Türkiye’den tam 7700 km uzakta olan Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’a yolum düştü. Böylesine fantastik bir yere gidip de izlenim yazmamak olmazdı.
Samsung’un davetlisi olarak gittiğim ülkenin yerel saati bizden tam 5 saat ileride. Müslüman’ı, Budist’i, Hindu’su ve Hristiyanı ile dünyanın en kozmopolit yerlerinden biri… Etraf tropikal yağmur ormanlarıyla kaplı olduğu için yılın 10 ayı nemli ve yağışlı geçiyor. 
Ancak ülke, yabancı yatırımcıya sağladığı ciddi vergi kolaylıkları nedeniyle komşuları Tayland ve Singapur gibi bölgenin vazgeçilmezleri arasında. Türkiye’den de Defacto oraya üçüncü mağazasını açmak üzere. Palmiye yağında dünya birincisi ülke, kalay ve petrolde de söz sahibi. Tam 88 katı ve 452 metre yüksekliğiyle dünyanın en büyük ikiz kuleleri olan Petronas’tan panorama izlemek için bile yılda yüzbinlerce turist Kuala Lumpur’u ziyaret ediyor. 
Tower 2 binasını ve iki kuleyi birbirine bağlayan Skybridge adlı köprüyü Samsung inşa etmiş. Çift katlı ve 750 ton ağırlığındaki köprü de her gün 09:00-19:00 arası ziyaretçilere açık tutuluyor.
Ülkenin diğer zenginlikleri ise altın, manganez, titan, demir ve boksit olarak öne çıkıyor. Her yer orman olduğu için kerestecilik de çok gelişmiş. Ülkede donanımsal anlamda teknoloji üretilmese de yazılım çok gelişmiş. Dünyanın her yerine teknoloji çözümleri ihraç ediyorlar.
Sadece teknoloji ürünleri ve sistemleri satılan büyük AVM’ler tasarlanmış. Dolar karşısında ülkenin para birimi olan Ringit’in değeri de düşük olduğu için bu AVM’ler turistlerin en çok ilgi gösterdiği yerlerin başında geliyor.  
KORNA SESİ YOK
Kuala Lumpur’un nüfusu 7.5 milyon civarında. 35 milyonluk Malezya’nın da en büyük ve en kalabalık şehri. Burada Malezyalılarla birlikte Hintli, Endonezyalı, Çinli ve Filipinlerliler nüfusun büyük bölümünü oluşturuyor. Trafiği İstanbul’u aratmıyor ancak halk o kadar medeni ki, kimse kimsenin önüne geçeceğim diye çalışmıyor.
Zengin kozmopolit yapısına rağmen 3 günlük gezimde tek bir korna sesi bile duymadım. Kozmopolit demişken, Hint tapınağının karşısında Çin tapınağı, hemen arkasında bir cami… Hindu’su, müslümanı, malayı, budisti, hristiyanı birlikte çalışıyor, birlikte yiyip içiyor, birlikte eğleniyorlar.
Karşılıklı saygı ve sevginin bu kadar güzel işlendiği belki de başka bir yer yok. Irkçılık buraya hiç uğramamış. Zengin kültürel yapı yemek sorununu da ortadan kaldırıyor. Her damak zevkine göre bir şeyler bulmak mümkün.
Tabi deniz ürünleri ve Uzakdoğu mutfağı burada zirve yapıyor. Ancak yemeklerde kullanılan soslar damak tadınıza pek uygun olmayabilir. Çünkü özellikle etlere konulan sosların bizim lokal lezzetlerle hiçbir ilgisi yok. Bu nedenle yeni lezzetlere açık olmakta fayda var.
FEDERAL SULTANLIK
Malezya dünyada başka bir örneği bulunmayan federal ‘sultanlık’ sistemiyle yönetiliyor. Her eyaletin bir sultanı var. Bu sultanlar 5 yılda bir ülkeyi sırayla yönetiyor.
Ülkede sivil kanunların yanı sıra şeriat yasaları da işletiliyor. Tabi bu yasalar, Müslümanlara uygulanıyor. Alkollü araç kullanarak veya uyuşturucu etkisiyle birinin ölümüne sebep olmanın cezası ölüm.
15 gram üzerinde uyuşturucu ile yakalanmış herkes bir uyuşturucu kaçakçısı olarak kabul ediliyor. Bu nedenle kendi valiziniz dışında başka kimsenin valizini taşımayın.
GÖKHAN ÖĞÜT SÜRPRİZİ
Akşam restoranda Vodafone Türkiye’nin eski CEO’su Gökhan Öğüt ile karşılaşmamız çok sürpriz oldu. Malezya’nın en büyük Telekom şirketi Maxis’in Operasyonlardan Sorumlu Başkanlığını (COO) yürütüyor. Kısa da olsa izlenimlerini sorduğumda çok ilginç bilgiler verdi:
“Malezya teknolojiye ve büyümeye açık fırsatlar ülkesi. Burası, şu an Milli ve yerli teknoloji üretimi için ciddi bir atak başlatan Türkiye için de önemli bir potansiyel oluşturuyor. Özellikle yazılım ve donanım teknolojileri alanında faaliyet gösteren Türk üreticileri buradaki dijital dönüşümde ciddi söz sahibi olabilir.
Buradaki şirketlerin buna ihtiyacı var. Çok az sayıda şirket dışında Türkler henüz Malezya'yı keşfetmedi. Ama Maleysia-Turkish Business Association (Malezya-Türkiye İşbirliği Kurumu) bu konuda çok ciddi çalışmalar yapıyor, ülkedeki fırsatları anlatıyorlar. Burası çok farklı etnik köken ve dine mensup bireylerden oluşan bir ülke. Birlikte barış içerisinde yaşamayı çok iyi biliyorlar." 
MAXIS HIZLA BÜYÜYOR
Maxis'in de, bölgenin en güçlü şebeke altyapılarına sahip şirketi olduğuna dikkat çeken Gökhan Öğüt konuşmasını şöyle sürdürüyor: "Mobil işimizin büyümesi ile birlikte evlere fiber ve kurumsal çözümlerde de hızla büyüyoruz. Yıllık ciromuz 2 milyar dolar civarında.
Borsaya açığız. Pazar değerimiz 11 milyar dolar. Karlılık ise yüzde 50'nin üzerinde. Tüm hizmetlerimiz ülkenin en hızlısı olan 4G altyapımız tarafından destekleniyor. Sınırsız bağlantı çözümleri sunuyoruz.” Gökhan Öğüt göreve başladığı Temmuz-Ağustos-Eylül dönemlerini kapsayan üçüncü çeyrek dönemindeki performanslarını da şöyle açıkladı:
"Bu dönemde 1 Milyar Malezya Ringit'i, yani 250 Milyon dolar civarında faiz ve vergi öncesi kar açıkladık. Verimliliğimiz ve büyümemiz yükseliyor. Bunda en büyük etken Maxis'in 4G ile indirme, yükleme hızı, gecikme süresi ve genel hız açısından rakiplerini geride bırakmayı başarması." 
Hazır bu kadar yazmışken Kuala Lumpur’a gitmeyi düşünenler için gezilebilecek birkaç güzel yer de önereyim:
Petronas Kuleleri: Özellikle Kuala Lumpur, gökdelenleriyle Newyork’tan aşağı kalmıyor. Petronas, 452 metre yüksekliğiyle dünyanın en büyük ikiz kulesi olarak öne çıkıyor. Burayı günde ortalama 10 bin kişi ziyaret ediyor. Tabi buradan şehri izlemenin bir kişilik bedeli 20 dolar.  
Batu Caves: Burası Hinduların en büyük kutsal mağara tapınağı. Tam 272 basamakla çıkılıyor. Mağara önünde bulunan dev altın kaplama heykel ise Hindu Tanrısı Lord Murugan heykeli. Merdivenleri çıkmaya başladığınızda ise size etrafta bulunan maymunlar eşlik ediyor. Bu maymunlara çok dikkat etmek gerekiyor çünkü cüzdan ve telefonları çalabiliyorlar. Mağaranın içi ise son derece fantastik. İçeride ayrıca bir mağara var. Bunun adı da Dark Cave. İçeride zehirsiz yılanlar, dünyanın en nadir örümcek türlerinden Trapdoor Spider ve yarasalar bulunuyor.
Merdaka Meydanı: Burası Bağımsızlık Meydanı. İngiltere 1824’ten itibaren ülkeye büyük bir hakimiyet kurmuştu. Trafik de bu yüzden hala soldan akıyor yani direksiyon sağda. 1957 yılında Malezya halkı bu meydanda bağımsızlığını ilan etti. Halihazırda şehrin en önemli etkinlikleri, festivalleri burada yapılıyor.
China Town: Bir çok ülkede ve metropolde olduğu gibi, Kuala Lumpur’da da bir Çin Mahallesi var. Ama buradaki fark bu mahallede Çinli işletmecinin olmaması. Sokaklar, dükkanlar kötü ruhlardan koruyan Çinlilerin meşhur fenerleri ile donatılmış ancak çalışanların tamamı Hintli, Pakistanlı veya Bangladeşli.
Masjit Jamek: Şehrin en görkemli camisi. Mardeka Meydanı ile Chinatown‘un hemen ortasında, Gombak ve Klang Nehirleri’nin kesiştiği yerde yer alıyor. Burası İslam, Babür ve Mağrip Mimarilerinin izlerini taşıyan dünyadaki tek cami.
Kuş Parkı: Her yıl 1 milyonun üzerinde ziyaretçiyi ağırlayan Kuala Lumpur Kuş Parkı ülkenin en popüler turistik noktalarından biri. 21 dönümlük arazi üzerine kurulu olan parkta 200’den fazla kuş türünü inceleyebilirsiniz. Parkın en güzel özelliklerinden biri ise parkta yer alan 4 bölümden 3 tanesinin serbest uçuş bölgesi olması. Yani bu bölgede yer alan kuşlar diledikleri gibi hareket edip, uçabiliyor. (POSTA)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner1