İşte Atatürk milliyetçiği, işte tüketici hakları
Fatoş Alay Yazıyor –   Türkiye’nin yeni nesil televizyonu KANALEKONOMİ’de gazeteci-yayıncı Celal Toprak’ın programına konuk olan sivil toplum önderlerinden Doçent Uğur Özgöker önemli konulara değindi… Tüketeci örgütlerinden, dış politikaya bir çok sivil toplum örgütünün kurucusu, önderi olan Özgöker aynı zamanda Arel Üniversitesi’nde görev yapıyor… İşte o söyleşinin önemli noktaları…

Celal Toprak: Hocam , Atatürk’le ilgili özellikle milliyetçilik , bugün birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde  Türk Milliyetçiliği ve bir millet yaratması, farklı geleneklerden, farklı  misyonlardan gelen, insanları bir araya getirip bir millet yaratması olayını nasıl değerlendiriyorsunuz…
Doç. Dr Uğur ÖZGÖKER: Şimdi bu çok önemli bir konu ve çok tartışılan bir konu…  Aslında biz üniversitede Uluslararası İlişkiler Bölümleri’nde “Kimlik Politikaları” diye bir ders veriyoruz. Burada çok net bir şekilde bu milliyetçiliği ve Atatürk millyetçiliğini anlatıyoruz. Bakın dünyada iki çeşit milliyetçilik var. Biri batı milliyetçiliği, modern milliyetçilik, yada Fransız milliyetçiliği denen bir milliyetçiliktir. 1789 Fransız devrimden sonra çıkmıştır. Atatürk milliyetçiliği budur işte… Diğeri Doğu milliyetçiliği, klasik milliyetçilik, Alman milliyetçiliği denen milliyetçiliktir. İşte o ırkçılıktır. Atatürk harp okulunda okurken ,Fransızcaya’da çok iyi hakim olduğundan dolayı, bütün Fransız Devrimi kitaplarını okumuş ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken, Türkiye Cumhuriyetini kurmuş olan, Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür demiştir. Yani bu topraklarda yaşayan herkesin eşit olduğunu ifade etmiştir. Irkçı olan Almandır. Fransız milliyetçiliğinde bu yoktur bakın; 1789 yılın’da Fransız Ulus devleti kurulduğu zaman Fransa’da 50 milyon vatandaşın yalnızca 3 milyonu Fransızca konuşabiliyordu. Fransız milliyetçiliği siyasi ve hukuki bir milliyetçiliktir. Fransız Cumhuriyetine, vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Fransızdır. Aynen Atatürk’ün yaptığı gibi. Ama Alman milliyetçiliği kültürel ve felsefidir.Tarihinden Alman olacaksın, etnik kökenli olacaksın, sarışın mavi gözlü olacaksın vs vs…
Atatürk’ün milliyetçiliği modern batı milliyetçiliğidir. Eğer gerçek olarak anlaşılsaydı, yada çarptırılmasaydı, yada birileri bize bunu daha iyi anlatabilseydi. Bizden önceki jenarasyon bunu özellikle çarptırdı. Aslında bilimsel olarak baktığınız zaman çok basit. Diyor ki; Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı mısın, bağlısın. etnik kökenin ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına riayet ediyor musun… İşte sen o zaman Türksün. Bu 300 senedir bütün Avrupa ülkelerinin çoğunda uygulanmıştır. Bundan bir saptılar Alman ırkı üstündür aryan ırkı üstündür ve nitekim ondan sonra 2. Dünya savaşı çıktı. Eskiden bütün üniversitelerin her bölümünde, tıp fakültesinden mühendisliğe devrim tarihi okutulurdu. Sonradan Atatürk ilke ve inkılap Tarihi oda zorunluydu. Sonradan onu da iyice yumuşattılar… Şimdilerde ise uzaktan eğitime geçtiler, öğrenci hocayı da görmüyor, branşı olmayan hocalar inkılap tarihi  dersi anlatıyor vs vs… Aslında Nutuk zorunlu ders olarak okutulmalı…
Celal Toprak : Sizin uluslararası ilişkiler, tarih yanında bir uzmanlık alanınızda rekabet ve tüketici hakları… Bu konu neden önemli…
Doç. Dr Uğur ÖZGÖKER : Rekabet neden önemli iki cümle ile başlayalım.1889’da Kanada ‘da 1890’da Amerika Birleşik Devletleri Rekabet Kanununu çıkartmıştır. Amerika o zaman dünyada 16. 