Bu yazıyı yazdığım saatlerde güncel kur seyrine baktığımda dolar 7.39 bandına yerleşmişken, euro 8.76’dan işlem görüyor. Maaşlarımızı dolar cinsinden almadığımız, dolar borcumuz olmadığı için ‘çok rahatız’ demek isterdim ama reel göstergeler farklı… Tüm bunlar fırtınalı günlerden geçtiğimizin kanıtı…

Bu köşe otomobil köşesi asla bir ekonomi dersi vermeyeceğim. Haddime değil. Ancak otomotiv sektörü direkt olarak ekonominin çarklarına bağlı olduğu için bazı şeyleri söylemeden de geçmeyeceğim.

Pandeminin ardından ülkemizde hem bireysel araçlara hem de ticari araçlara talep arttı. Bilinen bir önermeden yola çıkmak gerekirse; toplu taşıma yerine bireysel araçları tercih etme sayısında kayda değer bir yönelim oldu. Dolayısıyla klasik bir refleks olarak ‘‘bir şeye talep artarsa otomatik olarak o şeyin fiyatı da artar’’ önermesi kazandı.

İkinci el otomotiv piyasasındaki son dönemdeki tavan fiyatları görmemiz elbette yalnızca talep ile alakalı değil. Mesela geçtiğimiz temmuz ayında otomobil ve hafif ticari araç pazarı 2019 yılının Temmuz ayına göre tam tamına yüzde 387,5 arttı.

Oysa birçok insan Covid 19’un yaşamlarımızı daha da etkilediği nisan-mayıs aylarında bir ‘ÖTV indirimi’ bekliyordu. Ancak beklendiği gibi olmadı. Faiz oranları devlet tarafından düşürüldü. Halk borçlanmaya itildi. Bir daha böyle bir şans yakalayamam diye düşünen vatandaş, bayilere adeta akın etti. Birçok firmanın stokları eridi.

Örneklem olarak PSA Grup çatısı altına giren Alman Opel, Türkiye’deki yılsonu hedeflerine temmuz ayında ulaştı. Fiat, Renault, Volkswagen, Skoda, Hyundai, Kia’da stoklar neredeyse bitme noktasına geldi. Yetmedi, bu iyimser tabloyla birlikte markalar sipariş ve üretim planlamalarını bin ile 3 bin adet yukarı çekti.*

Rölanti devri geldi

İyimser tablo böyle devam etmedi… Kur oranlarının birdenbire yükselmesi, doların tarihi bir seviyeye ulaşmasının ardından sıfır araç fiyatları yüzde 10 ile 15 arasında zam gördü.

İstediği aracı zaten zor bulan müşteri, satışı iptal etti. Çünkü aracı aldığı rakamla, araç geldiği zamanki rakam arasında 15-20 binlere bulan zam eklendi.

Premium markalara konusuna değinmek bile istemiyorum… Dolarla maaş almasak da yurtdışından gelen araçların üretimden, taşımaya kadar ki farklı süreçleri ortada… Dolayısıyla pandemi etkisiyle de (sosyal mesafe kuralları) fabrikalar yeterince efektif çalışamıyor. Bu yüzden üretimdeki maliyetlerde bile kayda değer bir artış söz konusu…  

Bugün itibariyle rekora koşan fiyatlar ve faiz oranlarının yükselmesi ile sıfır araçlara talep azaldı. Üstelik istenilen nitelikte araç yok. 1-2 ayı bulan gecikmeler yaşanabiliyor. Ağustos ve Eylül ayları, markalar için dörtlü flâşörlerin yakıldığı ‘rölanti’ dönemi olacak… 

El freni bir iniyor bir kalkıyor

Peki, ikinci elde durum ne? Son veriler ışığında fiyatların bir miktar düştüğünü görüyoruz. Karasızlık yaşanıyor. Faizlerin düşüşü ve son 2-3 aydır gerçekleşen rekor satışın sonucunda, ikinci el fiyatları doyum noktasına ulaştı.

Elbette bir takım galeriler tarafından hala fiyatlar üst seviyede tutulmaya çalışılıyor. Ancak önümüzdeki 1-2 aylık dönemde siyasal gelişmeler bu seyirde devam eder, yönetimden bir müdahale gelmezse fiyatlar bu seyirde devam eder. İstenilen sıfır araçlarının bulunamaması otomobilseverleri ikinci ele bir miktar yönlendirebilir.

Ancak faiz oranlarının kayda değer biçimde yükselmesi aracını elden çıkarmak isteyenleri zam yapmaya sevk etse de, karşısındaki müşteri sayısı yeterli midir? Sanmıyorum.

Ticaret Bakanlığı’ndan yetki adımı

İkinci el araç fiyatlarını uzun vadede etkileyecek ve bir miktar aşağı çekecek bir gelişmenin yaşandığını da hatırlatalım. Bakanlık tarafından bir yıl içinde 3’ten fazla taşıt satışı yapan kişinin ‘yetki belgesi’ alması zorunlu kılındı. İş yeri açma ve çalışma ruhsatına sahip olmayan işletmelere yetki belgesi verilmeyecek. Bu sayede hem kayıt dışı satışların önüne geçilecek hem de piyasada al-satçı diye tabir edilen mevcut işinin yanında para kazanmak-fayda sağlama amacı taşıyan kişilerin önüne geçilecek... Fiyatların bu şekilde dengelenmesi öngörülüyor.

Özetle, otomotiv piyasası mayıs ve temmuz aylarında rekor satış elde etmiş olsa da hem uluslararası dinamikler hem de kur oranlarının tarihi rekor seyrinde ilerlemesiyle durağan döneme ulaşmıştır. Yılsonu için tahmin yapmak mı? Şuan için erken… Ancak ABD’de 3 Kasım 2020’de başkanlık seçimleri var.

Donald Trump veya Joe Biden’ın seçilme ihtimallerinin ülkemiz için olası sonuçlarını dilerim Türk diplomatlar değerlendiriyordur. Kırılgan, siyasi ve ekonomik verilerimiz, artan Covid19 vakalarıyla birlikte nasıl bir düzlemde ilerleyecek göreceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.