Kanal Ekonomi’nin yayın kurulu üyesi ve Gazeteekonomi kültür-sanat yazarımız Esra Alkan, İzmir Kitap Fuarı öncesi, onur konuğu, değerli yazar Hidayet Karakuş ile özel bir röportaj gerçekleştirdi.

Çocuklar hayal gücü sayesinde edebiyata yatkınlardır. Ne oluyor da yetişkin dünyasına geçince edebiyattan bu kadar uzaklaşabiliyorlar? Yetişkinlerin, çocukların hayal dünyasını iğdiş etmemeleri için ne yapmak gerekir ve bu mümkün müdür? Eğitimin dışında bir yanıtı var mı bunun?
 
Çocuğun evde, sokakta, okulda sürekli çalışan düşlem gücü, türlü nedenlerle körelir bence. İlk olarak, ekonomik koşullar nedeniyle çalışmak zorunda kalınca körelir. İşçi çocukların, işçi çocuklarının, çalışan anne babaların çocuklarının verdiği yaşam savaşı onlarda düşlerini yaşama olanağı bırakmayabilir. Yetenekli çocukların düşleri yeni ilgilerle beslenmelidir ki, okumayı en başta temel yapsın. Eğitim dizgemiz okuma temelli olmayınca çocuk gelişen teknolojik yeniliklerin tutsağı olacaktır. Teknoloji kullanmak ilginç, kolay, arkadaşları arasında yer edinmesine yardım eder. Okumak kimi zaman arkadaşlarınca alaya alınmasına bile neden olabilir. Bu da onu düşlerinden koparır. Okumazsa zaten yeni düşler de kuramaz.
 
İkinci neden, ailenin ilgisizliği. Anne babalar, günlük koşuları içinde çocuklarının gelişmesini gözleyemezler. Oysa çocuk, yaptığı güzel şeyler için başının okşanmasını, kendi yaptığına ilgi gösterilmesini bekler. Bu onu daha çok okumaya, becerisini geliştirmeye yöneltir. Öbür türlü küser.
 
Üçüncü olarak, okuldaki sıkıcı, ezberci eğitim. Okulda son derece sıkıcı, yaşamıyla ilgisi olmayan, gerçek dışı bir dünyanın baskısıyla karşılaşan çocuğun edebiyatla buluşmasını engeller. Onun gerçeği kendine dayatılan, şırınga edilen gerçek dışı dünyanın safsataları, korkularıdır. Bu da onun kitaptan ve edebiyattan uzaklaşmasına, dahası günah saymasına dek gidebilir.
 
Okumaya karşı tedirgin edici tutumlar da onu soğutur edebiyattan. Evdekiler, arkadaşlar, yakınlar, okuyan çocuğa kitap okuyarak ne yapacağını, derslerine çalışmasını öğütlerler; okuyanların durumunu göstererek olumsuz konuşurlar. Bu da çocuğu çoğu kez kitaptan, edebiyattan soğutur.
 
Sokakta büyüklerin kitap okuyanlarla ilgili olumsuz yargıları vardır çoğu kez. Kendileri okumadıkları için başkalarının okumasından da rahatsız insanlar vardır. Benzer şeyleri sokakta onlardan da duyarsa çocuk ne yapar? Başkalarından farklı olmak istese de dışlanmaktan korkarak edebiyattan uzaklaşır. Okuyanların bilgiçlikle suçlandığı bir toplumda ne yapsın yavrucak!
 
Yetişkin insan olunca ekmek kavgasının içinde okumayı bile unutur. Büyüyünce iş yoğunluğu ona zaman bırakmaz. Yetişirken kazandığı okuma alışkanlığını bırakmamışsa zaman ayırabilir, zaman yaratabilir kendine. Değilse “Bir zamanlar ben de çok okurdum”la kendini savunmaya başlar.
 
Adı eğitim olmasa da bu ilişkilerin hepsi eğitimdir. Kötü eğitimdir, etkilemedir çocuğu, İyiden kötüye değiştirmedir. Oysa eğitim anlamca iyidir, olumludur. 
 
İzmir Kitap Fuarı’nın, İstanbul Kitap Fuarı’ndan farkı nedir?  
 
Bence şimdilik daha merkezi olması, önemli bir farktır. Kültürpark her bakımdan İzmir’in merkezindedir. Okurlar kitaplara ve yazarlara daha kolay ulaşabiliyorlar. Ancak İstanbul Kitap Fuarı da uzaklığına karşın oturdu. Her yıl daha çok kitapsever geliyor Beylikdüzü’ne. İzmir her zaman nüfus yoğunluğuna göre kitap fuarına çok ilgi göstermiştir. Hele Cumartesi ve Pazar günleri iğne atsan yere düşmez. Açıkoturumlar, edebiyat etkinlikleri, söyleşiler, imzalar… Oldukça yoğun geçer. Dinleyenler hemen her oturumda salonları doldururlar.
 
TÜYAP da bu işi yıllardır yapmanın deneyimiyle güzel kotarıyor. Her yıl TÜYAP kitap fuarlarına değişik kentlerde katılıyorum. Hep daha düzenli, hep daha canlı bir düzenleme görüyorum. Belki eksikleri vardır ama eksik arayarak bakmadım hiç. Yazarlar açısından çok önemli sorunlar yaşandığını görmedim.
 
Onur konuğu olmak,  nasıl bir duygu veriyor size? Ömrünüz boyunca taltif edilmeseydiniz, ne düşünecektiniz? Şimdi ne düşünüyorsunuz?
 
Elbette hoş bir duygu veriyor insana onur konuğu seçilmek. Kişinin geriye dönüp neler yapıp neler yapmadığını gözden geçirmesini sağlıyor. En azından bana bunu sağladı. Yine de içim biraz buruk. Kimi dostlar çoktan olmalıydı deseler de İzmir’de benden önce onur konuğu olması gereken Türk Tiyatrosuna, bilimsel yapıtlarıyla, oyunlarıyla, uygulamalarıyla, çevirileriyle büyük katkılar yapan Özdemir Nutku gibi, Türk Tiyatrosuna bir dönem damgasını vuran Hidayet Sayın gibi ustalar varken seçilmek, onların önüne geçmek beni utandırdı.
 
Çok ödül kazandım ama inanın, ödül için yazmadım hiç. Hep daha iyisini yazmaya çabaladım. Ödüller kendiliğinden geldi. Ödül kazanınca insan, bunu yazdığının onanması gibi algılıyor. Aferin denilmiş bir çocuk gibi seviniyor. Ama bir şiiri, bir romanı, bir çocuk öyküsünü yazmaya başlayınca kendine ödül hedefi koyamaz yazar. Bu ayıp bir şeydir.  Önemli olan iyi yazmak, dili iyi kullanmak, bir sorunsalı işlemektir yazdıklarınızda.
 
Ödül kazanmadan kendilerini okutan çok yazar var dünyada. Ödül kazanmak sevindirir yazarı ama kazanamamak bir eksiklik değildir. Yazdıklarını okura ulaştırma konusunda ödüllerin payını yadsıyamam.  Başlarda yazdıklarım ödül almasaydı da değerlerinden bir şey yitirmezlerdi bence. Yine de ödüller yazarın edebiyat dünyasında daha öncelikli yer almasına yardım ediyor. Bence yazarın yazma sevinci, yazarken yaratma coşkusu yeter de artar ona. Ben o coşkuyu bütün yazdıklarımda duyarak yazdım. Gerisi kendiliğinden geldi.

TÜYAP’ın sizin için hazırladığı “Türkçem Adresimdir” kitabı sizin dil tutumunuza bir vurgu mudur? Yazarla dil arasındaki ilişki sizce nedir?
 
Yazarın bütün gereci dildir. Şiirini, öyküsünü, romanını içine doğduğu dille yazar. Ancak hazır bir dille yazmak başlangıçta doğrudur da bu dile de katkılar sağlamalı, dilin anlatım olanaklarını geliştirmelidir yazar. O dili incelikleriyle, derinliğiyle gelecek kuşaklara ulaştıracak yapıtlar ortaya koymaya çalışmalıdır. Bir şiirimdeki “benden adres isteseler/dilimi verirdim”dizesinden esinlenerek kitaba bu adı verdik. Bir yazar Türkçe yazıyorsa, Türkçenin inceliklerini, oylumunu, genişliğini, anlatım olanaklarını bilmeli, geliştirmelidir. Yazımdan, noktalamadan tutun da deyimlere, atasözlerine, terimlere değin Türkçeyi doğru kullanarak Türkçenin büyük söz varlığını okura sezdirmelidir.

Sizinle bu röportajı yapmak, çok şey kattı bize. Teşekkür ederiz vakit ayırdığınız için.

Biz de sevgili yazarımız Esra Alkan'ın İzmir Kitap Fuarı'nda yeni kitabı Kalk Gidelim Çanakkale ile okurlarının buluşmasını müjdeleyelim. Seyahat kültürü yazarı Esra Alkan, Varlık Yayınları'nın standında saat 16.00-17.00 arası kitaplarını imzalayacak.
 
Esra Alkan, aynı gün (10 Nisan 2019) 17.30 -18.30 arasında, Konferans Salonu 1’de "Seyahat nasıl edebiyat oluyor?", "Anlatmak mı hissettirmek mi?", "Gördüklerinin içine taşınıp oradan dışarıya bakabilmek ne demek?" konu başlıklarını irdeleyecek ve ayrıca Kalk Gidelim Kitaplarıyla yolculuk ve yine son kitabı Kalk Gidelim Çanakkale’nin edebiyat yönünü konuşarak, seyahat deneyimlerini paylaşacak.İzmir Fuarı’nın tam programını http://izmirkitapfuari.com linkinden bulmak mümkün.
 
2019 İzmir Kitap Fuarı Onur Konuğu Hidayet Karakuş Etkinlik Takvimi:

6-7-9-12 Nisan Bilgi Yayınevi'nde imza.
6 Nisan 2019 Saat: 14.15-15.15
Salon II-Dış Alan
Kendi Sesinden şiirler-Hidayet Karakuş

Salon I- Üst Kat
10 Nisan Saat 13.45-14.45
Çocuk Yazınında Hidayet Karakuş
Konuşmacılar: Mavisel Yener-Nevzat Süer Sezgin-Hüseyin Yurttaş

Salon I Üst Kat
10 Nisan Saat 15.00-16.00 
Muzaffer İzgü Gülmece Öykü Ödülü Töreni

Salon I 
14 Nisan Saat: 12.00-1300
Hidayet Karakuş'un Şiir Evreni
Yöneten: Yüksel Pazarkaya
Konuşmacılar: Efdal Sevinçli-Bahri Karaduman-Oğuz Tümbaş-Hülya Deniz Ünal

Salon II-Dış Alan
14 Nisan Saat: 15.30-16.30
 Hidayet Karakuş'un Romanları
Yöneten: Yüksel Pazarkaya
Konuşmacılar: İnci Aral-Öner Yağcı-Gönül Çatalcalı  

Bol kitaplı günler dileriz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nemika 6 ay önce

Çok güzel bir söyleşi olmuş. Esra Alkan. Ellerine sağlık. Çocuk edebiyatının değerli yazarlarından Hidayet Karakuş'a sağlıklı nice yıllar diliyorum.

Avatar
yunus bekir yurdakul 6 ay önce

Sevgili Esra, ellerine sağlık... Hem çağıran hem tartışan bir söyleşi olmuş...

banner5