banner25

Sigara bıraktıran alternatif yöntemler
banner17
Meral Candan (Para Dergisi) - BİRAZ canımız sıkkın olduğunda aklımıza ilk o geliyor. Ne gariptir ki, en mutlu olduğumuz anda da ilk akla düşen o oluyor. Otobüs beklerken o, kahve içerken o… Sigara, her an her durumda ilk akla gelen olmayı başarıyor. Ancak bizi hiçbir an yalnız bırakmayan sigara ile dostluğumuz göründüğü kadar masum değil. Bir kere bu arkadaşlık ciddi hastalıklara gebe. Bunların birçoğu ölümcül hastalıklar; başta akciğer kanseri geliyor. Sadece bu da değil. Sigara, yaşam kalitemizi düşürmenin yanı sıra, kısırlık gibi ciddi sorunlara da yol açıyor. Sigaranın zararları nedeniyle son yıllarda ciddi bir sigara bıraktırma kampanyası devrede. Hatta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan her fırsatta sigara karşıtı olduğunu dile getirip vatandaşlara sigarayı bırakmalarını salık veriyor. Kamu spotları, sigarayı bıraktırma destek hatları devrede. Ancak tüm bunlara rağmen sigara kullanım oranları pek düşmüşe benzemiyor. Sağlığa Evet Derneği’nin Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Osman Elbek , derneğin verilerinin 2011-2016 yılları arasında Türkiye’de tütün tüketiminin arttığını gösterdiğini söylüyor ve nüfus başına tütün kullanımının 2011’de’deki 1.11 kilogram olan miktarının 2016’da 1.46 kilograma çıktığını söylüyor. Sigara tüketim hızı son yıllarda arttığı söylenen Türkiye bu kategoride dünyada Pakistan’dan sonra ikinci sırada. 
 
SİGARAYA KARŞI SAVAŞ
Konuyla ilgili olarak bir de OECD raporu var. 2015 yılında hazırlanan rapora göre Türkiye’de sigara içenlerin nüfusa oranı yüzde 23.8. Bu yaklaşık 15 milyon kişi anlamına geliyor. Rakamlar oldukça yüksek. Fakat ilginç olan şey, tüketim artarken, sigaranın trend olmaktan çıkmış olması. Sigara içmek eskisi kadar ‘trendy’ bir eylem değil. İnsanın hem kendi hem de başkasının sağlığına zararlı bir ürünü tüketmesi günümüzde yadırganan bireylem. Buna ek olarak sağlıklı yaşam bilincindeki artış sigarayı ‘yakın arkadaş’ kategorisinden çıkarıp ‘görülmek istenmeyen eski bir dost’ kategorisine doğru dönüştürüyor.
Ancak sigarayı bırakmak kolay değil. Hayatını sigarayı bırakmaya çalışmakla geçiren pek çok kişi var. Bu nedenle bunun bir bağımlılık olduğunu kabul etmek sigarayı bırakmada atılacak öncelikli adım. Sonrasında ise sıra istek ve motivasyona geliyor. Her ikisinin de olduğu ancak iradenin zayıf kaldığı durumlarda ise en iyi yol profesyonel destek almak. Neyse ki, son yıllarda ortaya çıkan alternatif bıraktırma yöntemleri pek çok kişinin bu bağımlılığına açtığı savaşı kazanmasına yardım etti. Akupunktur, terapi, hipnoz, biorezonans gibi yöntemler sigarayı bırakmak isteyenlerin imdadına yetişiyor.
 
BİNLERCE YILDIR UYGULANIYOR
Stresten hormon dengesine, alerjiden bel ağrılarına kadar pek çok rahatsızlığın tedavisinde kullanılan akupunktur, sigarayı bırakmada da etkili bir yöntem. Binlerce yıldır uygulanan akupunktur, vücudun belli noktalarına iğne batırılarak vücudun sağıltılması esasına dayanıyor. Akupunktur sigarayı bırakmak isteyenlerin yoksunluk belirtilerini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Dr. Seran Geçer Demirhanoğlu, uygulamayı şöyle açıklıyor: “Tedavinin ana kaynağı, insanda var olan serotonin ve endorfin adı verilen maddeler. Bu maddeler beyinde, rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgili. Sigara içenlerde maddelerin salgılanmasını tamamen sigara üstlenir. Dolayısıyla vücut otonomisini kaybeder. Keyif, üzüntü ya da dertlenme durumlarında sigaraya yönelmenin sebebi budur. Tedavi başlarında ilk hafta vücut serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden zorluklar yaşanabilir ancak bu süreç sadece 72 saat sürer.” Bu yöntemle başarı oranın yüzde 80-85 olduğunu söyleyen Demirhanoğlu hiçbir yan etkisi olmadığını da sözlerine ekliyor.
 
TELKİNLE TEDAVİ
Akupunktur özel iğnelerle uygulanan bir tedavi. Dolayısıyla tüm akupunktur uygulamalarında tek seferlik steril iğneler kullanılıyor. Sigara bırakma tedavisinde iğneler hem vücutta hem de baş bölgesine yerleştirilip kulak akupunkturu ile de destekleniyor. Bu tedaviyi yaptıranların dikkat etmesi gereken şeyleri sorduğumuzda Demirhanoğlu, tedaviden mucize beklememek gerektiğini vurguluyor ve “En önemli nokta bırakmaya karar vermek” diye konuşuyor.
Filmlerden hipnoz seanslarına çok aşinayız. Hipnozcu karşısındaki kişiyi sözleriyle uyutur ve sonrasında kişinin çocukluğuna kadar uzanan bir sohbete dalarlar. Ancak filmlerin bazı şeyleri daha ilgi çekici kılmak adına manipüle ettiği de bir gerçek. Hipnoz da onlardan biri. Sigara bırakma yöntemlerinden biri olan hipnoz, kişiyi bir yere odaklayarak ve telkinler vererek bilinçaltına inme tekniği olarak geçiyor. Uzmanlara göre hipnoz bir uyuma halinden öte bir uyanış olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla filmlerde gördüğünüz hipnoz sahnelerinin gerçekle pek alakası yok.
 
BAĞIMLILIKLARIN SEBEBİ TRAVMA
Hipnoz seansı esnasında hiç kimsenin farklı konular hakkında veya geçmişte yaptığı bir durum ile ilgili itirafa zorlanamayacağını belirten Uz. Pedagog- Psikoterapist Soner Koşan, “Öyle olsaydı karakollarda polis yerine hipnoterapistler olurdu ve suçlular çabucak yakalanırdı” diye anlatıyor. Koşan, hipnozla sigara bırakma seanslarında hipnoz uygulanan kişiyi pek fazla konuşturmadıklarını daha çok telkin verdiklerini belirtiyor. Her bağımlılığın altında birçok travma yattığını kaydeden Koşan seans sürecini şöyle anlatıyor:
“Bu travmaları iyi analiz edebilmek, çözümleyebilmek için öncelikle bir ön görüşme yapılır ve hikayesi alınır. Bağımlılığın tarihçesine bağlı olarak ya terapi sürecine geçilir veya hemen hipnoz seanslarına alınır. Psikoterapinin kaç seans süreceğini önceden kestirmek mümkün değil lakin hipnozla sigara bırakma ve zayıflama süresi ortalama 5-6 seans arası sürüyor.”
İlk hipnoz seansı sonrasında kişilerin çoğunlukla sigara içmediklerini belirten Koşan, başarı oranlarının yüzde 94 olduğunu ifade ediyor. Normalde yüzde 50’lik bir oranın iyi sayıldığını belirten Koşan, S Konsept Danışmanlık ve ADED (Aile Danışmanlık Terapi Eğitim Derneği) olarak yüksek başarı oranlarının terapiyi, hipnozu ve danışmanlığı beraber uygulamalarından kaynakladığını söylüyor. Hipnoz yöntemi ile şimdiye kadar binden fazla kişiye sigarayı bırakma seansı yaptıklarını ifade eden Koşan, özellikle son iki yıldır başvurularda artış yaşandığını vurguluyor.
 
VÜCUDA TİTREŞİM VERİLİYOR
Son dönemin popüler uygulamalarından biri de rezonans terapileri… Vücutta enerji bazlı değişimler yaratan cihazlar yardımıyla uygulanan tamamlayıcı bir tıp uygulaması olan rezonans, iki frekansın uyumlanması olarak açıklanabilir. Uygulamayı “Vücuda dışarıdan verilen titreşimlerle vücudun etkileşime sokulması ve vücudun enerjetik doğasında değişiklik yaratılması” olarak tanımlamayan Bio-Rez. Terapisti ve Uzm. Psikolog Ayça Özkan, sigara bırakma seansında kişinin içtiği sigaranın frekans kalıbının elde edildiğini anlatıyor. Daha sonra da bu değerlerin biorezonans ile sigara bırakma terapisinde kullanıldığını belirtiyor. Bu sayede sigara içindeki maddelerin vücutla kurduğu elektromanyetik bağın kırıldığını anlatan Özkan, bu maddelerin vücudu terk etmesi uyarısı yapıldığını belirtiyor. Uygulamanın yan etkisinin olmadığını söyleyen Özkan, tek bir seansla çözüm alındığının altını çiziyor.
 
GÜNDE 2 LİTRE SU
Biorezonans seansı öncesi ve sonrası dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Bunları Özkan’a soruyoruz. Özkan da tedavinin olduğu günden itibaren danışanların kendilerini gözlemlemeye dikkat etmeleri gerektiğini ifade ediyor. “Sigara içerken ve bırakmaya çalıştıklarında neler yapabildiklerini, neleri yapamadıklarını, arasındaki farkı not alıp terapistleriyle paylaşabilirler” diye konuşan Özkan, seans öncesinde ve sonrasında kahve, çay ve alkol içilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Ayrıca günde en az 2 litre su içilmesi gerektiğini belirten Özkan, “Kırmızı et ve kahve üç gün, gazlı ve alkollü içecekler iki hafta tüketilmemeli” diyor.
 
YAN ETKİSİ SAĞLIK
Ehud Abrahamson tarafından bulunan ve ismini keşfedeninden alan Abrahamson metodu, bio enerji, kristal taşlar ve akupresür tekniğini içeren bir şifa yöntemi. 35 yıldan beri uygulanan bu yöntem İngiltere, ABD, Almanya, Rusya ve Türkiye’de uygulanıyor. Bugüne kadar Abrahamson kliniklerinde binlerce danışanlarının bağımlılıklarından kurtulduğunu söyleyen Yöntemin Kurucusu Ehud Abrahamson, son yıllarda gözle görülür bir biçimde başvuran sayısında artış olduğunu kaydediyor. Bunu şöyle açıklıyor Abrahamson:
“İnsanlar doğadan ve maneviyattan uzaklaşmaları kendilerini daha yalnız hissetmeleri, duygusal eksikliklere ve bağımlılık yapan maddelere daha çok ihtiyaç duymalarına neden oldu. Medikal profesyoneller, gazeteciler, bilim adamları hatta doktor birçok danışanımızın deneyimlemesi ve onlar tarafından test edilmesi merkezimize başvuran sayısını da arttırdı.”
Abrahamson Metodunda iğne, ilaç, enjeksiyon ve hipnoz kullanılmadığını belirten Abrahamson tek yan etkisi ‘sağlık’ diye konuşuyor. Sigara terapisinde evde kül tablalarının uzaklaştırılmasını öneren Abrahamson, evde sigara kokan her şeyin temizlenmesi gerektiğini ofisin de buna dahil olduğunu belirtiyor.
 
 
 
Bırakmak için başvurular arttı
 
Ülkemizde sigarayı bırakmak üzere kliniğe başvuranların kesin sayısını tespit etmek zor. Ancak Sağlık Bakanlığı’na giden verilerde 2014 yılında 226 bin 383, 2015 yılında 340 bin 92, 2016 yılında ise 378 bin 612 kişinin kliniklere başvurduğu görülüyor. Ancak sigara içenlerin oranı düşünüldüğünde sigarayı bırakmak üzere başvuranların oldukça düşük sayıda olduğu görülüyor. Zira OECD’nin iki yıl önceki raporuna göre ülkemizde sigara içme oranı yüzde 23.8. Bu oran neredeyse 15 milyonluk bir kitleye tekabül ediyor.
 
 
 
 
banner18
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murat KAFKAS 4 yıl önce

Bu nasıl bir tedavi ? Yapılabilecek olsa zaten insanlar sigara bağımlısı olmazlardı.

banner5

banner1