Yaşarken beynin içindeki tüm bilgileri, kişilikleri ve anıları depolayıp dijital ortama yani insansı robotlara yükleme çalışmaları başladı. Gerçekten ürkütücü değil mi?

Yapay zeka uzmanları bu sayede kişinin sonsuza dek yaşayabileceğine dikkat çekiyor. Bu olay gerçekleşirse insanlık tarihinin en büyük buluşu olacak. Vücut ölecek, zihin robotta hayat bulacak.  

Dünya genelinde 1000’in üzerinde iş insanının yatırım verdiği projeyi robot mühendisleri ve nörologlardan oluşan 100 kişilik bir ekip yürütüyor. Tabi sistem devreye girdiğinde büyük ihtimalle çok pahalı olacaktır.

Şu anda 40’lı yaşlarda olanlar ölümsüzlüğü son dakika yakalayabilirler. Düşünsenize artık şu kadar ömrün kaldı, yok kanser oldun yok kaza geçirdin derdi kalmıyor…

İşin şakası hocalar bu işe ne diyecek çok merak ediyorum, bu işlem caiz mi acaba?  
 
Eğitimde de uçarız
Türkiye başına gelen bunca sıkıntıya rağmen elini attığı her işten zaferle dönüyor. Ekonomide işler yolunda; hedefler tutuyor, terör belası yok olmak üzere… Bir de eğitimde reform yaptık mı dünyanın seyrini değiştiririz.

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden mezun olalı tam 14 yıl olmuş. Gerçekten şaka gibi…
Hazırlıkta yaşadığım İngilizce kabusunu bile daha dün gibi hatırlıyorum. Öyle ki bölüme geçtiğim an ‘tamam şimdi gazetecilikten mezun oldum’ demiştim. O kadar kolay değildi tabi yüzde 100 İngilizce bir bölümden Bekir Azgın, Tuğrul İlter, İsmail Kızılbay gibi büyük hocaların derslerinden geçmek. Okula gitmediğim gün yoktu. İyi not tutardım.  Bölüm Başkanımız İzzet Bozkurt ve Dekanımız Süleyman İrvan, dijital pazarlamanın, halkla ilişkilerin ve özellikle ekonomi gazeteciliğinin bugün geleceği noktayı o günlerden analiz etmiş, alanında uzmanlaşmanın önemini belleğimize işletmişlerdi. O günün şartlarında Türkiye’de teknolojiyi bu kadar üst düzey kullanabilen başka bir üniversite olduğunu sanmıyorum.

Okulun kusursuzluk vizyonunun öğrencilerin iliklerine kadar işlemesi için her türlü imkan sağlanıyordu. İnteraktif  geçmeyen ders yoktu.  Her milletten insanla tek çatı altında yıllar geçirmenin avantajlarını ise iş hayatına girince anlıyorsunuz; yapıcı oluyorsunuz, değerleri ve inançları hep baş üstünde tutuyorsunuz.

Aynı sınıfta ders işlediğim pek çok arkadaşım şimdi dünya markası şirketlerin geleceğini şekillendiriyor, gazetelerde, TV’lerde, radyolarda, büyük halkla ilişkiler firmalarında boy gösteriyorlar.  Ben de ilk tecrübemi Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın basın ekibine girerek kazanmıştım.

Seçim atmosferinde geçen muhteşem bir deneyimdi. Denktaş’ın attığı her adım, bize söylediği her söz, paha biçilmez bir dersti. Şimdi meslekteki 14’üncü yılım ve yaklaşık iki yıldır da Türkiye’nin en çok satan gazetesinde çalışıyorum.  Demem o ki,  her yere üniversite açmanın eğitim kalitesini artırmadığı defalarca ispatlandı.  

Rekabette vizyon, paranın önüne geçti.  Hele eğitime ayrılan 100 milyar TL’nin üzerinde bütçeyle Türkiye’nin uçması lazım.  (Posta)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner1