Sağlıklı bir hayatın temel taşlarından biridir sağlıklı beslenmek. Sağlıklı beslenebilmek için sadece 3 beyazdan (şeker-tuz-un) ve fast food tarzı yüksek kalorili, sağlıksız yiyeceklerden uzak durmak yeterli değil maalesef... Uzmanlara kulak vererek sebze-meyve ağırlıklı beslenelim diyorsunuz; nerede-nasıl yetiştiğini bilmediğiniz ürünler “GDO’lu mu?” veya “zararlı ilaç kalıntısı var mıdır?” gibi sorular aklınıza geliyor. Beyaz et tavsiye edilince tavuklar eskisi gibi çiftliklerde değil oturdukları yerde hormonla büyütülüyormuş üstelik de kuş gribi problemi var, onlar da zararlı mı diyoruz. Kırmızı et deseniz deli dana hastalığı, kolestrolü yükseltiyor sözleri kulaklarımızda yankılanıyor. Hal böyleyken, ne yiyeceğimizi bilemez hale geldik. En doğrusu, dengeli beslenelim ama nasıl?

Atalarımız zamanında tarım ile uğraşan ailelerin aynı zamanda hayvancılık da yapmasıyla hem hayvan hem de bitki sağlığına dikkat edilmiş, dolayısıyla bugünkü bilinç olmasa da ekolojik denge otomatikman korunmuş. Dünya savaşlarından sonra makineleşme, kimyasal ilaçlar, gübreler ve kimyasal katkı maddeleri kullanılmaya başlanmış ve bu yolla üretimin arttırılması hedeflenmiş. Bir süre sonra bu tarımsal üretim artışının dünyadaki açlık sorununa çözüm getirmek bir yana, doğal dengeyi ve insan sağlığını bozduğu fark edilmeye başlayınca da bu konuda araştırmalar başlamış. Bu araştırmaların sonucunda da 1979 yılından itibaren insan sağlığına zararlı olduğu kanıtlanan ilaçların yasaklanması ile başlayan süreç organik tarımın tekrar gündeme gelmesini sağlamıştır.

Organik tarım, kimyasal olarak kirlenmemiş temiz toprakta, kimyasal gübre, ilaç, hormon, GDO vb kullanmadan sadece yönetmeliğin izin verdiği girdiler kullanılarak, üretimden tüketime kadar tüm aşamalarının kontrollü ve sertifikalı olarak yapıldığı tarım şeklidir. Amaç doğal kaynakları (toprak, hava, su) kirletmeden, insan sağlığına zararlı kalıntılar bulunmayan ürünler üretmektir.

ABD ve Avrupa Birliği’ni takiben Türkiye’de de 1991 sonrasında ihracata yönelik olarak başlamış, Avrupa Topluluğu'ndaki bu gelişmelere uyum sağlamak üzere Tarım ve Köyişleri Bakanlığı çeşitli kurum ve kuruluşların işbirliği ile Yönetmelik hazırlama çalışmalarına başlamış ve "Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik" 24.12.1994 tarihli Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Devlet destekleri ile yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır.

Organik tarım ile ilgili aklımızdaki en büyük soru “gerçekten organik mi?” sorusudur. Bir süre önce tezgahındaki meyveler için pek iyi görünmüyorlar eleştirisi alan satıcının “hal’den akşam kalan çürük çarık sebzeleri toplayanlardan o kadar paraya organik diye alırken kimsenin sesi çıkmıyor” dediğini duyunca şaşırmıştım. Bu gerçek mi? Yaşadığımız sürece duyduğumuz, okuduğumuz veya seyrettiğimiz öyle örnekler oldu ki “olmaz böyle şey” diyebilir miyiz? Gerçekten organik olmayan ürünler bu isim altında satılıyor olabilir mi?
Herşeyden şüphe duymak mı gerekiyor? Neden doğru ve dürüst davranmayan insanlar yüzünden bu ikilemi yaşıyoruz?

Yasal olarak yönetmelikler hazırlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Organik tarım, hasat, kesim, işleme, tasnif, ambalajlama, etiketleme, muhafaza, depolama, taşıma ile ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar olan işlemlerde yetkili Kontrol ve sertifikasyon kuruluşları tarafından kayıt altına alınarak izlenmekte ve denetlenmektedir. “Organik tarım sertifikası” bulunan ürünler organiktir. Satın alırken sertifikasını lütfen sorunuz.

Ülkemizde son zamanlarda “organik tarım” yapılan alanların genişlemesi ve organik ürünler satan mağaza ve marketlerin yanısıra semtlerde belirlenmiş yerlerde ve zamanlarda açılan ve denetlenen “organik pazarlar” ile tüketiciyle buluşması sevindirici gelişmelerdir. Bununla beraber organik pazarların belirli semtlerde olması ve ürün fiyatlarının yüksekliği kullanımın yaygınlaşmasında önemli bir engeldir. Normal ürünlerin fiyatlarının yaklaşık 2 katı civarında olan fiyatlar tüketimin yaygınlaşmasının önündeki en önemli engellerden biridir. Tüketicilerin bu konu ile ilgili bilgileri arttıkça hem kendilerini daha güvende hissedecekler hem de daha sağlıklı besleneceklerdir.

Tohum Takas Şenlikleri ile sağlıklı tohumların değiş-tokuşu yapılmakta, bizim sağlıklı tohumlarımızın yayılması ve çoğaltılması sağlanmaktadır. Bu yolla gittikçe daha geniş alanlar ekilmektedir. Bu da çok sevinirici bir gelişmedir. Türkiye’nin, tekrar kendini doyurabilen ülkelerden biri olabilmesi yolunda güzel bir adımdır. Bu şenliklerin ülke çapına yayılarak kutlanması toplumda bilinci de arttıracaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.