Bilinçli ve öngörü sahibi bireyler tarafından tüm dünyada Çevre dostu / Eko dostu işletmeler / Yeşil işletmelerin artırılmasına ve konuyla ilgili çalışmalara daha çok önem verilmeye başlandı.

Küreselleştikçe Bireyselleşiyoruz

Aslında sel, dolu, hortum gibi doğal felaketler bu yıla kadar yine vardı. Ama pandemi süresince evde kapalı kalmış olmamız ve bununla birlikte günlük hayat koşuşturması içinde olmamamız doğal felaketleri daha yalın bir gözle izlememizi sağladı. Önceden sabah saatlerinde havanın fırtınalı ve yağmurlu olması yalnızca trafikte sıkışıp kalacağımız endişesini akla getirirken şimdi iklim krizi endişesini düşündürmeye başladı. Çünkü pandemide hijyenle birlikte doğa ve canlılar ile olan ilişkilerimizi de sorguladık ve küresel bir felaket anında sığınacak hiç bir yer kalmadığını farkettik.

Pandemi ile iklim krizi karşılaştırıldığında birbirine benzer boyutlar ortaya çıkmakta. Bu boyutlardan biri tüm dünya tarafından aynı konu için farklı uygulamalar yapılsa da ortak hareket edilmesi, tüm canlıları ilgilendirmesi, tezat yönleri de olsa önlem almaya zorlaması. Ör. İklim krizinde eve kapanmak yerine kaçmak veya farklı bölgelere taşınmak durumunda kalınacak. Seller, hortum, fırtına, dolu, deprem gibi felaketler daha da sıklaşmaya başladığında nasıl bir stratejik plan hayata geçirilmeli? Bu stratejik planın gerekliliği tüm dünya için geçerli. Bazı ülkelerin, kentlerin sular altında kalabileceği belirtiliyor.

2020 yılında “Yeşil Felsefe Akımı” başlatılmalı

Özellikle tarım nasıl yapılacak, turizm nasıl yapılacak? Sel, fırtına vb. yolculukları ve taşımacılığı engelleyebilecek, tarihi eserler sular altında kalabilecek. Değişen iklim sebebi ile fırtınada eko turizm, doğa turları, kültür turları ve deniz tatili tercih edilmeyebilecek.

1918 yılında yaşanan bir pandemi örneği bulunmasına rağmen bir sonraki nesile yol gösterici hiç bir şey kalmamış olacak ki tüm dünya Covid-19’a hazırlıksız yakalandı.

Bilim insanları iklim krizi için on yılımızın kaldığını söylüyor. Hatta günümüzde bile bir çok sıra dışı doğa felaketi yaşamaktayız.

İklim krizine de hazırlıksız yakalanmamak için bir an önce bir nevi stratejik planın yerini taşıyacak olan eko dostu işletmeler ve eko dostu uygulamaların artırılması gerekli. Belki doğayı eski haline getiremeyeceğiz ama hayatımız  süresince iklim krizini biraz daha yavaşlatabilir ve bir sonraki neslin hayatını nasıl sürdürebileceği konusunda yol gösterici olabiliriz.

Günümüzde misyonu doğayı  koruma felsefesi olan yeşil pazarlama anlayışı geliştirildi. Bununla birlikte, Yeşil Ürün, Yeşil Reklam, Yeşil İletişim, Yeşil Ofis, Yeşil Halkla İlişkiler, Yeşil Tüketici ile yiyecek-içecek işletmelerinde Yeşil Restoranlar; satış ve dağıtımda Yeşil Fiyat, Yeşil Etiket, Yeşil Paketleme, taşımacılıkta Yeşil Dağıtım, Yeşil Taşıma gibi yeşil sistemler ile turizmde Yeşil Oteller ve Yeşil Tur Operatörlerini görmeye başladık. Bunlarla birlikte Yeşil Kentler, Yeşil Mahalleler, Yeşil Üniversiteler, Yeşil hastahaneler artmaya başladı.

Yeşil Ekonomi kapsamına giren tüm bu konularda araştırmalar ve çalışmalar yapılmasının artırılması, eğitimler ve seminerler düzenlenmesi, Türkiye’de eko dostu işletmeler ve kurumların artırılması, sağlık ve tasarruf içeren bir yaşam tarzı oluşturulmasına katkı sağlar.

Yeşil Felsefe anlayışına sahip işletmeler ve uygulamalar ile tüm canlıların ortak yaşam alanı olan dünyayı ve doğayı eski haline döndüremesek de korumak mümkün. Bu konuda işletmeler, kurumlar, üniversiteler, hastaneler çalışmalar yapmakta ve Yeşil Felsefe ile doğa dostu işletme olarak doğaya ve dünyaya katkı sağlamaktadır. İlköğretimden başlanarak, üniversitelerde ekoloji, çevre koruma, sürdürülebilirlik ve inovasyon ile ilgili dersler  artırılmalı. Özellikle Turizm Fakültelerinde verilen bu dersler ile mesleği gereği doğaya yakın olan turizm mezunları eko dostluğuna katkıda bulunacaklardır.


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.