Öne Çıkanlar Bursa Neyyir Tuncay Eren Sinan Ak Trabzon dünya

Tatilde sığınılacak bir liman: Sığacık
banner17
Burcu Akkaya Yazıyor..

Sığacık, İzmir’in Seferihisar ilçesinin sahil şeridinde bulunan ve ‘tatil yöresi’, ‘deniz kenarı’ denilince akla gelen gürültülü kalabalıkların dışında kalan küçük bir balıkçı köyü… Seferihisar Türkiye’nin ilk yavaş şehri… Yıllar önce gazetede haberini yapmıştık. O zamanlar Uluslararası Cittaslow ağının Türkiye’deki ilk temsilcisi Seferihisar hakkında özetle şöyle yazmışım:
Markalaşmış mandalinası, güneş, jeotermal ve rüzgar enerjisi açısından geniş kaynakları ve tarihsel zenginlikleri Seferihisar’ı her geçen gün daha güçlü kılıyor. İlçede yaşayanlar, Sakin Şehir projesini sahipleniyor.
Cittaslow ne midir?
Şehirlerin hangi alanlarda önemli ve özel olduklarını düşünmeleri ve bu özelliklerini korumak için strateji geliştirmeleridir. Şehrin dokusunun, renginin, müziğinin ve hikayesinin uyum içinde olmasıdır. Yerel zanaat, tat ve sanatların sadece eskilerin hatırlayabildiği kavramlar olmaktan çıkarılıp çocuk ve gençlerle paylaşılmasıdır. Hava, gürültü, ışık ve elektromanyetik kirliliklerin sürekli kontrol edilmesi ve sağlığı tehdit etmeyecek boyutta tutulmasıdır. Çöp toplama saatleri ve ilaçlama gibi konulara özen gösterilmesidir. Çevreye ve insana zararlı olmayan alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesidir. Bir şehrin, farklılaştırılmasıdır.
IMG_20180724_110401_2
İtalyanca Citta (Şehir) ve İngilizce Slow (Yavaş) kelimelerinden oluşan Cittaslow sakin şehir anlamında kullanılıyor
Cittaslow Ağı, Slow Food hareketinden ortaya çıkmış bir kentler birliği… Küreselleşmenin yarattığı standart mekanlardan biri olmak istemeyen, yerel kimliğini ve özelliklerini koruyarak dünya sahnesinde yer almak isteyen kasabalar ve kentler katılıyor bu ağa…”
İki gece konakladığımız Sığacık, İzmir’e 50, Seferihisar’a 5 km uzaklıkta bulunuyor. Küçük görünmesine rağmen iki güne sığmayacak kadar zengin… Gezilecek görülecek yeri, tadılacak lezzeti çok. O nedenle kısa zamanda çok şey yapmaya odaklanıyoruz. Örneğin Teos Antik Kenti’ni tam da öğle güneşinin dimdik tepemize indiği en sıcak saatlerde geziyoruz. (Theos’u başka bir yazıya bırakıyorum.) Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos seferi için yaptırdığı kale: Sığacık kalesi. Kale, günümüzde çeşitli konser ve etkinliklere de ev sahipliği yapıyor.
Sığacık; sakin ve sessiz bir tatil isteyenlerin adresi olabilir. Özellikle kale içindeki tarihi taş evler; mavi beyaz, lacivert beyaz boyalı renkleri ve avluları ile çok şirin görünüyor. Evler beyaz, kapı ve pencereler mavinin tonlarının renginde. “Küçük ve güvenli bir masal köyünde geziyorsunuz” hissi insana huzur veriyor. İşletme sahipleri de oldukça kibar. Kale içinde yüksek sesle konuşan gürültü yapana rastlamadım. Sanki herkes gerçekten huzurlu bir yavaşlık içinde…
IMG_20180724_110509_2
Kale dışında akşam kısa bir gezinti yaptığınızda daha çeşitli yerler görebilirsiniz. Örneğin çocuklar için inşaa edilmiş küçük bir lunapark var. Orada zıplayan, bağrışan ve enerjilerini orada attıkları için kale içindeki huzuru bozmayan çocuklar var. Bu bölgede; her tatil yöresinde olduğu gibi mısır ve dondurma satıcıları ile çok çeşitli yeme içme yerleri ve çay bahçeleri de mevcut.  Sığacık limanından Yunanistan’ın Samos adasına da feribotlarla geçilebiliyor. Standlarda günübirlik ya da konaklamalı tur biletleri ile çeşitli tekne turları satılıyor.
Sığacık’ta araba park etme konusunda az da olsa zorluk çekebilirsiniz. Kale içindeki yollar yayalar için uygun, araçlar için dar. Ancak plajlara rahat ulaşım için araç gerekiyor.
Sığacık limanındaki tekneler fotoğraf çekmek için etkili bir manzara oluşturuyor. Atasoy ailesi de, tekne ile çıktıkları 5 yıllık dünya turuna buradan başlamış.
Plajları: Seferihisar’ın tam on halk plajında mavi bayrak bulunuyor. Belediyenin sitesindeki bir habere göre ilçe, Mavi Bayrak’ta İspanya ve Yunanistan’dan sonra üçüncü sırada bulunuyor.
IMG_20180723_184014_2
Akkum plajı: Denizi özellikle kayalık tarafta akvaryum gibi diyebilirim. Plajın şezlong ve şemsiyeli kısmı aşırı kalabalık. O nedenle havlunuzu kayalıklara koyarak denizden faydalanıp, gölge aramadan çıkmayı tercih edebilirsiniz.
Azmak koyu: İkinci durağımız tamamen doğal olduğu söylenen Azmak oluyor. Taşlık bir sahili olan bu plajda şezlong, şemsiye beklemeyin. Doğallığı biraz Bozcaada’yı andırıyor. Aracınızın arkasında şu katlanabilir renkli sandalyelerden varsa rahat edersiniz.
Güneşköy tarafında da çeşitli plaj ve oteller var. Denizi yine turkuaz renginde ve bu bölgede daha çok yazlık siteler var.
Sakız Ağacı mevkii: Burada salaş bir iki balık restoranı var.  Denizin tam yamacında kalamar ve balıklarınızı yedikten sonra ya da önce yine mavinin en açık tonundaki akvaryum gibi denize girebilirsiniz.IMG_20180724_153013_2
Mandalina ve enginarın membası
Yeme içmede yerellik konusuna gelirsek Sığacık, mandalinası ve enginarı ile ünlü. Hatta Türk Patent Enstitüsü satsuma cinsi mandalinayı tescillemiş. Otelde de bize kahvenin yanında mandalina kurusu ikram ettiler. Hafif ekşimsi tadı ile gerçekten çok lezzetliydi.
Pek çok restoranda enginar pişirilen Sığacık’ta tavsiye üzerine Azmak koyu yolu üzerindeki Artemis restorana gittik. Tatlısı bile enginardan yapılmıştı. Mekanın bahçesi tamamen doğanın içinde 18 dönümlük enginar tarlasının dibinde bulunuyor. Yeşillikler içinde, Ağustos böceği sesleri ve kaynak suyu sesi arasında bir bahçede sakız enginarından yapılma taratoru tatmanızı öneririm. Yemek yerken hafif rüzgarın ağaçlara çarpan sesini duyuyorsunuz. Burası 22 yıllık bir restoran ve önceleri et yemekleri yapıyormuş. İlk zamanlar sadece etin yanına meze olarak yapılan enginarlar o kadar çok talep görmüş ki, 14 yılın sonunda sadece enginara yoğunlaşmaya başlamışlar. Taratorun hemen ardından, paçangaya benzer bir börek, yanında da kızarmış yoğurtlu enginarı yerken sizden mutlusu yok. Üzerine de karadutlu enginar tatlısını deneyebilirsiniz. Bu kadar lezzetli ve çeşitli enginar yemeklerinin ardından ödenen fiyat da oldukça uygundu diyebilirim.
IMG_20180723_173400_2
Sığacık kameralara aşina
Sığacık pazarı yerel ürünler konusunda oldukça ünlü ancak biz pazartesi ve Salı günleri orada olduğumuz için Pazar günü kurulan pazarı kaçırmış olduk ama methini duyduk. Hem yazları kurulan gece pazarı hem de Pazar günleri kurulan yerel ürünler pazarını mutlaka gezmelisiniz. Sığacık’ta pansiyonculuk yaygın. Biz internetten bulup gittiğimiz küçük ve uygun fiyatlı bir aile işletmesi olan Antik otel’de kalmayı tercih ettik. Akşam otelin bahçesinde Sığacık’ta çekilmekte olan yeni dizi izleniyordu: “Ege’nin Hamsisi”. Dizinin bir sahnesinde Sığacık tabelası göründüğünden beri pansiyon ve otellerin telefonları susmamış.
Sığacıklılar kameralara aşina sayılır. Daha önce, Babam ve Oğlum filmi, Kavak yelleri dizisinin bazı bölümleri ve Ata Demirer’in ‘Olanlar oldu’ filmi de burada çekilmiş. Yönetmen Çağan Irmak’ın da “Sakin Şehir Seferihisar” adlı bir belgeseli var.
Sığacık sokaklarında yürürken salyangoz ve duvar diplerinde yürüyen kirpi görmeniz mümkün. İyi si mi doğanın ve tatilin tadını çıkarın.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tekin ÇELÎK 2 ay önce

Emeğine saģlık güzel yurdumuzun okadar güzel yerleri var ki fakat bilmiyoruz araştırman ve bu işe gönül vermiş olman bu yazıların ile bizi bilgilendirmen gerçekten takdir edilmesi gereken bir iş gerçekten emeğine sağlık kardeşim .

banner5

banner1