Optik sektörünü standarta taşıdı
Türk Optisyen Gözlükçüler Birliği Geçici Merkez Yönetim Kurulu’nun 24 ağustos 2019 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda illerde kurulacak Optisyen Gözlükçüler Odalarının Kurucu Başkanlarına mazbatalarını vererek süreci başlatması üzerine önümüzdeki aylarda gerçekleştirilecek olan seçimlerinde aday olduğunu açıklayan TOOMAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Aydın, Tüm Optik Ve Optometrik Meslek Adamları Derneği (TOOMAD) ile ilgili detaylı bilgi verdi.

Derneğinizin kuruluş sürecini anlatır mısınız?
 
TOOMAD'ın kuruluşunun 2 Temmuz 2012 tarihinde gerçekleştirildiğini ülkemiz optik sektöründe liberal ekonominin gereklilikleri doğrultusunda gelişime açık yerli, yabancı bireysel ve kurumsal müesseseleri bir araya getirerek bu kuruluşları bünyesinde barındırmaktadır. Derneğimiz; Dünya optik sektörlerindeki eğitimsel ve ticari gelişimleri yakından takip etmek, sektörümüzün gelişimi adına elde ettiğimiz bilgileri ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşmak, ülkemizin içinde bulunduğu şartlar ölçüsünde bu bilgileri uygulamaya geçirmek amacıyla WCO-Dünya Optometri Konseyi, ECOO-Avrupa Optik ve Optometri Konseyi ÜYELİĞİNİ gerçekleştirmiş olup aynı zamanda Avrupa Optik ve Optometri Akademisi kurucu üyesidir. 
 
Kuruluş amacınız nedir?
 
Yönetim Kurulumuz; Optik sektörünün bütünlüğünü oluşturan bireysel ve kurumsal müesseseler arasında ayırım yapmadan her kuruluşa eşit hizmet vermeyi ilke edinmiştir. Ayrıca; ülkemizde optometri eğitimini hayata geçirmek, sektörümüzün kurumsallaşması, rekabetçi bir sektör haline dönüştürülmesi, uluslararası pazarlarda yer alması, istihdam alanlarının genişletilmesi ve meslektaşlarımızın kalifikasyonlarını eğitim yolu ile genişleterek toplumumuza koruyucu görüş sağlığı alanında nitelikli hizmet vermemizin beraberinde ülke ekonomisine de önemli katkılar sağlamayı amaçlamaktayız. 
 
Optik sektörünü derneğiniz ile birlikte uzun zamandır temsil ediyorsunuz. Başkanlık dönemlerinizden söz eder misiniz?
 
Başkanlık dönemimi 2003 – 2012 yılları arasında Türkiye Optik ve Optometrik Meslekler Derneği ve 2012-2019 Tüm Optik ve Optometrik Meslek Adamları Derneği şeklinde yorumlayabiliriz. 
 
İlk dönem nasıl geçti ve bu dönemde neler yaptınız?
 
İlk dönem Sektörün önde gelenlerinin ısrarları doğrultusunda 1951 yılında İstanbul’da kuruluşu gerçekleştirilen ve mesleki yapılanmanın ilki olan Tüm Fenni Gözlükçüler Derneği’nin 2003 yılında gerçekleştirdiği olağanüstü genel kurulda seçimi kazanarak yönetim kurulu arkadaşlarımla birlikte göreve başladım. Bu yıllar sektörün önemli sorunlarla boğuştuğu yıllardı. Reçete yolsuzlukları sahte reçeteler, reçete üzerinde tahrifat, sözleşme fesihleri, organik cam tasdikleri, kanunda gerekli değişiklikler yapılmadığı için 5 üniversitemizden mezun 700 optisyenin mesleklerini icra edememeleri, meslektaşlarımızın sahada haksız rekabet olgusuyla birbiriyle yaşadığı sorunlar… 

 
Peki bu sorunların çözümü için dernek olarak neler yaptınız?
            
Sektörümüzü gerek toplum gerekse kurumlar nezdinde olumsuz etkileyen bu sorunları çözmek için yoğun çabalar içerisine girdik.  Ayrıca; 17 Aralık 2004 tarihinde Ülkemizde Avrupa Birliği ulusal program zirvesi gerçekleştirildi ve tam üyelikle ilgili müzakere başlıkları kapsamında Kanun ve Yönetmeliklerde yapılması gerekli değişiklikler hızlı bir şekilde başlatılmıştı. Bu da önemli bir gelişme olarak sektörümüzü yakından ilgilendirmekteydi. Bu süreçte Avrupa Birliği Bakanlığı ve Avrupa Birliği Koordinasyonu Dairesi Başkanlığı’nı ziyaret ederek gelişmeler hakkında bilgi alışverişinde bulunduk. Özellikle çalışmalarınızı Sağlık Bakanlığı’nı ilgilendiren müzakere başlıkları altında yoğunlaştırdık. 
 
Yönetmelikte en çok üzerinde durduğunuz maddeler hangileriydi?
 
Dernek olarak öncelikli olarak “İş kurma hakkı ve hizmet sunumu serbestîsi, İstatistik”, “Tüketicinin sağlığının korunması ve kullanılacak malzemelerde asgari standartların getirilmesi”, ve “Mesleklerin serbest dolaşımı” konu başlıklarını önceliklendirdik. 2003 yılının ilk yarısında Avrupa Koordinasyon Dairesi Başkanlığıyla kanun çalışmalarımızı başlattık ve 2004 yılında 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun adıyla meslek kanunumuzun değişimine liderlik yaparak 700 optisyenin mesleklerini icra etmelerini sağladık. Ancak Kanun yürürlüğe girerken önemli iki sorunla karşılaştık. Bu sorunların bir tanesi 1993 yılında Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde optisyenlik programının açılacağı karara bağlandıktan sonra Sağlık Bakanlığınca 1992 yılında son kez yapılacağı duyurulan kurs ve sınavla gözlükçülük ruhsatnamesi verilmesinin tekrar gündeme getirilmesi idi. Bir diğeri ise 5193 sayılı kanunda T.C. vatandaşlığının kaldırılması idi.
 
Bu süreçte üniversitelerle işbirliğiniz devam etti sanırım…
 
Elbette. Bu sorunlardan ilkini Bakanlıkça sınavla verilmesi düşünülen gözlükçülük ruhsatnamesi konusunu haklı gerekçelerimiz doğrultusunda Optisyenlik eğitimi veren beş üniversitemizde düzenlenecek altı aylık kurslarla verilmesini sağladık. 5193 sayılı kanunumuzda T.C. vatandaşlığının beş yıl gibi bir süre daha yürürlükte kalması için öne sürdüğümüz gerekçeler müzakere başlıklarından biri olan iş kurma hakkı ve hizmet sunum serbestîsi kapsamında kabul görmeyerek T.C. vatandaşlığı bu kanunla birlikte kaldırıldı. Bu durum yurt dışı yatırımcıların ülkemize olan ilgilerinin de göstergesiydi. 
 
İllerde yaptığınız çalıştaylardan da söz eder misiniz?
 
Bu konuyla da ilgili meslektaşlarımızı bilgilendirmek ve iş hayatlarında gerekli gelişimleri sağlayabilmeleri amacıyla Sakarya Üniversitesi İktisati Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Sayın Doç. Dr. Hayrettin ZENGİN’in sunumlarıyla 52 ilimizde “Sektör Nereye Gidiyor?” “Sektörel Rekabet Dayanakları” “Rekabet İçin Kurumsallaşma” “Rekabette Yeni Trendler” “Ortak Vizyon Arayışları” ve “Ortak Davranış Modelleri” isimli çalıştaylar düzenledik. 3958 sayılı Gözlükçülük Hakkında Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 1940 ve 1993 yılında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde eğitimine başlanan optisyenlik eğitiminden 2006 yılına kadar geçen zaman dilimi içerisinde mesleğimize ait kısır kaynakların dışında bir kitabı bulunmuyordu. Bu eksikliğimizi de 2006 yılında gidererek maddi, manevi büyük zorlukları aşarak 9 başlıkta ders kitaplarının basımını gerçekleştirdik.
 
Meslek içi eğitimlerinizi hangi illerde gerçekleştirdiniz?
 
Yine müzakere başlıklarından olan Mesleklerin Serbest Dolaşımı kapsamında meslek içi eğitimlere büyük önem verdik. 2006 yılında 5 üniversitemizde gerçekleştirilen 6 aylık kursun sona ermesiyle 2007 yılında 96 saati içeren 3 aylık meslek içi eğitimleri başlattık. İstanbul’da başlattığımız meslek içi eğitimleri diğer illerimizde de (İstanbul, Bursa, Sakarya, Ankara, Balıkesir, Çanakkale, Isparta, Antalya, Burdur, İzmir, Aydın, Mardin, Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman) yaygınlaştırarak sürdürdük. Meslek içi eğitimlerin amacı; gözlükçülerin, optisyenlerin ve birlikte çalıştıkları mesai arkadaşlarının bir sağlık mesleği icra etmelerinin yanı sıra perakendeyi de içerisinde barındırması sebebiyle mesleki bilgilerinin tazelenmesi ve geliştirilmesi ile pazarlama ve satış teknikleri gibi konularda güncel bilgilere sahip olarak müesseselerinde nihai tüketicilere verecekleri hizmet kalitesini yükselterek ticari olarak da gelişmelerini sağlamaktı. 
 
Derneğinizin adı ne zaman değişti?
 
Optometri eğitiminin gündeme gelmesi amacıyla derneğimizin ismini 2004 yılında Tüm Optik Ve Optometrik Meslekler Derneği olarak değiştirdik. Bu arada tabi Aldığımız sorumluluk gereği mesleğimizin yurt dışı ve yurt içi eğitimsel ve ticari gelişmelerini meslektaşlarımıza aktarabilmek amacıyla Optik ve Optometri isimli dergimizi yayımladık. Bu derginin ücretsiz olarak 81 ilimizdeki tüm optisyenlik müesseselerine gönderimini sağladık. 
 
Mesleklerin Serbest Dolaşımı konusunda neler yaptınız? Aynı dönemde farklı etkinliklere de ev sahipliği yaptınız sanırım…
 
Müzakere başlıklarımızdan biri olan Mesleklerin Serbest Dolaşımı kapsamında ECOO-Avrupa Optometri ve Optik Konseyi üyeliğimizi gerçekleştirdik. 17-18 Haziran 2006 tarihlerinde 1. Uluslararası Optik Forumu, 13-16 Kasım 2006 tarihlerinde Dünya Optometri Konseyi Genel Kurulu ve Ankara Konferansı, 9 Kasım 2008 tarihinde ECOO Genel Kurulu ile Dünya’da ve Türkiye’de Optisyenlik ve Optometri başlığıyla İstanbul Kongresini gerçekleştirdik. Dünya’da alanlarındaki en yetkin isimlerin konuşmacı olarak yer aldığı bu toplantılarımıza Sağlık Bakanlığı yetkilileri, Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilileri, YÖK Başkanlığı üyeleri, üniversitelerimiz bilim adamları, milletvekilleri ile meslektaşlarımız katılmışlardır. Bu arada Sosyal Sigortalar Kurumunun otomasyona geçmesine öncülük yaptık. 2005 yılında reçete yolsuzlukları yüzünden mesleğimizin ve meslektaşlarımızın daha fazla itibar kaybına uğramamaları amacıyla Gözlük Sanayicileri Derneği Başkanı Sayın Mehmet DİBİ ile birlikte işbirliği yaptık. Sağlık Bakanlığı’nın ÇKYS-Çekirdek Kaynak Sisteminin oluşturmasına öncülük ederek, 740 adet sahte gözlükçülük ruhsatnamesinin iptal edilmesini sağlayarak hem devletimizin maddi zararlarının önlenmesi hem de meslektaşlarımızın hak kayıplarının önüne geçilmesini engellemiş olduk. 
 
Türkiye ismini ne zaman aldınız?
 
Gerçekleştirdiğimiz ulusal ve uluslararası çalışmaların gördüğü takdir neticesinde 2006 yılında Türkiye ismini alarak, derneğimizin adı Türkiye Optik ve Optometrik Meslekler Derneği oldu. 
 
Sektörün meslek standardının hazırlanmasın da önemli bir rolünüz oldu…
 
Mesleki Yeterlilik Kurumuyla gerçekleştirdiğimiz protokol kapsamında Dünya Optometri Konseyi’nin bütün dünyaya önerdiği eğitimde gelişmeyi kapsayan merdiven sisteminin ikinci basamağı olan görme fonksiyonu işlemleri doğrultusunda 
Optisyen seviye 5 ve Optometri seviye 6 meslek standartlarını hazırladık. Ancak bu çalışmalarımız taassuplar sebebiyle askıda beklemektedir. 
 
Derneğiniz aynı dönemde sosyal sorunluluk alanında da önemli projeler geliştirdi değil mi?
 
Sosyal Sorumluluk çabalarımız doğrultusunda gurur duyduğumuz bir çalışmaya imza attık. Dünya Sağlık Örgütü WHO’nun küresel bir çalışması olan Vizyon 2020 “Ömür boyu Aydınlık Bir Yaşam İçin” kapsamında Göz Sağlığını Koruma ve Görme Engellilere Hizmet Derneği işbirliğinde 2004-2012 yılları arasında ülke genelinde ilköğretim nüfusuna yönelik göz taramalarını gerçekleştirdik. Bu çalışmalarda göz doktorlarımızca göz hastalığı tespit edilen öğrenciler hastanelere sevk edilerek şifa bulmaları sağlanmış, görme kusuru tespit edilmiş sosyal güvencesi olmayan 10.000 öğrencimize de gözlükleri derneğimiz ve Gözlük Sanayicileri Derneği tarafından temin edilmiştir. Optometri eğitiminin ülkemizde başlatılmaması sebebiyle Çek Cumhuriyeti Olomouc kenti Palasky Üniversitesiyle yaptığımız protokol kapsamında her yıl bize ayrılan 5 kişilik kontenjan dâhilinde öğrencilerimizin optometri eğitimi almalarını sağladık. Ancak 2012 senesi itibarıyla bu eğitim sonlandırılmıştır. 
 
Vakıf üniversitelerinde optisyenlik bölümlerinin açılması nasıl oldu peki?
 
O dönemde vakıf üniversitelerinde Optisyenlik Programının açılmasını biz sağladık. Devlet Üniversitelerindeki Optisyenlik Programlarına Sağlık Liselerinden Tıbbi Sekreterlik ve Tıbbi Elektronik bölümlerinden sınavsız geçiş hakkı verildiği için kontenjanların dolması sebebiyle sektör içerisinde çalışan herhangi biri üniversite sınavına girerek 400 puan alsa bile bu bölümlerde okuma şansını elde edemiyordu. 2005-2010 yılları arasında düzenlenen Meslek Yüksekokulları Müdürler Toplantılarına katılarak öne sürdüğümüz gerekçeler doğrultusunda ve YÖK Başkanlığı’na yaptığımız girişimler sonucu 2012 yılında İstanbul Okan Üniversitesi’nde Optisyenlik Programını örgün ve ikinci öğretimin açılışına katkı sağlayarak sektör mensuplarının eğitim alabilmelerinin öncüsü olduk. 
 
Müsakere başlıklarınızdan birini de Ulusal Bilgi Bankası oluşturuyor… Bundan söz eder misiniz?
 
2010 yılında Sağlık Bakanlığı, müzakere başlıklarından olan Tüketicinin Sağlığının Korunması ve Kullanılacak Malzemelerde Asgari Standartların Getirilmesi” ve “İstatistiki Bilgi” başlıklarında Tıbbi Cihaz Yönetmeliği içerisinde değerlendirilen gözlük camı, kontak lens ve gözlük çerçevelerinin Ulusal Bilgi Bankası – UBB sistemine kayıt edilmesi zorunluluğu başlatıldı. Derneğimiz Yönetim Kurulu olarak meslektaşlarımızın bu sisteme uyumunu sağlayabilmek amacıyla önemli çalışmalar yaptık ancak bu sistemin getirdiği sorumluluklardan kaçmak isteyenler tarafından bu proje şahsıma mal edilerek günah keçisi ilan edildim. Meslektaşlarımıza yönetime aday olan şahıslarca ‘Sisteme ürün kaydetmeyin, Bu sistem Abdullah AYDIN’a aittir. Biz göreve geldiğimizde zaten sistemi kaldıracağız.’ şeklinde yapılan karalama propagandası 2012 yılında yapılan seçimi kaybetmemizi sağladı. 
 
İkinci başkanlık döneminiz olan 2012- 2019 yılları arasında sıkıntılı bir süreç yaşadınız sanırım?
 
Seçim öncesinde ve sonrasında tarafıma başlatılan asılsız karalama kampanyaları, sektörün bütünlüğünü zedeleyecek liberal ekonominin gereklilikleri doğrultusunda hareket eden gelişimden yana olan bireysel ve kurumsal müesseselere karşı ayrıştırmaların yoğunluğu ve üyelere eşit ve adil davranılmaması neticesinde arka arkaya istifaların olması nedeniyle TOOMAD’ın kurulmasına karar verdik. 2012 yılından bu yana da sektörümüze yönelik tüm hedefleri gerçekleştirmek üzere çalışmalarımıza TOOMAD olarak devam ediyoruz.
 
Optometri mesleği dünyada nasıl uygulanıyor?
 
Optometri Eğitimi gelişmiş ülkelerin tamamında uygulandığı gibi gelişmekte olan ülkelerde de uygulanmaktadır. Uygulama aşamaları ülkeden ülkeye farklıklar içerse de buradaki asıl önemli husus toplumların hızlı ve ekonomik olarak göz muayenesinden geçmelerinin sağlanmasıdır. 2009 yılında dernek çalışmalarımızı ve raporlarımızı aktardığımız Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Sn. Prof. Dr. Metin Lütfi BAYDAR’ın gerekçelerimizi benimsemesiyle YÖK’e intikal eden Optometri Eğitimi’nin ülkemizde başlatılması gerçekleşmek üzereyken maalesef Türk Oftalmoloji Derneği tarafından engellenmişti.
 
