banner25

Gazetecilik bir algı yaratmak mıdır? Yoksa doğru bilgi kaynağını, topluma hızlı bir biçimde ulaştırma çabası mıdır?

19. yüzyılda yaşayan ABD’li yayıncı William Randolph Hearst’in tüm meslektaşlara örnek olacak bir tümcesi vardır: ‘‘Gazetecilik birilerini rahatsız edeni yazmaktır, gerisi halkla ilişkilerdir’’.

Sonra bir Türk atasözü karşımıza çıkar. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar...

Covid-19 yaşamımıza girdikten sonra en büyük sıkıntıyı ekonomi gördü. Finansal problem salt Türkiye’ye ait bir durum değil. Geçen hafta yazdığımız gibi başta Fransız Renault olmak üzere birçok şirket önümüzdeki dönemde küçülmeye gidecek… Türkiye’de ise özellikle ekonomi gazeteciliğinde iyimser bir tablo çizilmeye çalışılıyor. Ancak Hearst’in bakış açısından hareketle bizim işimiz algı yaratmak değil, gerçeği söylemek.

Rakamlar alarm veriyor

ODD Mayıs ayı verilerini yayınladı. Verilere baktığımızda; ‘Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 2020 yılı Ocak- Mayıs döneminde %20,1 artarken, otomobil pazarı %21,7, hafif ticari araç pazarı %13,9 oranında arttı.’ Ancak sadece mayıs ayına baktığımızda; ‘Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 2020 Mayıs ayında 2,4, otomobil pazarı %7,6 daralırken, hafif ticari araç pazarı ise %21,6 oranında arttı.’

Hafif ticari araç pazarının artması normal… Özellikle pandemi süreciyle, kargo-sanal market gibi dijital satışlar arttı. Alışveriş merkezleri kapandı. Dolayısıyla bu beklenen yönde bir eğilim.

Ancak bir iki yıllık veriler bize net bir şey söylemiyor. Genel tabloya bakmak için 10 yıllık dilimi değerlendirmek gerekli.

Sektör daralıyor

Yukarıdaki tablo Türk otomotiv sektörü için uzun dönem bir tespit… Otomobil pazarı, 10 yıllık Mayıs ayı ortalama satışlara göre %53,8 azalış göstermiş. Hafif ticari araç pazarı ise 10 yıllık Mayıs ayı ortalama satışlara göre %58,9 oranında azalmış.

Bugün sıfır araç satan birçok bayi de hareket var. Ancak fiyatlar yüksek. Otomotiv üzerine bindirilen yüksek vergiler, sektörü daraltıyor. İstihdam düşüyor. Anadolu’daki birçok bayi sıkıntı çekiyor. Kimisi kapanıyor. Sıfır araç satışı elbette var. A-B sınıf veya C sınıf araçlara ilgi var. Ancak bu ilgi bizi günlük olarak meşgul ediyor olsa da, gerçek tabloyu 10 yıllık veriler gösteriyor.

Şu çok net: Otomotiv üzerine bindirilen büyük vergi yükü sektörü bozmuştur. Bir de mevcut kur oranları (Türk Lirası’nın siyasi ve ekonomik nedenler yüzünden değer kaybı) buna eklenince iş çığırından çıkmıştır. Yakın bir zamanda duyuruldu. Devlet, düşük faizli kredi imkânı vererek; borçlandırma yoluna gidiyor. Ancak fiyatlar bu şekilde daha da artıyor. Sıfır otomobil satışları sadece belirli bir kesimin ulaşabileceği noktaya evriliyor. Araç almak isteyen vatandaş ikinci ele yöneliyor. Galericiler veya fırsatçılar bu fırsatı da kaçırmıyor. Fiyatları astronomik bir biçimde yükseltiyor.

Yetmiyor, bir takım medya organları vasıtasıyla ‘‘ÖTV indirimi geliyor mu?’’ başlıklı haberlerle, satıcı-tüketici ve hatta üretici zor durumda bırakılıyor. Beklentiler her daim yorar.

Oysa yazımın başlangıcında dediğim gibi gazetecilik, halkla ilişkiler görevi değildir. Gerçek rakamları bildirir. İktidara çıkış yolu gösterir. Ruhu muhaliftir. Halkın cebinden, ülkenin refahından yanadır.

Bizim de basın mensupları olarak toplumdaki bu beklentiyi daha güçlü bir biçimde duyurmamız gerekiyor. İnternet sitelerinde ‘tık’ beklentisi ile yapılan, içi boş haberler; alt üst olmuş otomotiv sektörüne daha çok zarar veriyor.

Bir ÖTV söylentisi-beklentisi var. Sosyal medyada insanlar kamuoyu oluşturuyor. Yetkililerin tekrar bu yönde bir açıklama yapması şart. Bu yıl böyle bir planlama var mı, yok mu? Bu kadar net! Son sözümüz, yine bir istatistik verisi olsun:

2011 yılında Türkiye’de toplam otomotiv-hafif ticari araç satışı 864.439.

2019 yılında ise 479.060.

Bu tabloyu önümüze koyup, düşünmeliyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.