banner25

Günümüzde pek çok ülke tarafından yeşil ekonomi için yeşil hedeflere ulaşmak oldukça maliyetli kabul edildiğinden; yeşil ekonomik düzeni kurmak birçokları tarafından oldukça imkansız görünmektedir. Hem enerji verimliliğini sağlamak hem de temiz yenilenebilir enerji kaynakları oluşturmak için ülkeler ekonomilerinin yıllık GSYİH'nın en az yüzde 2'sini istikrarlı biçimde yeşil ekonomiyi sağlayacak yatırım fonlarına aktarmalıdırlar.  

Yeşil ekonomi hedeflerine ulaşmak tahmin edileninde ötesinde oldukça yüklü miktarda yatırım maliyetlerine katlanmayı da beraberinde getirmektedir. Yatırım maliyetleri ülkelerin yeşil ekonomik düzene geçmesinde en caydırıcı faktördür. Hâlbuki söz konusu yatırım maliyetlerine katlanan ülkeler yeşil ekonomi hedeflerine kolayca ulaştıklarında çevresel birçok sorunun neden olduğu daha yüksek miktarda görünmez maliyeti azaltmaktadırlar. Bu ülkeler görünürde aslında kaybediyor gibi görünmekteyken; gerçekte kazanmaktadırlar.

Yeşil ekonomi yatırımları günümüzde pandemiyle önemi daha da artan yatırımlardır. Sanayileşmiş ve gelişmiş pek çok ekonomide artık yıllara göre ne kadar enerjiye ihtiyaç duyulacağı tahmin edilmeye çalışılmakta ve ülkeler kendilerine yıllara göre verimlilik hedefleri belirlemektedir. Yeşil ekonomi yatırımları sayesinde sadece çevresel sorunlarla baş edilmemekte aynı zamanda yeşil ekonomi canlandığında istihdama katkı da sunulmaktadır. İstihdam artışıyla birlikte sadece yeşil ekonomi gelişmekle kalmayıp; dünya genelinde makro ölçekte birçok ekonomide gelişmeler kaydedilmektedir.

Günümüzde artık ekonomilerde yaygın biçimde uygulanan çevre duyarlılığını artırmaya yönelik sübvansiyonlar olmadan temiz enerji kaynağının oluşturulması ve geri dönüşümün sağlanarak çevrenin korunması pek de mümkün değildir. Sübvansiyon nedir? Sübvansiyonlar devlet destekleri, teşvikleri vb. devletin kişi ve kurumlara belirli amaçlar uğruna sağladığı karşılıksız yardımlardır.  Toplumda çevre bilinç oluşturulmak istenildiğinde ya da doğayı korumak için kişi ve kurumların politika ve stratejiler geliştirmeleri beklendiğinde; bu kişi ve kurumların yeşil ekonomiye karşı çıkmalarının en temelinde yatan nedenin finansal nedenler olduğundan bahsetmiştim. Dolayısıyla devletlerin sübvansiyon adı altında bu kişi ve kurumlara ayırdığı geri ödemesiz finansal kaynaklar, yeşil ekonomik hedeflere ulaşılmasını ve ülkede yeşil ekonomik düzenin kurulmasını hızlandıracaktır.  

Yeşil ekonomilere sahip gelişmiş ülkeler işte tam da bu sübvansiyonları fazlaca topluma sağlayan ülkelerdir. Böyle ülkelerde sürdürülebilir enerji kaynakları oluşturma ve çevresel iyileşmeyi sağlama öncelikli ekonomik hedefler arasındadır. Gelişmiş ülkeler yeşil ekonomilerin sürdürülebilir olması için ise ne tür sanayi politikaları oluşturmaları ve yeşil ekonomiyi kalkındıracak yatırımı nasıl en üst düzeye çıkarmaları gerektiğini en ince detayına kadar hesaplamakta ve buna yönelik devlet politikaları geliştirerek; kamu kurumlarında yıllık hedefler çerçevesinde bu politikaları uygulamaktadırlar. Öte yandan yeşil ekonomiye sahip gelişmiş ülkelerde yeşil büyüme hedeflerini gerçekleştirebilmek için izlenen bir başka yöntem ise özel ve kamu ortaklıkları kurmaktır.

İklim değişikliklerinin getirdiği sorunlar vb. toplumu ve ekonomileri yakından etkileyen çevresel sorunların çözümüne yönelik bir önlemin alınmaması ve bu çevresel sorunlar adeta hiç yokmuş gibi davranılması pratikte oldukça yaygındır. Bu tutum çoğunlukla ekonomik açıdan ülkelere bu sorunları giderebilecek olası çözümlerin getirdiğinden daha fazla maddi külfet getirmektedir. Çünkü ülkeler bu çevresel sorunları görmezden geldikçe telafisi mümkün olmayan maddi zararlar meydana gelmekte ve çevresel sorunlar daha büyük afetlere ve sıkıntılara neden olmaktadır.

Günümüzde artık toplumlar günden güne çevreye karşı duyarlılık kazanarak bilinçlenmekte ve doğayı korumaya yönelik eylem planları hazırlamaktadırlar. Birçok ülke ise çevre sorunlarına karşı aldıkları eylemsizlik kararları neticesinde çevrede meydana gelen daha büyük sorunlardan sorumlu tutulmakta ve böyle ülkeler son günlerde toplum tarafından çevreyi iyileştirmeye yönelik aksiyonlar almaya zorlanmaktadır. Özellikle içinde bulunduğumuz pandemi dönemi ekonomiyi yeşillendirmenin son derece gerekli olduğunu gözler önüne sermiştir. Herkes kabul etmelidir ki; artık küresel ekonomik büyüme ne sadece sanayileşmeye ne de uluslararası ticarete bağlıdır. Yeni dönemde küresel ekonomik büyüme yeşil ekonomik büyümeye bağlı olacaktır. O bakımdan bireyler ve kurumlar yeşili sevmeli ve çevreye duyarlı nesiller yetiştirmelidir.

Doğayı korumak en başta ülkelerin görevidir.  Yeşil ekonomi kendine sürdürülebilir refah bir yaşam sağlamak isteyen her birey için oldukça önemlidir.  Bu yüzden toplumda bir an önce yeşil ekonomilerin insan hayatında olmazsa olmaz olduğuna dair bilincin oluşturulması gerekmektedir. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner1