Karaman’ın Ayrancı ilçesine bağlı bir köy Divle…ve sadece burada üretilen bir hazinemiz Divle Obruk Peyniri peki ne özelliği var bu peynirin diye sorarsanız yazıya buyurun…

Dünyanın en iyi beş peyniri arasında gösterilen Divle Obruk Peyniri yapım aşaması olarak tulum peynirine benzese de en önemli farkı olgunlaşma aşamasında peynirin Divle obruk mağarasına konulması ve bu mağaradaki mikroflora, nem ve sıcaklık dengesi nedeniyle kendine özgü aroma ve tadı alması olarak gösteriliyor. Özellikle Fransız gezginler ve bilim insanları yıllarca Divle’ye gelip gitmiş, reçete ve yapım tekniklerini öğrenmişler, mağara şartlarını ölçmüşler ve peynirin oluşumunda rol oynayan küf ve mayaları incelemişler hatta bu mikroorganizmalardan numuneler götürüp üretmeye çalışmışlar…sonuç başarısız…hatta suni küflendirme yöntemi ile ürünümüzün aynısını yapmaya çalışırken Rokfor’u yaptıkları da iddialar arasında.

Coğrafi işaretli ürünler arasında yer alan Divle Obruk Peyniri, sadece koyun ve keçi sütünden yapılmakta ve 36 metre derinlikteki mağarada yaklaşık 6 ay bekleyerek olgunlaştırılmaktadır. 36 metre derinlik 233 metre uzunluktaki mağaranın kapasitesi 60-70 ton kadar olmasına rağmen yıl içinde 200-300 ton civarında peynirin Divle Obruk Peyniri adıyla satılması da ürünlerimizin koruma altına alınması ve üzerinde daha fazla çalışılması gerekliliğini ortaya koyan nedenlerden biri diyebiliriz. İşte böyle değerli coğrafi bir mirası gelecek nesillere aktarmak ve dünyaya tanıtmak amacıyla kolları sıvayan iş insanı Mehmet Sandal’ın önderliğinde bir festival düzenlendi. Festival kapsamında önce Berendi köyüne gidildi, kooperatif ziyaret edildi, peynirler tadıldı sonra sıra Divle’deki mağarayı görmeye geldi…önceki yıllarda manuel olarak halatla hareket ettirilen yük sepetleri ile ürünler aşağı indirilip yerleştiriliyormuş… doğduğu yer olan Ayrancı’ya borcunu ödemek için tüm imkanlarını seferber eden Mehmet bey’in yaptırdığı asansör sayesinde artık köylüler rahatlıkla ürünlerini mağaraya indirip çıkartabilir hale gelmişler…hatta köylülere kolaylık olması amacıyla seyyar peynir mayalama minibüsleri yaptırılıp köyün çeşitli yerlerinde kullanıma sunulmuş. Köylülerin ve bağlı oldukları kooperatiflerin tabiki eksikleri hala var ancak aşmak için tek yürek olmuş mücadele ediyorlar.

Gastronomi yazarları, peynir konusunda otorite kabul edilen isimler ve ekonomi gazetecilerinin de davet edildiği festival kapsamında gerçekleştirilen panelde ise tam da bu eksiklere değinildi. Panelde konuşmacı olan kooperatif başkanları yaptıkları çalışmaları özeleştiriden kaçınmadan anlatırken, YÜCİTA Başkanı Prof.Dr.Yavuz Tekelioğlu yöresel ürünlerde tescilin önemine, Kars kaşarını dünyaya tanıtan isim Koçulu Peynircilik kurucusu İlhan Koçulu ise birlik olma bilincinin yaygınlaştırılması gerektiğine değindi..

Panelden satırbaşları

Kirazdağı Yöresel Ürünler Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Hasan Sarı, biz ürettiğimizi satamıyorduk, şehirdeki yüksek fiyatlar yüzünden tüketici tüketemez hale gelmişken köylümüz ise maliyetlerden dolayı hayvanını sağmaktan vazgeçmişti. İşte bu yüzden kooperatif kurduk. Bizim ürünlerimizin hiçbirinde katkı maddesi ve ilaç yok. Bugün en çok karşılaştığımız ölümcül hastalıkların başında kanser geliyor en önemli nedeni tükettiğimiz katkılı gıdalar. İşte biz doğal ürünlerimizi herkese ulaştırmak için yola çıktık.

Obruk Süt Ürünleri Üretim ve Pazarlama Kooperati Başkanı Erdoğan Sağkaya, bizim geçim kaynağımız küçükbaş bunun 50 bin tanesi Berendi Köyü’ne ait ancak hayvan varlığına rağmen ürünü satamadığımız için hayvanın sütünü değerlendiremiyorduk. Bu kooperatif ile önümüz açıldı hep birlikte hareket eder hale geldik. Yaptığımız çalışmalarla hayvanları beslediğimiz otların sürekliliğini sağladık böylece standart kalitede süt ve obruk peynirine ulaşabiliyoruz.

Yeşil Divle Obruk Peyniri Üreticileri Tarımsal Kalkınma Koop.Başk. Eşref Başlamıştı, Divle obruğumuzun kapasitesi 45 ton olmasına rağmen piyasada yıllık 450 ton ürün satılıyor. Bu durumun önüne geçmek ve standart özellikleri olan peynirler elde edebilmek için kooperatifimizi kurduk ve ürünlerimizi dünyaya tanıtmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız.

Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı Kurucu Başkanı Prof. Dr Yavuz Tekelioğlu, biz YÜCİTA olarak yöresel ürünler üzerinde çalışıyoruz. Amacımız bu öz varlıklarımızı gelecek nesillere geçirebilmek ve bu konuda sistem kurmak. Divle bizim için çok önemli biz buraya 2003’te Fransızlarla birlikte geldik peynirimizin özgünlüğü karşısında hepsi çok şaşırdı.Biz bu öz varlığımızı dünyaya tanıtabilmeli ve pazarlayabilmeliyiz. Bu yüzden fiyat belirlerken abartılmaması lazım coğrafi işaretli ürünlerin temel sorunu budur. Fiyatlarda realist olmazsak bu ürünlerin daha uygun fiyatlı taklitleri çıkar. Tescil yaptırmak ürünleri her zaman sahtekarlıklara karşı korur. Mesela son 1,5 senedir tescilli ürünlerde amblem kullanılma zorunluluğu var. Coğrafi işaretler gelişmezse gastronomi gelişmez benim buradaki üreticilere verebileceğim en önemli tavsiye birlik olmalarıdır.

Koçulu Peynircilik kurucusu İlhan Koçulu, aile işletmelerinin yaptıkları üretim bir zanaattır işte bu zanaat ve üründen gelen şifanın da bir değeri vardır. Ürünün fiyatı belirlenirken bunlara dikkat etmek lazım hammadde maliyeti, zanaat ve şifa göz önüne alınarak ürünlerimizin fiyatını belirlemeliyiz. Bugün Türkiye’de fiyat bakımında en üst çıtada Divle obruk peyniri sonra Çorum Kargı peyniri ve Kars gravyeri gelir. Evet yüksek fiyatlar ürünün önünü tıkar ancak bu peynirler tüketici için sadece peynir değil yararlanılabilir şifalı ürünlerdir. Ben Kars’ta slow food topluluğunun kurucusuyum yola çıkışımız yöresel peynirlerimiz oldu. Bugün benim köyüme 25.000 kişi gelmeye başladı yani bizim çabalarımız gastronomi turizmini de hareketlendirdi, niye geliyorlar peki sağlıklı gıda ürettiğimiz için geliyorlar. Divle’nin de aynı başarıyı yakalayacağını gönülden istiyoruz.

İş insanı Mehmet Sandal, öncelikle hedefimizi belirlememiz lazım. Birbirirmizin ayağından çekerek değil birbirimize destek olarak ilerleyebiliriz. Eskiden imece usülü vardı şimdi komşuluk ilişkisi bile azaldı. Yani kooperatifçilikten başka ülke değerlerini açığa çıkartabileceğimiz bir sistem yok. Başarıya ulaşmak için bilgiye önem vermek, çok çalışmak ve birbirimize destek vermekten başka çaremiz yok. Çıktığımız yolda en önemli kriterlerden bir tanesi de ürünün bulunduğu coğrafya ile birlikte ifade edilmesi. Mesela Şafran elması burada Ayrancı’da çok meşhurdu ama kalmadı böylesi hazinelerimizi kaybedemeyiz peynir ile başladık elma içinde çalışma yapacağız. Mesela Tatar ekmeği çok az üretici kaldı ama geliştireceğiz. Bu yıl kepeği unun içinde tutan prosesleri olan bir yer kuracağız böylece yöresel ekmeğimizde değerlenecek. Standartlar her ürün için çok önemli bunun için çok çalışıyoruz çünkü standardı olmayan ürünlerde başarı mümkün değil.

Perde arkasındaki kahramanlar

İşte bu isimler festivalde yakalanan başarıyı, kendi deneyimlerini ve yöresel ürün üretimindeki sorunlarla ilgili çözüm önerilerini paylaştılar. Birde perde arkasında kalan kahramanlar vardı ürününe, yöresine, zanaatına sarılmış…köylüler, muhtarlar, tarım ilçe müdürü ve daha bir çoğu…hep bir elden, nefes almadan çalıştılar…hepsinin emeği taktire şayan…milli servetimiz yöresel ürünlerimiz ile yolumuza ışık tuttular, hepsinin emeğine yüreğine sağlık diyelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5