Optometri eğitimin faydaları nelerdir?

Optometri eğitimini hayata geçiren ülkelerin nihai tüketicileri yaşadıkları ülkelerde   koruyucu görüş sağlığı hizmetlerine hızlı ve ekonomik ulaşabiliyor olmalarıdır. Gelişmiş ülkelerin bazılarına baktığımızda; 4 ‘O‘lu bir sistemle göz ve görüş sağlığına hizmet veriyorlar. Optisyen ve oftalmologun beraberinde birde optometrist, ortoptist  gibi meslekler var. Bizim ülkemize baktığımızda ise sadece göz ve görüş sağlığına hizmet veren oftalmolog ve optisyen var. Bu sebeple ülkemizde gözlük kullanma oranı%20 civarında,  gelişmiş ülkelerde ise bu oranın % 50’lerin üzerinde olduğunu görmekteyiz. Bugün ülkemizde 82 milyon olan nüfusumuza 3600 aktif göz hekimimiz hizmet verirken,  aynı nüfusa sahip Almanya’da ise 6000 göz hekimi ve 16.000 optometristle hizmet vermektedir. Almanya gözlük kullanma oranı ise 16 yaşın üzeri % 64 oranındadır.  

Türkiye Optik Sektörünün Ticari hacmi nedir? 
 
Optisyenlik mesleği bir sağlık mesleği olmasının yanında perakendeyi de içerisinde barındırmaktadır. Tüm dünyada optik sektörleri serbest piyasa ekonomisine tabi sektörlerdir. Bu anlamda tasarım ve markalaşma büyük önem taşımaktadır. Bu hususta sektörümüz tasarım ve markalaşma açısından her ne kadar yoğun çaba içerisinde olsa da henüz arzu ettiğimiz seviyede olmadığımızı üzüntüyle belirtmek isterim. Bugün için sektörümüzün %80 gibi büyük bir kısmı ithalata dayalıdır. Rakamlarla ifade edecek olursak da; yıllık cirosu yaklaşık 4 milyar TL olan sektörümüzün ihracatı 8 milyon avroya yaklaşırken, ithalatımız ise 30 milyon avro civarında.

Türkiye’de optik sektörünün gelişmesinin önündeki problemler nelerdir?

Başta optometri eğitiminin ülkemizde olmamasıyla birlikte,01.05.2017’tarih ve 2017/10310 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe koyulan ithalat rejimi kararına ek kararın yürürlüğe girmesi sonucu sektör ürünlerimizden olan, güneş gözlüğü optik gözlük çerçevesi, kontak lensler ve bunların aksamlarının diğer ülkeler listesinde yer alan ülkelerden ithalatında mevcut vergilere ek olarak % 29.8 oranında vergi uygulaması optik sektörüne ağır bir yük getirmiştir. Bu yükün beraberinde, 2018 yılı ekonomik kriziyle Dolar ve Euro para birimlerindeki hızlı yükselişler söz konusu ürünlerin ithalatının ardından iç piyasaya arzı ile perakende sektöründe ciddi fiyat artışlarına neden olmuştur. Bahsi geçen fiyat artışları tüketicilerin ürüne ulaşmasını engellediği gibi tüketicilerin sağlıksız, kaçak ürüne, işportaya pazara yönelmesine sebep olmuştur. Bu durum tüketicilerin göz sağlıklarını tehlikeye atmalarının yanı sıra büyük ölçüde vergi kayıplarına neden olmuştur. Ayrıca vergi artışı uygulaması bu ürünlerin ülkeye bir şekilde kaçak yollardan sokulmasına ya da bu ürünlerin ithalatçısı firmaların menşei sapması uygulamasına neden oluşturmuştur.
 
Sektörünüz bundan nasıl etkilendi peki?
 
Gerek ithalatçı firmalar, gerek dağıtıcı firmalar ve gerekse perakende ayağı olan optisyenlik müesseseleri, vergi artışı nedeniyle fiyatı yükselen ürünü tüketiciye pazarlayamaması nedeni ile ciddi ciro kayıpları yaşamaktadır. Oluşan ciro kayıpları ise bir taraftan vergi kayıplarına neden olduğu gibi müesseselerin küçülme yoluna gitmesiyle birlikte büyük ölçüde istihdam kayıpları oluşturmuştur.  
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5