banner25
Bir insanın başına gelenler karşısında ne hissettiği ne düşündüğü ve nasıl bir tercih yapacağı onun en büyük zenginliği ve en büyük özgürlüğüdür.

Yaşamda mutluluklar da mutsuzluklar da var. Zaferden zafere koşarken düşülen tuzaklar da var.

Hatta bazen başkalarının tuzakları yanı sıra en büyük tuzak kişinin farketmeden düştüğü kendi tuzakları olabiliyor.

Hayalleri istekleri yerine endişeleri ve korkularını besleyen zihni, kişinin en büyük tuzağı olabiliyor.

Hayatta herşey olabilir. Önemli olan başımıza gelenden çok başımıza gelene karşı verdiğimiz tepkidir.

İstemediğin bir durumla mı karşılaştın?

Sevgini, zamanını, maddi manevi tüm haremini verdiğin, seni aldattı mı?

Uğruna deli gibi çalıştığın geceni gündüzüne kattığın terfiyi başkası mı aldı?

Ömrünü verdiğin proje başarısız mı oldu? ......

Bu veya benzer konularda kendini haksızlığa uğramış, yenilmiş,kötü mü hissediyorsun?

Seni anlıyorum. Elbette üzüleceksin. Olumlu düşün, işin iyi tarafına bak, diyerek  sana Pollyanacılık yap tavsiyesini benden duymayacaksın.. 

Hatta bir kısım meslektaşlarımın üzülme değmez hayat güzel pozitif düşün söylemlerini de önermeyeceğim.

Ne mi diyeceğim?

1.. Adım: 'Üzüntünü yaşa ' diyorum.

Sadece şunu belirle önceden: Bu iş ne kadar üzülmeye değer?

Bir gün? Bir  hafta? Bir ay ? ...... Ne kadar üzülmeye değer diyorsan o kadar süre tanı kendine.

O sürede istediğin kadar düşün, yaz çiz, anlat, konuş,dinle, sana onu o konuları hatırlatan ne varsa bak hisset istiyorsan ağla ,
sana onu hatırlatan şarkıları da dinle...İstediğin hissettiğin ne varsa yaşa.

Hatta konuşltuğun arkadaşların yine mi aynı şeyleri dinleyeceğiz deseler bile yılma, içinden anlatmak geliyorsa yine anlat.
Ta ki bunun için verdiğin süre dolana kadar. Süre dolduğunda ise artık o konuyu değil konuşman o konu ile ilgili sana o hatıraları anımsatacak ne varsa herşeyi at yoket. Süren doldu.

2. Adım: Aslında ne oldu? diye sor. Anla,öğren.

İstemediğim bu duruma benden kaynaklanan, diğerlerinin sebep olduğu,ortamdan oluşan neler var? Kendini de ortamdakileri de görebileceğin şekilde tarafsız bir gözle bak olup bitene.

Anla, farket ne sebeple nelerin olduğunu, senin neye niye izin verdiğini gör.

Öğren ve bundan sonrasında bu istemediğim durumları bir kez daha yaşamamak için nelerden vazgeçeceğin,i olaylar karşısında nasıl davranacağını seç. 

3: Hayatında yeni bir amaç belirle ve yeni amaca odaklan.

Victor Franklin, 'Gelecekte bir hedef göremediği için kendini çöküşe bırakan bir insan,kendini geçmişe yönelik düşüncelere dalmış buluyor.' der.

Franklin'in logoterapi yöntemi, insanın kendi yaşamında anlam bulması için yardım etmeyi görev saymaktadır. Bu yaklaşım,insanın  kendi varoluşunun gizli logosunun (anlamının)  farkına varmasını sağlayan, analitik bir süreçtir. İnsanın varoluşunun bir anlamı vardır.

Yani, herbirimizin hayatta kalma sebebi var ve bu sebepler içinde bulunduğumuz ana olgulara hislerimize göre farklılık gösterir.
İşte buradan hareketle, üzüldüğümüz,kendimizi çaresiz, aldatılmış,haksızlığa uğramış baskı altında hissettiğimiz zor dönemlerde,hayata tutunmak için bir kaldıraca bir çıpaya ihtiyaç var.

O halde senin çıpan ne olacak?

Başka bir yaklaşımla tutunacak dalın ne? Farket!

Sorumluluğun mu? Yetiştirmekle sorumlu olduğun çocuğun mu?

Hayata anlam katacak projen mi?

Kavuşacağın sevdiğin mi?

İnancın Yaradana olan aşkın mı?

Verdiğin söz mü? ......

Yerine getirilmesi gereken görevleri olduğunu bilen insanlar,her zorlukta yaşama şansı en yüksek olanlardır.

Buna örnek olarak Nazi toplama kamplarında hayatta kalmayı başaranları görebiliriz. İnsanın kendi yaşamına bir anlam vermesi hayati değer taşır.

Gerçekte ihtiyaç duyulan, uğruna çaba göstermeye değer bir hedef,özgürce seçilen bir amaç ve bunun için mücadele etmektir.

Yaşamın anlamını bilmek kendini bilmek kadim öğretilerden beri en önemli konudur.  

İnsan yaşamda ve kendisiyle ne yapacağını bilmek ister.

Bu istek henüz oluşmamışsa da zaman geçirir ve kendini de hayatı da tüketir.

O halde farkında bir yaşam ve bazen yolunda gitmeyen durumlarla da başa çıkmak için yapılması gerekenleri özetlemeli:

1) İnsan kendini tanımalı.

Yetenek ve ilgi alanlarını bilmeli. Seni özel değerli kılan yeteneğindir. Kendini bil,kendini keşfet önce.

Yeteneğine tutun hayatını her durumda seni farlı ve özel kılan kaynağı hayata geçirerek sürdür.

Müzik mi,resim mi,iletişim,matematik,......ne var sende sana özel? Bu senin işindir de kariyerindir de imzandır sonuçta.

2) Sorumluluk al. Kendi sorumluluklarının tam olarak farkına var. Neye karşı,ne için sorumlu olduğunu farketmeye çalış.
Hizmet edeceğin bir dava, seveceğin bir insan, fayda yaratacak bir buluş, değer katacak bir proje...bu amaç ve sorumluluklar kendini gerçekleştirmendir ve bu çabalarla aldığın yol, aslında kendini aşmandır.
Yaşamın anlamını keşfetmen için yollar var elbette.
Logoterapide, yaşamın anlamını keşfetmek için 

1) Bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak: Bu yol bir başarı öyküsü hedefindeki yolculuktur.

2) Bir insanla etkileşerek: İyilik,doğruluk,güzellik gibi yaşamak, doğayı,kültürü yaşamak son ve bir o kadar önemlisi de olanca eşsizliği ile bir insanı yaşamaktır.Yani sevmektir. Bir insanı anlamanın, özümsemenin  tek yolu onu sevmektir. Sevmediği sürece bir başka insanın özünü anlamaya imkan yok.

İnsan sevgi sayesinde başka birinin temel özelliklerini anlayabilir, eğilimlerini görebilir. Daha da önemlisi sevginin açtığı yol ve sevginin kaldırdığı sis perdesi sayesinde başkasındaki potansiyeli güçlü yönleri güçlendirmesi gerekenleri ve kurtulması gerekenleri görür,anlar,hatta anlamasını sağlar.
 
Seven sevdiğinin potansiyelini gerçekleştirmesine vesile olur. Sevgili için seks; adına sevgi denen birlikteliğin devamıdır. Seks sevginin dışavurumudur. Ancak bu kıvamda tam bir olmak eş olmak yoldaş olmaktan bahsedilebilir.
Anlamadan,dinlemeden sevmeden seks spor yapmaktan yan çıktı olmaktan öteye maalesef gidemez.

3)Acıya yönelik bir tavır geliştirerek:  Evet bize acı veren bir durumla karşılaştığımızda da herşeyin geçtiği gibi ' Bu da geçer' öğretisini hatırlamakla başlamalı ilk farkındalığa.  Neyle yüz yüze gelmişsek bunun da geçeceğini bilmek ve trajediyi bile zafere dönüştürmek mümkün.Sadece insana özgü olan eşsiz bir potansiyelimiz var. Kendi zor durumunu, bir başarıya dönüştürme gücü. Acı,bazen bir özverinin anlamı gibi olabiliyor ve acı olmaktan çıkıyor.

Değişmez kadere yönelik tepkini değiştirdiğinde kaderin de şekilleniyor. Elbette burada acı çekmenin anlam olduğundan bahsetmiyorum. Acıdan öğrenmek limondan limonata yapmaktan bahsediyorum. Anlam için acı çekmek gerekli değil tabii.

Gereksiz acı çekmek cesurca değil mazoşistçe bir tutumdur. Acı çekilen durumda yapılması gereken bunu anlamak öğrenmek  ve acıya yol açan nedeni ortadan kaldırmaktır ki tekrarlanmasın. 

Evet yollar bu. Şİmdi anlayıp seçim yapma zamanı.

Yaşam geçicidir.

Herşey geçer.

Bizler sürekli mevcut potansiyellerimiz içinde bazen bilerek bazen farkında bile olmadan tercihler yapıyoruz. Bu seçtiğimiz yollardan hangileri hiçliğe mahkum edilen, hangileri ölümsüz kılacak gerçek zenginliktir ? 

Son tahlilde, varoluşununda bıraktığın iz ne olacak?

 Yaşamını günlerini ne kadar dolu dolu yaşıyor ne kadar kendinin ve diğer insanların farkındasın?

Hangi gönüllere olgulara dokunuyorsun?

Kendinde ve hayatındakilerde yarattığın verdiğin&aldığın his ne? Çıktı ne ?
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner1