Geçen akşam, İstanbul Devlet Modern Folk Müzik Topluluğu’nun Kozyatağı Kültür Merkezi’ndeki konserindeydim. Yıl içinde; İstanbul’un çoğu semtinde, farklı kültür merkezlerinde konserleri oluyor. Son birkaç yıldır; en az yılda iki kez, konserlerine gitmeye çalışıyorum. Türkü sevenlere bu konserleri tavsiye ederim. Bu tarz müziğe çok ilgi duymayanların bile, türkülerin orkestra eşliğindeki modern aranjelerini dinlediklerinde beğeneceklerini düşünüyorum. 

Müziği dinlerken tek tek tüm enstrümanlara ve çalan müzisyenlere göz gezdiriyorum. Parçalardaki çalma sıralarını beklerken ne hissedip, ne düşündüklerini çok merak ediyorum. Bir de özellikleri açısından, “Enstrümanlarının kendilerine benzeyip benzemediğini?” Seyircilerin çoğunun gözü; ışıltılı, siyah, şık kıyafetler giymiş olan ses sanatçılarında. Tabii büyük ölçüde benim de gözüm onlarda ama bir yandan da orkestra üyelerinde.

Arkadaşım orkestrada obua çalıyor. Açık söyleyeyim onunla tanışana kadar obuayı pek bilmiyordum. Sonrasında ise bu işe merak sardım diyebilirim. Merak edince de araştırıyor ve çok soru soruyorum. Artık sizlere obua ile ilgili şunları anlatabilirim: Obua metal görünümüne rağmen tahtadan yapılmış nefesli bir çalgı. Nefesli sazlar kendi içinde tahta ve bakır nefesliler olarak ikiye ayrılıyor. 

Obua, tahta nefesliler içinde çift kamışlı ailesinin bir üyesi. 

Günümüzde kullanılan obuanın ilk olarak Fransız müzisyenler tarafından 17.yy’da icat edildiği söyleniyor. Akademik makalelere bakıldığında ise obuanın tarihi çok daha eskilere gidiyor. Okuduğum çeşitli yazılarda obuanın kökleri; Eski Yunan’da ‘aulos’, Orta Asya’da ‘zurna’, Mısır’da ‘zamr’, Çin’de ‘kuan’, Japonya’da ‘hiçiriki’ olarak anlatılıyor. Hatta orkestralarda obuadan beklenilen sesi çıkaramayanlara, “Zurna gibi çalıyorsun!” diyorlarmış.

Obua pahalı bir çalgı… Hobi olarak obua öğrenmek isterseniz, bir obua satın almak için en az 5 bin lirayı gözden çıkarmanız gerekiyor ama merak etmeyin Çinliler obuanın bile daha ucuzunu imal etmişler.

Orkestranın Obua Sanatçısı Aybegüm Şekercioğlu’na sizin için birkaç şey sordum ne de olsa kendisi 11 yaşında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’na başladığı günden bugüne obua çalıyor.  Ayrıca Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nda da tam 15 yıl çalışmış. Obua sesi hüzünlü bir ses olarak düşünülüyor. Aybegüm ise, bu konuda şunları söyledi: “Obua iyi çalındığında çok etkileyici sesi olan bir enstrümandır ancak hüzünlü, neşeli, agresif ya da heyecanlı olması çalınan esere ve yoruma bağlıdır. 

Obua enstrümanını anlatan üç kelimeyi sordum. Yanıtı şöyle oldu: “Şans, sevgi, destek.”

Gittiği yerlere, tatillere obuasını yanında taşır mı? Taşımazsa neden? diye sordum: “Gittiğim her yere obuamı da götürürüm. Tatil yapmaya gitsem bile... Çalışmayacak olsam bile. Nedenini bilemiyorum. Onsuz eksik hissediyorum sanırım kendimi.” dedi.
“Obua çalan birisi obua sayesinde başka hangi aletleri çalabilir?” dedim. O da, “Obua çalan birisi; korangle, bass obua, obua d'amore (aşk obuası) gibi obua ailesinden olan diğer enstrümanları da çalabilir. Kendim denemesem de soprano saksofona da çok yakın parmak pozisyonları olduğunu duydum, üfleme şekilleri çok farklı olsa da...” diye yanıtladı.

İstanbul Devlet Modern Folk Müzik Topluluğu, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Grand Pera’daydı. Sonraki konserlerini ise, 26 Şubat’ta Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi’nde, 12 Mart’ta yine Grand Pera’da ve 19 Mart Salı günü Kozyatağı Kültür Merkezi’nde izleyebilirsiniz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.