Öne Çıkanlar kaçak göçmen emniyet genel müdürlüğü Edremit OİB Ahbap Derneği

Arıların dilinden en iyi o anlıyor

Engin Çağlar yazıyor - İş kadını bir anne olarak oğlunun sağlık sorunu karşısında kolları sıvayan Aslı Elif Tanuğur Samancı, Türkiye'de olmayan propolis ve arı sütünün yerli üretimini başlatarak  mucizelere imza attı. Propolisi ilk defa kendi oğlu için üretip, özütleyerek damla haline getirip, bu damla sayesinde oğlundaki mucizevi etkiyi gördükten sonra Türkiye’deki ve dünyadaki diğer insanların da hayatına dokunma hayaliyle yola çıkan Tanuğur, bir kadın girişimci olarak deneyimlerini bizlerle paylaştı.Haydi buyurun bakalım bu sıcak ve samimi söyleşiye...

İlk önce Aslı Elif Tanuğur Samancı kimdir, kısaca tanıyabilir miyiz?

İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden 1996 yılında mezun oldum ve yüksek lisans öğrenimimi İTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü’nde tamamladıktan sonra yine İTÜ İşletme Fakültesi’nde "MBA" programını bitirdim. Şimdi ise Düzce Üniversitesi’nde doktora eğitimimi tamamlıyorum.

Bunun yanında, 2000-2013 yılları arasında özel sektörde Ar-Ge ve Kalite Direktörü olarak görev yaptım. Bu güne kadar arı ürünleri ile ilgili pek çok ulusal ve uluslararası proje gerçekleştirdim. Yönettiğim projeler, TÜBİTAK-TEYDEB, İstanbul Ticaret Odası, KOSGEB ve Eurowards tarafından da ödüllendirildi. Ulusal ve uluslararası kalite ve gıda güvenliği yönetim sistemleri, arı ürünlerinin üretimi, analizleri ve sertifikasyonu konusunda uzmanım. Özel sektörde çalışırken ilk oğlum sık sık hastanıyor ve yüksek derecede ateşleniyordu. Çok yoğun antibiyotik kullanmak zorunda kaldık 5 yaşına kadar. 5 yaşında çok korkutucu bir otoimmun hastalık ortaya çıktı ve artık antibiyotik de veremiyorduk zira antibiyotiklere alerji gelişmişti. Doktorumuz bağışıklığının düzelmesi için propolis vermemizi tavsiye etti. Ancak o günlerde ülkemizde propolis üretimi yoktu ve piyasadaki ürünler Çin propolisi içeriyordu. Çin propolisi çok katkı içerdiği ve doğal olmadığı için piyasadaki ürünlere güvenip oğluma veremedim. Oğlum için kendim üretmeye karar verdim. Kendi ürettiğim propolis damlayı 6 ay her gün düzenli kullandığımızda, oğlumda ne ateş ne de alerji kalmıştı. Tedavisi olmayan otoimmun hastalık da düzelmişti.  Bu şifayı görünce, 7 milyon arı kovanı olan ülkemizde neden propolis üretilmediğini kendi kendime sordum. Ve özel sektördeki işimden ayrılıp girişimci olmaya, Türkiye’de propolis üretmeye karar verdim. Böylece 2013 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Arı Teknokent’te, firmamızı kurarak, sevgili eşim Ziraat Yüksek Mühendisi Arıcılık Uzmanı Taylan Samancı ve Değerli Hocam Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu ile birlikte ülkemizde propolisin ve diğer arı ürünlerinin Sözleşmeli Arıcılık Modeli ile yerli üretimini başlattık.

Propolis ve Arı sütü nedir?

Pro (ön) + polis (koruyan) kelimelerinden oluşan propolis, aslında arıların kovanlarının ön temizleyicisidir. Arıların bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından topladığı bu tamamen doğal ürünle önce petek gözlerini kaplar sonra ana arı petek gözüne yumurtasını bırakır. Bu sayede yumurta sağlıkla gelişir. Ayrıca arılar, propolisle sıvanan petek gözlerine bozulmadan saklamak için balını, polenini, arı sütünü de koyar. Propolis yüksek oranda fenolik ve flavonoid yani antioksidan içeriğine sahiptir. Propolis; antioksidan ve antibakteriyel etkisinin yanı sıra, antifungal, antiviral, antienflamatuvar ve antitümör etkilere de sahiptir. Solunum yolları hastalıklarından mide bağırsak rahatsızlıklarına, ağız içi aft, yara ve uçuktan kansere kadar pek çok farklı hastalıkta tedaviye destek olarak kullanıldığında çok olumlu etkileri gözlendiğine dair binlerce bilimsel çalışma mevcuttur.

Arı sütü ise, arıların kendi vücutlarından salgıladıkları çok değerli bir arı ürünüdür. Arılar tarafından kovanda yavru arıları ve kraliçe arıyı beslemek için kullanılır. Kovandaki işçi arılar yalnızca 45 gün yaşarken, hayatı boyunca arı sütü ile beslenen kraliçe arı 5-7 yıl arası yaşar. Diğer arılardan 2 kat daha fazla gelişir ve her gün kovana 2000 yumurta bırakarak koloninin devamlılığını sağlar. Arı sütü, bileşiminde doğal olarak B grubu vitaminlerini ve çinko, magnezyum, demir, kalsiyum gibi önemli mineralleri içerir. Bunun yanında, başka herhangi bir gıda maddesinde bulunmayan royalaktin ve 10-HDA bileşenlerine de sahiptir. Bu özlelikleri ile performans ve zindeliği arttırarak gün içerisinde daha enerjik ve zinde hissetmeye yardımcı olur. Ayrıca arı sütü kadınlarda yumurta sayısı, erkeklerde ise sperm kalitesini arttırarak doğurganlık arttırıcı etkisiyle infertilite tedavisinde destek olarak kullanılır.

Bağışıklığı güçlendirir, ayrıca kalp ve damar tıkanıklıklarını da önlemeye yardımcıdır. Kandaki kötü huylu kolesterolü azaltır.

Gerçekten mucizevi faydası var mı?

Türkiye, arıcılık ve arı ürünleri sektöründe dünyaya öncülük eden ülkeler arasında. Dünya üzerinde bulunduğu konum itibari ile de endemik bitki örtüsü çeşitliliği, diğer ülkelere kıyasla 3 kat daha zengindir. Özellikle Anadolu’nun arı ürünleri mucizevi faydaları ile çok daha ön plana çıkmaktadır. İşte bu eşsiz coğrafyamız sayesinde arıcılık ve arı ürünleri üretimi konusunda yüksek potansiyele sahibiz.

Oğlumun sağlık problemi beni propolis ile 2010 yılında tanıştırdı ve o tarihten beri yoğun olarak propolisle ilgili bilimsel çalışmaları ve tıbbi yayınları araştırıyorum. Bu araştırmalarımda, tamamlayıcı tıp alanında propolis ve arı sütünün, dünyanın her yerinde uzun yıllardır bağışıklığı doğal yollarla güçlendirmek için kullandığını gördüm.  Bu güne kadar propolisle ilgili yayınlanmış 120.000 e yakın akademik araştırma var. Pek çoğu Propolisin bir hastalığın tedavisinde destekleyici olarak kullanıldığında iyileşme sürecini nasıl hızlandırdığını net olarak ortaya koyuyor. Propolis doğadaki en güçlü antioksidan ve bu özelliği ile de hem viral hem bakteriyel enfeksiyonlara karşı güçlü bir koruyucu. Özellikle sık hastalanan çocuk ve yetişkinlerin beslenmelerine propolis damla formunda eklediğinde, hem hastalanma sıklığını azaltıyor hem de hastalık sırasında iyileşme sürecini hızlandırıyor. Ben ilk defa oğlumda bizzat bu faydayı yaşayarak görünce, tüm annelere ulaştırma hayaliyle yola çıktım.

Burada biraz da Türkiye’de bir ilk defa bizim tarafımızdan hayata geçirilen ve halen tek olan olan Sözleşmeli Arıcılık Modeli’mizden bahsetmek isterim. Sözleşmeli arıcılıkta, öncelikle ziraat mühendislerimiz arı ürünleri üretecek, Türkiye’nin dört bir yanındaki arıcılarımızı yerinde ziyaret eder. İlk olarak arılıklarını kontrol eder. Sözleşme yapacağımız arıcının kovanlarının, temiz su kaynaklarının bulunduğu yerlerde, çevresinde atık ve fabrikaların olmadığı, otoban vb. yerlerden uzak ve pestisit kullanılmayan bölgelerde olması çok önemli. Aynı zamanda iyi arıcılık uygulamaları prensiplerine göre üretim yapması gerekiyor. Bu koşullara uygun çalışan arıcılarımızla sözleşmemizi yaptıktan sonra, onlara propolis ve diğer arı ürünlerini üretebilmesi için gerekli ekipmanları ve eğitimi sağlıyoruz.  Ürünleri ürettikleri zaman arıcılarımız, ürünlere herhangi bir işlem uygulamadan temiz şekilde paketleyip, firmamıza gönderiyor. Arıcılarımızdan gelen tüm ürünler, İstanbul Teknik Üniversitesi Arı Ürünleri Mükemmelliyet Merkezi’nde gıda güvenliği ve kalite açısından analiz ediliyor. Bu kontrollerden geçtikten sonra ürünlerimizin formülasyonlarında kullanılıyor.

 Sözleşmeli Arıcılık Modeli’miz ile arıcılarımıza hem ekipman hem de eğitim desteği ve ürünlerine alım garantisi veriyoruz. Onların haklarını, kendi haklarımız gibi koruma altına alıyoruz. Arıcılık, dünyada ve ülkemizde tozlaşmaya da büyük katkı sağlayan bir sektör. Gıda üretiminin %80’i arılar sayesinde gerçekleşiyor. Arıcılığı ve arıları koruyan bu iş modelimiz ile aslında dünyada yeşil bitki örtüsünün korunmasına ve gıda üretiminde sürdürülebilirliğe de önemli bir katkı sağlamış oluyoruz.

Propolis ve arı sütünün insan sağlığı üzerinde etkileri ile ilgili yeni yapılmış güncel çalışmalar var mı?

Propolis; nardan 80 kat daha güçlü bir antioksidandır. Bu özelliğinin yanı sıra antibakteriyel, antifungal, antiviral, antienflamatuvar ve antitümör etkilere sahiptir. Bilimsel veri tabanlarında propolis ile ilgili 120.000’in üzerinde akademik yayın bulunmaktadır. Bu bilimsel yayınlarda propolisin vücutta B ve T lenfositlerini aktive ederek antikor üretimini arttırdığı ve bileşiminde bulunan kafeik asit fenetil ester (KAFE), krisin, galangin, pinocembrin, kafeik asit gibi değerli fenolik bileşenler ile de doğrudan bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olduğu belirtiliyor. Ayrıca diyabet, kanser, sedef, egzama gibi cilt problemlerinde de propolisin kullanımı öneriliyor, görülen semptomların azalmasına ve iyileşmesine destek oluyor. Güncel çalışmalar Propolisin virüslere karşı da çok etkili olduğunu, hatta salgına yol açan Covid-19’a karşı da antiviral etki gösterdiğini ortaya koyuyor. Propolisin bu etkileri gösterebilmesi için mutlaka özüt olarak damla formunda ve düzenli her gün tüketilmesi çok önemli.

Arı sütü ise içerisinde başka hiçbir gıdada bulunmayan royalaktin ve 10-HDA bileşenleri ile çocuklarda ve yetişkinlerde bağışıklığı arttırıcı, bedensel ve zihinsel gelişimi destekleyici, beyin aktivitesini geliştirici, iştah düzenleyici etkilere sahip. Ayrıca enerji ve zindelik kaynağı, bebek sahibi olmak isteyenler için de doğurganlık arttırıcı, ciltte kolajen sentezini destekleyici özellikler gösteriyor ve kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu etkilere sahip.

Propolisi nasıl kullanalım? Bağışıklığı desteklemek için dozu ne olmalı? Hastalık sırasında ne kadar kullanmalıyız?

Propolis ham halde tüketebilir bir ürün değil. Ham hali ile insan vücudumu propolisi sindirmez. Mutlaka özütlenerek, balmumunun uzaklaştırılması ve içindeki etken maddelerin yani antioksidanların damla formunda elde edilmesi gerekir. Böylece propolis vücudumuzun sindirebileceği hale gelir. Türkiye’de propolisözütleme yöntemini ilk geliştiren ve bu konuşa patent alan ekibiz. Bu yöntemimiz ile çok sayıda inovasyon ödülüne de layık görüldük. Bu patentli teknoloji sayesinde ürettiğimiz propolis damla etken maddeler yani  antioksidanlar açısından çok güçlü oluyor. Yetişkinlerin günde en az 20 damla, çocukların ise 10 damla tüketmesini tavsiye ediyoruz. Hastalık döneminde bu miktar 4 katına kadar arttırılabilir.

Propolis tamamen doğal bir arı ürünüdür. Soğan, sarımsak, zencefil, zerdeçal, tarçın gibi düşünebilirsiniz. Yüksek antioksidan özellikte olduğu için hastalık döneminde de vücudu ekstra desteklemek için yoğun kullanımı önerilmektedir.  Propolisin solunum yolları hastalıkları, ülser gibi mide bağırsak rahatsızlıkları, cilt hastalıkları, astım, alerjik astım, bronşit, bronşiolit, ağız içi aft, yara, uçuk ve kanser gibi pek çok farklı hastalıkta tedaviye destek olarak kullanıldığında olumlu etkileri gözlendiğine dair birçok bilimsel çalışma da mevcuttur.

Yeni girişimcilere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

İnovatif bir iş fikriniz varsa, bilginiz ve cesaretiniz varsa size yardımcı olabilecek çok yararlı devlet destekleri var. Bu anlamda; kadın girişimciliğine, tarımsal üretime, arıcılığa yönelik teşviklerin sayısı ve yerli ürünlerin korunmasına yönelik ithalatla ilgili tedbirler daha da arttırılabilir. Ben, kendi adıma konuşursam herhangi bir mali kaynak olmadan girişimciliğe adım attım. İlk desteğimizi KOSGEB’ten aldık. Ardından TÜBİTAK destekli farklı projelere de imza attık. Böylece mali kaynağın bir kısmını devletten sağlamış olduk ve bu bize kolaylık sağladı. Girişimciliğe olan ilginin artmasını ben destekliyorum fakat, çoğu kişi tarafından, kimse yapmıyorsa bir nedeni vardır sen de yapamazsın deniliyor. Oysa felsefemiz kimsenin yapamadığını yapmak olmalı. Kimse yapamıyorsa ben mutlaka yapmalıyım demeliyiz. Bu inançla, yolunda emin adımlarla ilerleyecek kadın girişimcilerin sayısının ülkemizde artarak ilerlemesini temenni ediyorum. Girişimcilik için gerekli bilgi ve donanıma sahip fakat içinde o cesareti bulamayan kadınlarımıza tavsiyem; her şeyden önce kendilerine inanmaları, arzu etmeleri, çok çalışmaları ve risk almaktan çekinmemeleri olacaktır. İnsan bir işi gerçekten isteyerek, inanarak yaparsa ve emek verirse başarmaması için hiçbir sebep yok. - Yeni Gün Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.