Jeoturizm, jeolojik süreçler ile şekillenen doğal oluşumlarını anlamaya odaklanan, bu oluşumları çevresel ve kültürel anlamda değerlendiren, jeolojik korumayı benimseyerek insanların beğenisine sunan sürdürülebilir bir turizm türüdür (Özkaymak vd., 2018). Mağaralar, şelaleler, kaldera, volkan konileri, krater gölleri (Ör. Meke Gölü), peribacaları, fosil yatakları (Ör. taşlaşmış ormanlar, omurgalı fosil yatakları, biyostratigrafik açıdan önemli yeni cins ya da türlerin tip lokaliteleri), travertenler (Ör. Pamukkale), vadiler-kanyonlar (Ör. Ihlara Vadisi – Köprü Çay), stratigrafik istif, mineral, yapı vb. oluşumlar “jeolojik miras” olgusunun temelini oluşturmaktadır (TMMOB,  JMO). En geniş kapsamıyla, güncel veya eski herhangi bir jeolojik süreci, olayı veya özelliği ifade eden kaya, mineral, fosil topluluğu, yapı, istif, yer şekli veya arazi parçasına “Jeosit” (jeomiras) denir. Arkeolojik veya tarihi değeri olanlara ise “Kültürel Jeosit” adı verilmektedir. Aynı veya farklı türden jeositlerin topluca bulunduğu, yaya gezme mesafesinden küçük olmayan alan ise Jeopark olarak adlandırılır (jemirko.org.tr).

JEMİRKO (Jeolojik Mirası Koruma Derneği) ve PROGEO  (Avrupa Jeolojik Mirasını Koruma Topluluğu) üyesi olarak Türkiye Jeolojik Miras Envanterini oluşturmak amacıyla MTA Genel Müdürlüğü, Kültür ve Doğa Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Doğa ve Çevre Derneği arasında bir protokol imzalanmıştır. Bu protokole göre Mut Miyosen Havzası, Karapınar Volkanik Havzası, Gümüşhane Artabel Gölleri, Kula Volkan Konileri, Yerköprü Şelalesi, Kapadokya Peribacaları, Tuzgölü ve Gökbel Vadisi pilot jeopark alanları olarak saptanmıştır. JEMİRKO’nun güncel jeolojik miras envanter listesine göre Türkiye’de 159 jeolojik miras alanı bulunmaktadır. Bu jeolojik miras alanlarının bazıları Salda Gölü, Meke Maarı, Obruk Maarı, Seydiler (İşçehisar-Afyon) Doğal Parkı, Olimpos’un Sönmeyen Alevi, Van Gölü,  Tuz Gölü, Altınbeşik Mağarasıdır. Turizmin gelişimini artırmak ve jeofizik özelliklerin korunmasını sağlamak amacında olan Jeoturizm’in bu amacının gerçekleşmesinde, paydaşların önemli bir rolü vardır. Jeoturizmin gelişmesinde ve korunmasında rol alan paydaşların en önemlisi yerel halk olup, diğer paydaşlar ise turizm işletmeleri, Ar-Ge ve planlama kuruluşları, yatırımcılar, kamu kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve turistlerdir (Özdemir ve Kızılırmak, 2019).

Özdemir ve Kızılırmak’ın (2019)  yaptığı araştırma sonucuna göre, dünya genelinde jeoturizm uygulamaları etkin olarak görülürken jeolojik alan açısından zengin olan Türkiye’nin jeoturizmi uygulamada yetersiz kaldığı, bununla birlikte jeolojik miras alanlarının tespitinde ve korunmasında kriterleri ortaya koyan bir mevzuatın olmadığı görülmüştür.

Bu araştırma sonucunda Özdemir ve Kızılırmak’ın Jeoturizmin geliştirilmesine yönelik verdikleri öneriler aşağıda sıralanmaktadır:

  • Jeolojik miras alanlarının gezilmesini kolaylaştırıcı kılavuzların hazırlanması.
  • Jeolojik miras alanlarının ve yakın çevresinin jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri belirlenerek, bu alanları ziyarete gelen grupların; bilimsel, eğitimsel ve rekreaktif amaçlı sahayı kullanmaları sağlanmalıdır.
  • Sadece jeolojik miras alanları içinde kalan kısım değil, yakın çevresinin de bir koruma statüsü sağlanarak, yerel halkın, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, belediyelerin görüşleri dikkate alınarak bir yönetim planı hazırlanmalıdır.
  • UNESCO’nun desteklediği Küresel Jeopark Ağı ve Avrupa Jeopark Ağı’na katılımın sağlanması için, Kula Volkanik Jeoparkı ve Kızılcahamam Çamlıdere Jeopark Projesi gibi Türkiye’nin diğer jeoparkları için farklı meslek grupları bir araya gelerek güncel bir fizibilite çalışması hazırlamalı ve bir jeopark öneri projesi geliştirilmelidir.
  • Jeoturizmin tanıtımı geliştirilmeli ve turizmin yıl içerisine yayılarak gelişmesi sağlanmalıdır.
  • Dünya genelindeki jeopark uygulamaları takip edilmelidir.
  • Gezi güzergâhı belirlenen, kültürel ve doğal jeosit duraklarının olduğu yerlere; parkurlar, mola noktaları, panoramik seyir terasları oluşturulmalı bunun yanında tanıtıcı levhalar sahanın genel özelliğini bozmayacak şekilde ahşap veya başka doğal malzemeden yapılarak, her yaştan ziyaretçinin bilgisine sunulmalıdır.

Jeoturizm potansiyeline,  Afyonkarahisar’da bulunan  jeosit alanları ve özellikleri örnek olarak aşağıda verilmektedir.

Özkaymak vd. (2018), tarafından yapılan araştırmada Afyonkarahisar Seydiler ve yakın civarında incelenen ve Jeoturizm potansiyeline sahip olan jeosit alanları ve özellikleri aşağıda sıralanmaktadır:

1. Lav-Tüf Oluşumları
Özellikleri: Volkanik süreçler, stratigrafi,
mineraloji, aşınma süreçleri,
jeomorfoloji, manzara

2. Seydiler Hisar Kalesi
Özellikleri: Kültürel miras, yapısal süreçler, jeomorfoloji, aşınma süreçleri,
manzara

3. Kırkinler Kaya Yerleşimi
Özellikleri: Kültürel miras, jeomorfoloji,
aşınma süreçleri, manzara

4. Seydiler Peribacaları
Özellikleri: Kültürel miras, jeomorfoloji,
aşınma süreçleri, manzara, yapısal
özellikler

5. Kuzin Kaya Yerleşimi
Özellikleri: Jeomorfolojik yapılar, yer şekilleri,
aşınma süreçleri, manzara

6. Leylek Kayası
Özellikleri: Kültürel miras, jeomorfoloji,
aşınma süreçleri, manzara

7. Yanarlar Kayalığı
Özellikleri: Kültürel miras, jeomorfoloji,
aşınma süreçleri, manzara.

Jeopark

Jeopark, sınırları belirli bir alan içerisinde eğitsel, bilimsel ve turistik açıdan öneme sahip jeositleri kısa mesafeler dâhilinde barındıran alanlardır. Jeoparklar, jeositlerin korunup gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçlayan birer koruma alanı; aynı zamanda yöre halkının sosyal ve kültürel kalkınmasını hedefleyen birer sürdürülebilir kalkınma alanıdır (kulasalihligeopark.com).

Türkiye’nin ilk ve tek UNESCO Küresel Jeopark Ağı’na kayıtlı  jeoparkı Manisa’da bulunan Kula UNESCO Küresel Jeoparkı’dır. UNESCO Küresel Jeopark Ağında 2019 yılı itibariyle 41 ülkeden 147 Jeopark bulunmaktadır (unesco.org).

Unesco Küresel Jeopark Ağında yer alan ülkelerden Çin 37, İspanya 12, İtalya 10, Japonya 9, Fransa 7, Yunanistan 5, Portekiz 4  Jeoparkı ile yer almaktadır. Türkiye ise ağ içinde 1 Jeopark (Kula Jeoparkı) ile yer almaktadır (TMMOB,  JMO).

Türkiye’de bulunan diğer jeoparklar; Kızılcahamam Çamlıdere Jeoparkı, Zonguldak Jeoparkı, Nemrut-Süphan Jeoparkı, Sivas Yukarı Kızılırmak Jeoparkı ve  Kayseri Jeoparkıdır (trthaber.com). Munzur Vadisi Jeopark potansiyeli için de çalışmalar devam etmektedir. 

Jeoturizm yönetimi, her şeyden önce ziyaretçi deneyiminin kalitesine odaklanmalıdır. Jeoturizm ile ziyaretçilerin coğrafi miras hakkında daha derin bir farkındalığa ve bu mirasa daha fazla değer vermeleri olasıdır. Böylelikle bu coğrafi mirası sürdürülebilir bir şekilde yönetmeye destek olurlar (Ólafsdóttir, 2019).

Doğal ve jeolojik mirasın korunması, gelecek nesillere aktarılması, yaşadığımız
dünyanın geçmişinin bilimsel olarak öğrenilmesi ile birlikte “jeolojik miras” olgularının tanıtılmasına yönelik JEOTURİZM ülke ekonomileri için çok önemli bir kaynak değer haline gelmiştir.

Örneğin:
-Çin’deki Gökkuşağı dağlarını yılda 25 milyon turist ziyaret etmektedir.
-Niagara şelalesinin yıllık ziyaretçi sayısı 20 milyon civarındadır.
-Kolorado Kanyonu’nu yılda 5 milyon kişi ziyaret etmektedir.
-Alanya Dim Mağarasını yılda 150.000 nin üzerinde turistin ziyaret ettiği bilinmektedir.
-Gümüşhane’deki Karaca mağarası ile Tokat- Ballıca mağarasını yılda
80.000 kişinin üzerinde kişi ziyaret etmektedir.
-Benzer şekilde Kapadokya’yı yılda 3 milyon turist ziyaret etmektedir (TMMOB,  JMO).

Midilli Lesvos Jeoparkında kurulan “Doğal Tarih Müzesi” bir eğitim, bilgi ve ilham yeridir. Müze mevcut teori ve uygulamalarını takip ederek, her eğitim seviyesinden öğrenciler için eğitim programları tasarlar ve uygular. Müzenin eğitim programları, deneyimsel öğrenme yoluyla öğrencilere Taşlaşmış Orman ve Midilli’nin doğal ve jeolojik anıtları hakkında bilgi, beceri ve deneyim sunmak için tasarlanmıştır. Bununla birlikte çocukların ve gençlerin toprak ve doğayla ilişkilerini keşfetmelerine yardımcı olmak, mevcut çevre sorunları, iklim değişikliği, doğal kaynakların ihtiyatlı kullanımı, sürdürülebilir bir yaşam tarzı üzerine harekete geçmek, aynı zamanda depremler gibi doğal felaketlere hazırlıklı olmaktır. Müze ayrıca, Lisans ve lisansüstü öğrenciler için saha ziyaretleri ve saha çalışmaları düzenlenmektedir. Her yaz üniversite öğrencilerinin yaz staj programları yapılmaktadır. Müze, çeşitli üniversitelerin lisansüstü programlar ile de işbirliği yapmakta olup yaz eğitim okulları ve eğitim programları da düzenlenmektedir. Müze tarafından ayrıca her yıl Taşlaşmış Orman bölgesinde gönüllü çalışma programları düzenlemektedir. Programın temel amacı, Midilli Taşlaşmış Ormanı’nın korunması ve Taşlaşmış Orman ve Midilli’nin doğası hakkındaki bilgilerin Yunanistan’da ve yurtdışında tanıtılması için farkındalık yaratmaktır. Program, gönüllülere bölgenin doğal hazineleri ve kültürel zenginliği ile tanışma konusunda eşsiz bir deneyim sunarken, onlara mesleki becerilerini geliştirme fırsatı da sunuyor. Gönüllü çalışma alanları, hem Müzede hem de Taşlaşmış Orman Parklarında Taşlaşmış Orman ve bölgenin günümüzdeki doğal ortamı hakkında bilgilendirme, halkı bilinçlendirme, araştırma yapma ve çevre eğitimi programlarını uygulamayı içerir. Gönüllülük, bölgenin doğal kaynakları hakkında bilgi toplamak için açık hava parklarında ve Taşlaşmış Ormanda saha çalışmasını, ayrıca bitki ve hayvan fosillerinin temizlenmesi ve korunması çalışmalarını da içerir. Gönüllü çalışma programı; müze tarafından organize edilen "AgroTurizm Festivali" çerçevesinde düzenlenen etkinliklere katılım ile yaz etkinliği olan "Yeryüzü Şenlikleri" etkinliğine katılımı içermektedir (lesvosmuseum.gr).

Türkiye’de jeoturizm kapsamında tur rotalarına alınması ve tanıtımlarına ağırlık verilmesi gerekli bir çok jeomiras  bulunmaktadır. Bunların içinde Kızılgezegen Mars’a benzerliği ile dikkat çeken Sivas “Eğribucak Kayalıkları”, Kocaeli Kefken “Pembe Kayalıklar”, Arizona’dan sonra Dünyanın ikinci büyük kanyonu sayılan “Ulubey kanyonu” (Uşak), Sinop’ta altıgen prizma şeklinde büyük sütunlardan oluşan “Boyabat Bazalt Kayalıkları”, Gökkuşağı görünümlü Nallıhan “Kız Tepesi Tabiat Anıtı” ve Erzurum Oltu “Gökkuşağı Tepeleri” ilginç oluşumları ile ziyaretçilerini ağırlamaktadır.

Kaynaklar:

Özdemir ve Kızılırmak (2019). Jeolojik Miras Alanlarının Jeoturizm Açısından İncelenmesi Üzerine Bir Araştırma, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi.

Özkaymak vd. (2018). Seydiler (Afyonkarahisar) ve Çevresinin Jeoturizm Potansiyelinin Belirlenmesi, Türkiye Jeoloji Bülteni, TMMOB JMO.

Ólafsdóttir R. (2019). Geotourism, Geosciences 2019, Department of Geography and Tourism Studies, Faculty of Life and Environmental Sciences, University of Iceland.

https://www.jemirko.org.tr/jeolojik-miras-terimleri/

http://www.kulasalihligeopark.com/jeolojik-miras.aspx

Türkiye’nin Jeomiras Zenginliği, https://interaktif.trthaber.com/2018/jeopark/

https://www.unesco.org.tr/Pages/22/58/Jeolojik-Miras-ve-Jeopark-İzleme-Grubu-

TMMBO, JMO (2019). "Jeolojik Açıdan Tabiat Varlıkları" Jeolojik Mirasın Önemi ve Türkiye’deki Durum Hakkında Rapor, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yayınları, 2019.v, No: 137.

https://www.lesvosmuseum.gr/en/

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.