17. Ekonomi idi. Kanada ise hiç sıralarda bile yoktu. Bugün Amerika 1. Kanada ise ilk 5 te. Ben daha çarpıcı bir örnek ile anlatıyorum bunu öğrencilerime de 1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağıldı. Dağıldığı zaman özellikle coğrafi olarak dünyanın en büyük coğrafyasına sahip ülkesiydi. Bugün o yapıdan 15 devlet çıktığı halde onun ana devleti Rusya Fedarasyonu yine Dünyanın en büyük coğrafyasına sahip. Biz uluslararası ilişkilerde güç tanımı yaparız. Güçlü bir ülke demek coğrafyası büyük ülke demek. İki nüfusu büyük ülke demektir. O tarihlerde Sovyetler Birliği dünyanın nüfusuna göre en büyük 4. Ülkesiydi. Güçlü bir ülke demek askeri kapasitesi büyük ülke demektir. Ve o tarihlerde Kızıl Ordu  dünyanın en büyük ordusuydu. Sovyetler Birliği’nin çöküşü rekabetin olmamasından kaynaklandı. Çünkü komünist sistemde rekabet olmuyor. Rekabet olmayınca tüketici hem pahalıya alıyor, hem kalitesiz mal alıyor. Ama rekabet olduğu zaman rakibinden üstün kalabilmek için yeni teknolojiler geliştiriyorsun. Fiyatları düşürüyorsunuz, kaliteyi arttırıyorsunuz. Ve bu durumdan herkes karlı çıkıyor. Devlette karlı çıkıyor, millette karlı çıkıyor. Hatta üreticilerde karlı çıkıyor. Şu örneği herkes bilsin; Kore tek bir milletti. Dini, dili , ırkı her şeyi aynı… İkiye ayrıldı 1950 de Kuzey Kore komünist ekonomi, Güney Kore kapitalist ekonomi, Güney Kore 1962 yılında gayri safi milli hasılatı 1700 dolardı. Türkiye’nin 2200 dolardı. Güney Kore bugün dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri… Dünyanın 4. büyük zengin ülkesi… Kuzey Kore ise, 199 ülke içinde 182. Yani en sonda geliyor. Tarihi kültürü dini her şeyi aynı…Tek sistem farkı… Ekonomik sistem Güney Kore rekabetle çalışıyor, Kuzey Kore tekelci komünist sistemle planlı ekonomi ile yürüyor.
Gelelim tüketici hakları meselesine… Aslında biz tüketici haklarını hayata geçirdik, artık insanlar haklarına sahip çıkıyor. Bir ayakkabısı kötü çıkarsa değiştirmeyi biliyor. Dün bile beni bu konuyla ilgili on kişi aradı. Yok Tüketici Hakem Heyeti’nden aleyhime karar çıktı ne yaparız diye sordular. Yok bakanlığa yazdık vs…Artık haklarını arıyor insanlar…Aslında sisteme girişimiz biraz Gümrük Birliği sayesinde… O günlerde Avrupa Birliği Komisyonu dönemin başbakanı Tansu Çiller’in eline bunları yapmalısın diye bir reçete verdi. İşte bunları çıkartırsan Gümrük Birliğine girersin. Biri özelleştirme idi, özelleştirmenin olmadığı yerde yani devlet sisteminin, komünist sistemin olduğu yerde serbest piyasa olmaz, Avrupa Birliği olmaz… 4046 özelleştirme kanunu çıkarttık o zaman. Ben o tarihte özelleştirme ve gümrüklerden sorumlu bakanın baş danışmanlığını yapıyordum. Sonra 4054 sayılı rekabetin korunması hakkındaki kanunu çıkarttık. Daha sonrada 4077 sayılı Tüketicini Korunması Kanunu çıkarttık. Hepsi Murat Karayalçın ve Tansu Çiller’in eline Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı’nın vermiş olduğu reçete doğrultusunda yapıldı. Aslında bunun altını çizmemiz lazım, Bunlar 1982 anayasasında, anayasanın devlete verdiği görevlerdi. Anayasa 176. 178 . maddelerinde mal ve hizmet piyasalarında, tekelleşmeyi, kartelleşmeyi önleme görevini devlete veriyor. Artı tüketicinin haklarını koruma görevini veriyor. Fakat yapmıyorlardı. Aslında herkesin bundan haberi vardı ama büyük tekeller çıkarttırmıyordu. Çünkü işlerine gelmiyordu.
Celal Toprak : Sizin bir de Kıbrıs tarafınız var… Biraz da onu konuşalım…
Doç. Dr Uğur ÖZGÖKER: Ben aslen Kıbrıslıyım, İstanbul’da KKTC Türk Ticaret Odası’da Yönetim Kurulu Başkanıyım. Kıbrıslılar çok iyi eğitimli ve çok çalışkandır. Ama Kıbrıs Türkleri maalesef çok çalışkan değil. İkinci bir dezavantajda KKTC tanınmamı olması. Bu yüzden ticari ambargoların olması. Bunu da oradaki iş adamları birazda bahane olarak kullanırlar. Biz dedik ki bunu atlatabiliriz. KKTC bir cennet. Bir tarafında doğal gaz çıkmış, bir tarafında petrol çıkmış. Kendisi bacasız sanayi… KKTC’nin 200 bin nüfusu var bunun 96 bini öğrenci. Yani her iki kişiye bir öğrenci düşüyor. 96 bin öğrencinin de yüzde 80’i yabancı uyruklu. Yani bacasız sanayinin itincisi turizim. Üçüncü olarak da Türkiye Cumhuriyeti suyu getirdi. Eko turizm ve agro turizm yani ziraata dayanan turizmle de KKTC hızla kalkınacak. Yabancı Yatırımcılar KKTC de 12 ay boyunca tatil yapılabilecek olduğundan dolayı buraya akın ediyorlar.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5