl etkilendi ve sonrasında neler olacak?
Muammer Ömeroğlu: Ülkemiz son dört yıldır oldukça büyük badireler atlattı. Cumhuriyet tarihinde gördüğümüz bütün olumsuzlukları bu dört yıl içerisinde çok daha kapsamlı bir şekilde gördük. bunların üzerine bir de bütün dünyayı etkisi altına almış olan Pandemi etkisi gelince zaten zor durumda olan ekonomi ülkemizi oldukça zor bir sürece sokmuştur.Virüs ile beraber başlayan süreçte sanayi de perakende de  hizmet  sektörlerinde ve Türkiye’nin çalışan tüm birimlerinin insan sağlığını kontrol altına alabilmek amacıyla tedbirler alınmak için kapatılması Türkiye’deki iç ve dış ticaretin büyük bir oranda düşmesine sebebiyet vermiştir. Dolayısıyla dolayısıyla bu süreçten üretenler ticaret yapanlar çalışanlar ve aynı zamanda çalışan ekonomiden vergisini alacak olan devlet büyük bir gelir kaybına uğramıştır. Bu kayıpların telafi edilmesi oldukça uzun yıllar alacaktır. Bununla beraber Dünya turizminin etkilenmesi bunun Türkiye’ye vermiş olduğu zararlar ayrıca bize büyük zararlar vermiştir ve bununla beraber borsaların düşmesi dövizin hızlı bir şekilde yükselmesine sebebiyet vererek enflasyonu da körüklemiş olması kişi başına düşen milli gelirimizin ciddi oranda düşmesine sebep olmuştur. Bunların yansımalarını özellikle kısa vadede çok yoğun bir şekilde hissedeceğiz bundan sonraki süreçlerde devletin almış olduğu özellikle ithalata bağlı ürünlerin engellenmesi amacıyla tedbirler ülkemizdeki üretimin farklı bir şekilde şekillenmesine sanayi üretiminin gayrisafi milli hasıladan aldığı oranın daha da yükselmesine katkı sağlayacak orta ve uzun vade de bunun ülkemizdeki olumlu katkılarını göreceğiz.  Şu anda devlet üretime ciddi destekler vermekte üretimin önünü açmaktadır. Dolayısıyla artık ülkemiz üretim endeksli büyümek zorunda olduğunun farkına varmıştır. Bundan  sonra Türkiye’de üretimi yapılmayan ürünler üretilerek ithalat ile ihracat arasındaki makasın kapatılabilmesinın sağlanması gerekmektedir. Devletin  bunun farkına varmış olması en önemli kazancımızdır.

-Yeni dönemde ekonomi yönetimi hangi adımlarla atılmalıdır?
Muammer Ömeroğlu: Ülkemiz şu anda dünyanın 17. ekonomisine sahip aynı zamanda sanayi üretiminde de oldukça iyi bir yere sahibiz fakat enerji tarafında vermiş olduğumuz açığı sanayi üretimimiz karşılayamamaktadır bundan sonra ülkemizde sanayiye ciddi ağırlık vermek zorundayız. Özellikle dünyada beş sıfır teknolojilerin konuşulduğu günümüzde Türk sanayisinin büyük bir bölümünün henüz dört sıfırı yakalayabilmiş olmaması en büyük  kaybımızdır bunun bir çok sebebi vardır. Dört sıfıra yakalayabilmek için otomasyon teknolojilerinin Türkiye’de üretilebilir olması gerekmektedir. Bu konuda çin bütün dünyayı kısa bir sürede yakalamış ve geçmiştir. Bunun en büyük sebebi devletin Çin’deki üreticilere ihracat yapabilmeleri için vermiş olduğu desteklerden kaynaklanmıştır. Özellikle elektrik elektronik ve makine sanayine büyük destekler verilerek bu sektörlerin hızlı bir şekilde kalkınmasına sağlanmalıdır. Bu sektörler Türkiye’de büyümesi Türk sanayisinin aynı hızda hatta çok daha büyük bir hızla büyümesine sebebiyet verecektir. Ülkemizde sanayinin büyümesi ile beraber İthalat ile ihracat arasındaki makasın kapanmasına büyük katkı sağlayacaktır.Bununla beraber bu tip teknolojiler ülkenin savunma sanayine de çok daha katkı sağlayarak bu alanda da ülkemizi ihracatçı bir üst lige taşıyacaktır.  Kısaca  Tüketimi ithal mallara bağlı bir ülkenin kalkınması mümkün değildir dolayısıyla yeni dönemde üretime destek verilmeli üreticinin önü açılmalı bu konuda asla taviz verilmemelidir.

-İş Dünyasında yeni atılımlar yapmanın zamanımı? Eğer zamanı değilse yeni girişimcilerin ne zaman atılım yapması gerekir?
Muammer Ömeroğlu: Girişimler için yatırımcı bulmak işin en zor kısmı gibi görünse de koronavirüs salgını nedeniyle yaşanan süreç yatırım turlarını da baskılıyor. Birleşme ve satın alma faaliyetlerinde düşüş beklenirken, kimse bu sürecin ne zaman normale dönebileceği hakkında ise bir öngörüde bulunamıyor. Dahası belirsizliğin bu kadar arttığı bir süreçte yatırımcılar kendilerini korumaya çalışırken; bu tip çalkantılı süreçlerde tipik olarak mevcut yatırımları azaltma hatta durdurma eğilimine girebiliyor. Ayrıca, bu dönemde yatırımcılar arasında fonlamaya devam etme/etmeme kararında da bölünmeler ve gerginlikler yaşanması olağan. Sonuç olarak; startup’ları yatırımcıların yatırım kararı alma noktasında daha dikkatli olacağı ve bunu uzun sürece yayacağı günler bekliyor. Bu dönemde girişimcilerin uzun bir süre yatırım alamayacakmış gibi bir mali strateji belirlemeleri yararlı olacaktır.

İşte İSİFED üyeleri

İstanbul Sanayici ve İş İnsanları  Dernekleri Federasyonu, 7 Dernekten oluşmaktadır. 1800 Sanayici ve İşadamı üyeli  çatı kuruluşudur. Türkiye’deki üretimin yaklaşık yüzde 40’lık bölümünü Federasyon üyeleri  oluşturmaktadır.

- Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)

- Küçükçekmece Sanayici ve İş Adamları Derneği (KSİAD)

- İstanbul 3. Bölge Sanayici ve İş İnsanları Derneği (San-Der)

- Esenyurt Sanayici ve İş Adamları Derneği (ESİDER)

-Çatalca Sanayici ve İş Adamları Derneği (ÇASİAD)

- Beylikdüzü Sanayici ve İş Adamları Derneği (BEYSİAD)

-İstanbuldaki Tokatlı Sanayici ve İş Adamları Derneği(TOSİAD)

- İSİFED Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) üyesidir.

2020/Resmi olarak katılımı beklenen dernekler:

-İkitelli Organize Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (İOSİD)

- Rumeli İş İnsanları Derneği (RUYİAD)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.